SON DAKİKA
istanbul bayan escort escort mersin

Üç Hilal’in Ayyıldız’a Adanmışlığı

Bu haber 14 Kasım 2012 - 11:18 'de eklendi ve 38 kez görüntülendi.

SUKRU ALNIACIK

Ülkücüler ve Atatürkçülük – 2

Ülkücü teoriyle yeni Türk devletinin kuruluş ve varlık felsefesini oluşturan Atatürk ilkeleri arasında bir çatışma yoktur. Türk Milliyetçileri, pratikte dört ayrı dönemde, Atatürk’ü yanına almaya çalışan dört farklı grupla karşı karşıya kalmışlardır.Bu gruplar ve dönemler şunlardır:

1944’te İnönü ve Anadolucular,

1960’ta 27 Mayıs darbecileri,

1970’lerde Sosyalist devrimciler

1980’lerde 12 Eylül darbecileri

Bu gruplardan üçü, (1, 2 ve 4) parlamenter sistemin demokratik ve ayıplı mağluplarıdır. Diğeri ise 1970’lerde sokağın illegal ve kanlı mağlubu olan Marksistlerdir.

1)1944’te İnönü, milli ruhtan uzak olan, dolayısıyla da makama ve maaşa tamah edereksarayı korumak için her gelene eğilen bir Osmanlı paşası gibi “genç Türk devletini hızla yaşlandırarak,”II. Dünya Savaşı galiplerinin dümen suyuna sokmuştu.

Hitler’in Avrupa’yı istila etmeye başladığı 1939’dan 1942’deki Normandiya çıkarmasına kadar NAZİ yanlısı bir siyaset izleyen İnönü, 1942 ile 1945 arasında doğu Avrupa’da Kızıl bayrağın yeniden yükselmesiyle birlikte içeride operasyona girişmiş ve Kızıla bürünerek, Moskova’yı teorik olarak rahatsız eden Türkçüleri tutuklatmıştı. BöyleceTürkçüler, ilk olarak o günlerde,CHP’nin temsil ettiği “Kemalist merkez”in dışına savrulmuşlardır.

Milliyetçileri, Halk Evlerinin, Köy Enstitülerinin yani eğitim ve kültür hayatının dışına iterek onlara “gayri resmi” örgütlenme yolunu açan bu savrulma, 1970’lerde Ülkücülerin, illegal devrimci sol fraksiyonlar karşısında çatışan bir taraf olmasınınnedenlerinden biridir.İnönü’nün dış politikaya endeksli iç harekâtlarından sonra Türkiye Cumhuriyetinin Milli Eğitim Bakanlığı, Atatürkçü değil, Leninci, Milliyetçi değilKomünist yetiştiriyordu.

-Bugün Herekol dağında düşen helikopterin pilotlarının yetişmesinde CHP’nin ve Köy Enstitülerinin ne kadar payı varsa Kandil’den gelen RPG-7’li militanların yetişmesinde de o kadar payı vardır.

2)1960’ta İnönü’nün darbeci Albayları, Demokrat Parti’nin bu gidişi, parlamento gücüyle önleme çabasını, “başbakan öldürerek” geri çevirdiler. Alparslan Türkeş’i sivil bir siyasi örgütlenmeyle Milliyetçiliği hakim kılmaya sevk eden ikinci tarihsel neden de budur. Askerin siyaset kurumu üzerindeki vesayeti, çoğu kez Atatürk’e sadakatle maskeleniyor, Atatürk’e karşı adeta sivil bir nefretin tohumları atılıyordu.

– Bugün yerli malı insansız hava aracı yapabilen mühendislerin yetişmesinde CHP’nin ve 27 Mayısçıların ne kadar payı varsa, AKP iktidarının kurulmasında da o kadar payı vardır.

3) 1970’lerde “faşizme, pahalılığa ve gericiliğe karşı” Atatürk’ün 1920’lerdeki “Sovyet dostluğu” tarafını öne çıkaran devrimci sol, resmi ideolojiyle dengelenemeyecek kadar merkezden uzağa savrulmuştu. Devrimci solun bizde bir türlü tam olarak anlaşılamamış olan siyaset modeli, propagandanın rengini “griden karaya doğru” koyulaştırarak kolayca yalan söyleyebilmeye dayanıyordu. Bu dönemde “Atatürkçülük yalanı”nı da kimseye bırakmayan Devrimci Gençlerin karşısına çıkan Ülkücü Gençlerin sokakta “Atatürkçülüğü tashih ederek benimsemeye” vakitleri olmamıştı.

– Bugün medyada hala “devrimci sola torpil geçilmesinde” 70’lerdeki kara propaganda karşısındakisafdilli yaklaşımın ne kadar rolü varsa, AKP hükümetinin devrimci lisanını, beşeri dillerden biri zannederek Oslo müzakerelerine katılmasında da o kadar rolü vardır.

Bölücü kurnazlık, 60’larda Kemalizm’i, 70’lerdeSosyalizmi, 80’lerdeLiberalizmi ve günümüzde deIlımlı İslam’ı kullanarak adım adım hedefine yaklaşmaktadır.

4) 1980’de 12 Eylül darbecileri, Atatürkçülük adına öncekileri aratmayacak büyük bir hata yaptılar. Mamak’taki C-5 uygulamalarından sonra Ülkücülerin, Diyarbakır cezaevindeki ağır yaşam koşullarından sonra Devrimcilerin aklında Atatürk denince akla işkence geliyordu. Ayrıca sol ve sağ etkin güçlerin ezilmesi, derinden yürüyen ve ABD’nin yeşil kuşak politikasıyla rahatlayan İslamcıların da önünü açmıştı. Darbecilerin asker kafasıyla icra ettikleri,”Atatürkçü bir nesil yetiştirme çabası” da Özal liberalizmi ve iletişim çağı operasyonları karşısında etkisiz kalmıştı.

– Bugün ülkedeki AKP iktidarı, hem varlığını hem de Basın, Üniversite, Yargı, Bürokrasi ve TSK üzerinde operasyon yapabilme kabiliyetini, Atatürkçülükle yola çıkan 12 Eylül askeri rejimine borçludur.

Atatürk, Türkiye Cumhuriyetini, Cumhuriyetçi, Halkçı, Devletçi, İnkılapçı ve Laik olduğu için kurmamıştır. Atatürk Milliyetçi olduğu için Türkiye Cumhuriyeti var olmuştur. Cumhuriyetin ve bütün diğer ilkelerin temelinde Milliyetçilik vardır.

Dolayısıyla bir Türk Milliyetçisinin Atatürk ilkeleriyle mesafeli olması düşünülemez.

MHP’nin kuruluş felsefesi, geçmişe saygılı olarak bu yeni milli varlığa sahip çıkmaktır.

Parti bayrağında verilen okkalı mesaj ise Osmanlı siyaset modelinden tamamen bağımsız olarak…

“Üç Hilal’in Ayyıldız’a adanmışlığı”dır

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.