SON DAKİKA

Evet, Yine Bahçeli…

Gündem Yazıları

Yenikapı Ruhu….

Gündem Yazıları

Tuva Türkleri

Bu haber 25 Kasım 2012 - 11:34 'de eklendi ve 66 kez görüntülendi.

Sibirya’nın doğusunda bulunan 170 kilometrekarelik yüzölçümü olan, 360 bin nüfuslu Tuva Cumhuriyeti, zengin kömür, altın ve kobalt yataklarıyla biliniyor. Ülkenin kuzeyini boydan boya çevreleyen Sayan Dağları; adeta Rusya’yla doğal bir sınır teşkil etmektedir. Bu dağları aşma güçlüğünden dolayı, Sibirya’nın hemen bütün yerlerine ulaşan demiryolu ağı Tuva Cumhuriyetine girememiştir. Ülkenin güneyinde ise Altay Dağlarının Doğu sınırı olan Tannu-ula sıradağları bulunur. “Ülke topraklarının % 82si dağlık, %18i ise ovalarla kaplıdır. En yüksek silsile 3976 metreyle Möñgün Tayga (Gümüş Orman)dır”. Dağlık bölgelerin büyük bölümü aynı zamanda ormanlarla kaplıdır.

Tuvaları diğer Türk topluluklarından ayıran en belirgin özellikleri Budist-Lamaist oluşlarıdır. Budizm Tuva’ya 13-14. yüzyıllarda gelmiş fakat yaygınlaşması XVIII. yüzyılın ilk yarısından itibaren olmuştur. Tuva’da Budizm inancı kabul edilmekle birlikte, kamlık inancı da ortadan kalkmamış, iki inanış birlikte yaşanmış ve yaşanmaya devam etmektedir. “Tuva’da uygulandığı biçimiyle Şamanizm, insanları şaman aracılığıyla yukarı ve aşağı dünyanın ruhlarına bağlayan bir inanç sistemidir. Şaman vecd haline (hipnoz durumu da denir) geçiş sayesinde atalarının ve doğanın ruhlarıyla konuşarak kehanette bulunabilen ve geleceği tahmin edebilen, ruhlarını kaybetmiş ya da hastalıktan ıstırap çeken kişileri iyileştiren ve topluluğun sağlığı için ayinler yapan dinsel uygulayıcıdır. Kamlar kamlık kökenlerini sanatlarını icra ederken dile getirirler. Bu daha çok törenin başladığı sırada, kamın kendisini tanıtması sırasında olur. Kam kökeninin gücünü belirtirken, kendilerine seslendiği ruhlara daha inandırıcı gelmekte, onların sözünü niçin yerine getirmeleri gerektiğini belirten açıklamalar yapmaktadır

Tuva Geleneklerine Göre Tuvalıların Dokuz Kutsalı

1.Güneş
Güneş olmadan hayat olamayacağından hayatımızın kaynağı güneştir. Güneş ışığıyla yeryüzünü aydınlatır ve ısıtır.Bu yüzden sabah kalkınca kaynatılan sütten güneşe saçılır. Tuva insanı güneşten mutluluğunu, ruhunun derinliklerinden iyi dileklerinin yerine gelmesini ister:

2. Ay
İhtiyarların anlatımlarında ay eskiden beri, günleri, ayları ve yılı belirlemeye yarayan güçlü bir ışıktır. Ay, güneş, anne, baba kelimeleri Tuva geleneklerinde birbirleriyle karşılaştırılarak verilir. Bir dörtlükten örnek verelim.Çıkan ayın aydınlığını gören, okuma yazması olmayan Tuva insanları, o ayın durumundan nasıl bir yağış olacağını, karın yağacağını, rüzgârın eseceğini veya havanın güneşli olacağını bilirlermiş.

3. Gök
Eski Tuvalar göğü “hayırakan” diye adlandırmıştır. Burada “hayırakan” “ilk”, “ön” anlamındadır. İnsanın yaratılması inancına göre Tuvalar göğü “ata” olarak görmüştür. “Gök- atam” terkibi buradan doğmuştur..Gök insanın atasıdır. Göğün meyvesi ak damlalardır. Bu damlalar yer anaya düşünce hayat olur. Bu yüzden Tuva insanı eskiden beri göğe tapınmıştır.

4. Yer
Yeryüzü güneşin sabah doğup, akşam olunca battığı yerdir. İnsanın doğduğu yer yeryüzü ile gökyüzü arasındadır. İnsanoğlu yeryüzüne bağlıdır. Çünkü doğduğu zaman göbek bağı doğduğu yere gömülmüştür.Yeryüzü insanoğlunun dokuz kuşaktan beri yaşadığı yer. Bu sebeple “atalarımızın yurdu” denir. İnsanın ata yurdu ayla, güneşle eş değerdedir. İnsanoğlu doğduğu yeri kötüleyemez. Çünkü orası atalarının yattığı yerdir.Yeryüzü, bu gökyüzünün altında nehirler, dağlar, ovalar ve çadır yerinin bulunduğu yerdir. “Yer anam!” Sözü Tuvaların yeryüzüne ettikleri duadır.

