SON DAKİKA

Üçlü Seçimlerden Zaferle Çıkmak İsteyen Partilere Öneriler

Bu haber 13 Kasım 2013 - 6:30 'de eklendi ve 9 kez görüntülendi.

Kenan Keskin

Her seçim öncesi olduğu gibi, önümüzdeki seçimler öncesi de af ve müjde söylentileri ayyuka çıkacak. Bu dönemin diğerlerinden ayıran çok önemli bir özelliği de tek değil, üç seçimin neredeyse bir yıl içinde yapılacak olmasıdır. Daha da önemlisi Kurtuluş Savaşından bu yana kemer sıkmaktan bıkmış olan halkın kendisini doğrudan ilgilendirmeyen, uçuk seçim vaadlerinden artık bıkmış olmasıdır.
Mesela;
– “Yerli otomobil, uçak, yol, köprü, tünel yapacağız..”
– “Trakya’da gaz, Güneydoğu’da petrol yatakları bulduk. Mazot 1 lira olacak..”
– “Milli gelirimiz 3 bin dolardan 13 bin dolara çıkacak..”
– “Herkese bedava maaş, ev, araba..”
– “Vatan, millet, din, dil ayrımı yapmayacağız. Size ileri demokrasi getireceğiz..”
gibi söylemleri halk artık yemiyor.
Herkes biliyor ki devlet büyüdükçe halk onun altında eziliyor. Eskiden, gezmesek te, görmesek te bizim olacağına inandığımız köyün, artık bizim
olmadığını öğrendik.

Şimdi siyasi partiler üçlü seçim döneminden zafer ile çıkmak istiyorlarsa, halkın geçimini ve geleceğini doğrudan ilgilendiren sosyal güvenlik konusunda neler yapacaklarını açıklamak zorundalar.
Vekillerimizin kendilerine yaptıkları zam sonrası ellerine geçen paranın 20 bin liraları da aşması nedeniyle siyasi partiler halktan tamamen kopmuş vaziyette geldiler. Bunu bazı vekillerin yaptıkları “800 liraya geçinilir” türündeki saçma sapan söylemlerinden rahatlıkla anlayabiliyoruz.

Hala halkın içinde bulunan birisi olarak “Bir hizmette bulunayım ve seçimler öncesi siyasi partilere seçim kazandırabilecek alternatif söylem tiyoları vereyim.” diye düşündüm.
İsteyen ciddiye alır, isteyen okuduktan sonra gülüp geçer..
Mesela,
Kadınlara doğum borçlanmasının, erkeklere askerlik borçlanmasının kaldırılacağını, bu döneme ait sigorta primlerinin gelişmiş ülkelerde olduğu gibi devlet tarafından karşılanacağını söyleyebilirsiniz.
Mesela,
Emeklilik yaşını 65 ten 60 a düşüreceğinizi, çalıştıkça emeklilikte bağlanacak emekli maaşınızı düşüren saçma emekli maaşı hesaplama sistemini değiştireceğinizi, bu güne kadar farkında olmadan çalıştığından emeklilik aylığını düşürmüş olanlar için de intibak getireceğinizi vaad edebilirsiniz.
Mesela,
Neti 730 lira 28 kuruş olan asgari ücreti ve 600 liraya kadar düşmüş olan emekli aylıklarını hiçbir zaman açlık sınırının (1064,26) altına düşürmeyeceğinizi, amacınızın bu miktarları yoksulluk sınırına (3466,65) yükseltmek olduğunu açıklayabilirsiniz.
Bu konularda görüşlerinizi net bir şekilde açıklar, bu konuları parti programınıza yazar ve seçimler öncesinde de bizzat lideriniz ağzından duyurursanız şu anda bulunduğunuz oy düzeyini en az %20 daha arttıracağınız garantisini verebilirim..

“Ben genel konularda değil, doğrudan nokta vuruşu yapmak istiyorum” liderler için de bir önerim var:
Üç büyük partinin liderinden bir tanesi çıkacağı her seçim meydanında “Emeklilikte Yaşa Takılanların 1999 depremi sonrası çalınan haklarını iade edeceğiz..” sözünü versin yeter.
Bu konudan hala mağdur durumda bulunan tam 5 milyon kişi var. Üstelik bunlar parti fanatikliğini de bırakmış vaziyetteler, yaptıkları her açıklamada “Sorunumuzu hangi parti çözerse oyumuz ona” diye açıkça beyanda bulunuyorlar.
Hepsi de oy verme çağında 5 milyon kişi..

Eşleri ve çocukları ile birlikte neredeyse 20 milyon oyu yönlendirme gücüne sahipler. Bu sözü inandırıcı bir şekilde verdiğinizde en az 10 milyon oyu yanınıza çekersiniz.

Hala partilerin içinde halktan kopmamış bazı vekillerin olduğunu ve bazı partilerin özellikle bu konuda daha şimdiden çalışmalara başladığını da biliyorum.

Ancak ikna etmeye çalıştıkları kitlenin de 45-50 yaşlarında eğitimli insanlardan oluştuklarını unutmasınlar. Bu insanları ikna etmek istiyorlarsa söz seçim meydanlarında mutlaka Liderin ağzından çıkmalı ve bu kişiler için neyin yapılacağı seçim beyannamelerinde açıkça yazılmalıdır.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.