SON DAKİKA

Ülke gergin,Vatandaş tedirgin

Bu haber 02 Haziran 2013 - 18:15 'de eklendi ve 15 kez görüntülendi.

Türkiye istisnasız her alanda, AKP’nin 11 yıldır uyguladığı yıkım politikalarının, yanlışların ve teslimiyetin ağır bedelleriyle karşı karşıya kalmıştır. İçeride, dışarıda, ekonomide, sosyal politikalarda hakim olan tek şey, çatışma, kayıp ve karamsarlıktır. Terör ve bölücülük çığırından çıkarken, istatistikler, adi ve ekonomik suç oranlarının her yıl katlanarak gittiğini ve patlama yaptığını ortaya koyuyor.

GÜNDE 22 TECAVÜZ VAKASI

Bu tespitimizi, basına yansıyan örneklerle detaylandıralım. Emniyet Genel Müdürlüğü kendi internet sitesinde suç istatistikleri yayınlardı. Ancak, son yıllarda bunu kaldırdı. Çünkü, AKP ile birlikte inanılmaz bir suç patlaması yaşandığı ortaya çıktı ve bunun izahı hiçbir türlü yapılamadı. Çareyi, bu istatistikleri kaldırmakta buldular. Buna rağmen vahameti gizleyemiyorlar. Nitekim, Adalet Bakanı Sadullah Ergün bir soru önergesine verdiği cevapta günde 22 tecavüz vakası yaşandığını açıklamak durumunda kaldı. Bu sadece resmi makamlara yansıyanlardan elde edilmiş bir veridir ve belki çok daha fazlası örtbas edilmektedir. Kaldı ki, sorun çok daha büyük ve detaylıdır. Toplumun bütün kesimleri gergin ve tedirgindir. Bu durum günlük hayatın her alanına yansımaktadır. Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç bir toplantıda yaptığı konuşmada bu duruma özellikle dikkat çekti ve şunları söyledi: “Gerilim öfkeyi, öfke de nefret söylemini beslerken, diyalog ve uzlaşma zeminini kaybediyoruz. Nefret ve çıkar kültürünün sarmalından toplumun ruh dünyası zarar görüyor. Sokakta, meydanlarda, okulda, statlarda, eğlence yerlerinde, trafikte, medyada, televizyonda hakim olan şiddet ve gerilim, geleceğin Türkiye’sinin en önemli potansiyel tehlikesidir.”

OECD RAKAMLARI

OECD’nin birkaç gün önce açıklanan raporunda, Türkiye’nin ekonomik ve sosyal yönden nasıl bir açmazın içine düştüğü rakamlarıyla gösterilmiştir. Gelir dağılımındaki bozukluk, gelirdeki düşüklük, refah seviyesinin yerlerde sürünmesi, ümitsizlik ve çaresizlik çok çarpıcıdır ve bütün bu alanlarda üye ülkeler sıralamasının sonlarında yer almaktayız. Bu rakamlar AKP’nin ekonomideki bütün övünmelerinin ne kadar boş ve yanıltıcı olduğunu da kesin şekilde ispatlamıştır. İşte size, din ve ahlak istismarını kimseye bırakmayan AKP’nin 11 yıllık iktidarının toplumu ve ülkeyi ne hallere getirdiğinin özeti. Söylem din, iman olurken; icraat yalan, talan ve ihanet olarak gerçekleşirse, varılacak sonuç ancak burası olabilir.

YAVUZ SULTAN SELİM’İ BİLE İSTİSMAR ETTİLER

Bir başka örnek İstanbul’a yapılacak olan 3’ncü boğaz köprüsü etrafında yaşananlardır. Köprünün gerekliliğini, başbakan Erdoğan’ın İstanbul Belediye Başkanlığı döneminde böyle bir projeyi “katliam” olarak değerlendirirken, bugün yüzseksen derece tersi şeyler söylemesini bir kenara bırakıyoruz. Temeli atılan köprüye “Yavuz Sultan Selim” ismi verilmesi de bizi rahatsız etmez. Ancak, AKP’nin her işinde, her sözünde, her eyleminde olduğu gibi, burada da başka hesapların bulunduğu ve toplumu gerecek, çatıştıracak ve bölecek yeni istismar alanları oluşturulduğu anlaşıldı. Yaptıkları en doğru işten bile bir huzursuzluk, bir çatışma ve bir bölünme çıkarmayı başarıyorlar. Ve ne acıdır ki, tarihi şahsiyetler bile bu oyunlara alet ediliyor. Yavuz Sultan Selim ismini getirip İmralı’daki bebek katilinin değerlendirmelerini haklı çıkaracak bir ihanet açıklamasına dayanak yapmayı becerebilmek, ancak AKP gibi gizli gündemi, özel hesabı olan ve BOP’a saplanmış bir zihniyetin işi olabilir.

TAKSİM ÇATIŞMASI

Benzer durumu Taksim’deki gezi alanı tartışmalarında ve meydana gelen olaylarda yaşıyoruz. Ne kadar doğru ve haklı bir iş yapılıyor olsa dahi, dayatma, bildiğini okuma ve kendinden başkasını yok sayma anlayışı, beraberinde şiddeti ve çatışmayı da getiriyor. Kaldı ki, yapılanan doğruluğu da tartışılır. Sonuç İstanbul’un göbeğinde yaşanan büyük bir kargaşa, yeni bir çatışma, biber gazı, cop, yaralanmalar ve huzursuzluktur. Ne olacağını, bu çatışmanın nerelere kadar ulaşabileceğini de kimse kestiremiyor.

YAZICI’NIN İTİRAFI

Bunlarla kalsak şükredeceğiz. Aklı başında bir hükümet gelir, milletin beklentilerine, inançlarına uygun işler yapar ve kısa zamanda tansiyonu düşürür. Özel hesaplar yerine toplumun beklentilerini, ülkenin menfaatlerini öne alır ve huzuru sağlar. Ancak, bütün bu yaşananlar, bu gerginlikler, ülkenin varlığını ve birliğini yok etmeye yönelik projeleri, büyük ihanetleri gölgelemekte kullanılıyor. Çatışma ve gerginlik bir siyaset tarzı olarak öne çıkarılıyor. Nitekim, sayın başbakan kırıcı ve hakaret yüklü üslubunu böyle bir yaklaşımla savunmuş ve bunu övmüştü. Bu toz duman içinde Türkiye bir bölünmenin eşiğine getirilmiştir ve artık bunun adını koymak ve gereğini yapmak istiyorlar. AKP’nin yeni Anayasa’dan kastı tamamen budur. Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı’nın yeni anayasa yapım sürecinde değişmez maddelerin de yeniden yazılabileceğini söylemesi ve “O maddeler yeniden yazılırsa kıyamet mi kopar?” demesi, niyeti de, hedefi de açık şekilde ortaya koyuyor. Anayasanın ilk 3 maddesinin değiştirilmesini niçin istediklerini ve bunu başarmaları durumunda ne olacağını, PKK’nın söylemleri ve AKP’nin bugüne kadar yaptıkları ibret verecek biçimde belgeliyor. Türkü, Türkiye Cumhuriyeti’ni, milliyetçiliği boşuna ayakları altına almıyorlar. Bu 3 maddeyi de ortadan kaldırmakla ayaklar altına almakla da kalmayacak, tamamen yok edeceklerdir. Yıkım sürecinin akıbeti bunu yapmalarına bağlıdır.

DİĞER ORTAK PKK MEYDAN OKUYOR

Nitekim, Türk milletinin nasıl bir kandırmayla karşı karşıya kaldığını, çatışmanın ve bölünmenin ne kadar yakın ve yakıcı olduğunu AKP’nin diğer ortağı olan PKK’dan gelen açıklamalar gösteriyor. Kandilli Karayılan bir takım şartlar ileri sürmüş, tehditler savurmuş ve sözde çekilen eli kanlı teröristlere gittikleri yerde savaş eğitimi verileceğini ilan etmiştir. Eğer söylendiği gibi bir barış süreci yaşanıyorsa, bu savaş eğitiminin maksadı nedir? Şu tesadüfe bakınız ki, bu sürüngenin ileri sürdüğü şartlarla, AKP’nin yeni Anayasa taslağı tamamen örtüşmekte ve biri birini tamamlamaktadır. Bu gidişin sonunun daha büyük çatışma, daha büyük bölünme ve yıkım olacağı bütün ayrıntılarıyla ortaya çıkmıştır.

SURİYE BATAKLIĞI

Ülkenin nasıl bir çıkmazın içine sokulduğunun, ayrışma ve çatışmanın nerelere kadar uzanabileceğinin ve bu uğurda Türkiye’yi savaşa sokmaktan bile çekinmeyeceklerinin bir başka ispatı Suriye politikalarıdır. Obama’nın elindeki beyzbol sopasıyla yön verdiği Suriye politikalarının, Türkiye’yi sonu kestirilemeyen bir bataklığa sapladığını ibretle görüyoruz. Ve çok ağır bedeller ödüyoruz. Reyhan’lı da tarihin gördüğü en büyük terör eylemi yaşandı ve 52 vatandaşımızı kaybettik. Yarın ne olacağını kimse kestiremiyor. Bu belirsizlik başta bölgede yaşayan vatandaşlarımız olmak üzere bütün Türkiye’yi daha da geriyor, daha da tedirgin ediyor. Bu gerginlik beraberinde yeni ayrışmaları, yeni kamplaşmaları ve yeni çatışmaları getiriyor.

Durum ortadadır. Türkiye AKP elinde yorulmuştur. Telaş ve tedirginlik artmış, gerginlik büyümüş, bölünme tehdidi yakınlaşmıştır. Yapılan açıklamalar ve icraatlar hiçbir ümit vermediği gibi, ümitsizliği daha da arttırıyor. Tek çıkış yolu bu zihniyete ilk sandıkta bir son vermek ve ülkeyi rahatlatmaktır.

Orhan Karatasorhan@asikurtlar.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.