5. Su
Eski Tuva geleneklerinde suyun “sahib”i vardır. “Su başı yeryüzünün nabzıdır. Herhangi bir kimsenin kışlağının veya yaylasının yanında su başı varsa, o insan çok zengin olur. Su başına rastlayan insan sudan üç avuç içerek, üç defa dua ederse yolu ak olur. ““Suyun sahibi vardır. Su gece gündüz akar. Su başı kirletilirse , sahibi kızdırılmış olur. Suyun sahibini kızdıran kişinin kolu bacağı eğilir. Bu sebepten su başı kirletilmez, ona saygı gösterilir.

6. Aşıt
Aşıtlar “eelig” (sahipli)’dir. Acelesi olan insan aşıta geldiğinde atından iner. Dağ sahibine duasını ettikten sonra, atının kuyruğundan kılı keserek taşların üzerinde bulunan kuru ağacın bir koluna bağlar. Aşıda gelen insan taş kümesinin içine mutlaka bir taş bırakmalıdır. Yanında bulunan yemeklerden bir parça taş yığının yanına bırakılır. İçeceklerden dua eşliğinde bir miktarı saçılır. “Aşıt aşılırsa, hayatın bir zorluğu atlatılır.” diye atalarımızın sözü var

7. Ayı
Ayıya tapınma tarihin bilinmeyen zamanlarından kalan bir inançtır. Ayıdan erenlerin (putların) bulunması bunun için bir işarettir. Güçlü Şamanların evinde ayıdan put mutlaka bulunur.

8. Yedigir
Yedigir yıldızı, eskiden yeryüzünde yaşamış yedi oğlandır. Yedi oğlan gökyüzüne uçup çıkmıştır. Bu yedi oğlanla ilgili efsane şöyledir: Yer ve gök oluştuğu, insanoğlu yeryüzüne geldiği zaman imiş. Bir karı kocanın yedi sarı başlı (saçlı) oğlu varmış. Karı koca çadırlarında ölüp kalmışlar. Bir ahır dolusu yılkı bozkırda kalakalmış. Tan atarken kardeşler kavga etmişler. Hiç kimse yılkının yanına gitmek istemiyormuş. Ağabeyin sözünü kardeş, kardeşin sözünü ağabey dinlemiyormuş. Yedi sarı saçlı kardeş birbirleriyle inatlaşarak çadırlarında otururken gökyüzüne doğru uçuvermişler. Yedigir olup gökyüzünde kalmışlar. O zamandan beri yedi kardeş, Yedigir olup bir arada bulunsa da birbirleriyle hiç konuşmazlarmış.Bu efsaneden “insanların akrabalarıyla aralarını açmamaları gerektiği” öğüdü ortaya çıkmaktadır. Eski Tuva şarkılarında Yedigirle ilgili olanları da vardır:

9. Süt
Süt ak renklidir ve Tuva insanı onun kendisine en faydalı şeylerden biri olduğuna inanmıştır. “Süt gibi temiz insan” sözü kalbinde kötülüğü olmayan, insanlara faydası dokunan kimseler için kullanılır. “Sütle dolu kova devrilmez, mutluluk kaybolur.” Bu sözde ise sütün hem kutsallığı vurgulanmakta, hem de sütün zenginliğin işareti olduğu belirtilmektedir.Yeryüzünde ak ile kara varolduğundan beri insanın hayatında iyilikler ve kötülükler ortaya çıkmıştır. Gökyüzünün öfkesini süt geçirir. Bu sebepten Tuva geleneğine göre süt yere dökülmez. Gök gürleyip şimşek çakmaya başladığında sütten saçı saçılır. Böylece yıldırım çakmasının önüne geçilmiş olur. Akşamleyin ve gece çadırın içerisinden dışarıya süt çıkarılmaz. Çıkarılırsa emzikli kadının sütü çekilir. Sütle dolu kazan ocağın üzerinden devrilirse oymak, otlak kuru kalır. Süt dolu tencere devrilirse, insan kötü bir ölümle ölür. Süt! Ak süt! Tanrı içeceği süt! Tuva insanının ak sütü saçıp yalvarma inancı eskiden beri var olagelmiştir Bundan sonra da devam edecektir. Tanrısına süt saçan kişi, çoluk çocuğunun sağlıklı, tok yaşamasını diler. “Süte saygılı olunuz” sözü mal besleyiniz, zengin yaşayınız demektir. “Süt dökme, karnın acıkır.” Sözü mal beslemezsen aç kalırsın demektir. Tuvalar Ay yılına göre yeni yıl kutlaması yaparlar. Bu kutlamalara Şaaga denir .Yeni Yıl sabahı, Dogee Dağı’nda “San Salır” (Tanrılara ve ateşe ikramlar sunma) töreniyle karşılanır. Yerli şamanlar Yenisey Nehri kıyısına inerek kutlama törenlerine devam ederler . Kutlama törenleri arefe, birinci gün ve o ayın tamamı olmak üzere üç dönemden oluşuyor. Tuva Parlâmentosunda Türkler çoğunlukta olmasına rağmen, hükümetin Rus yanlısı bir politika izlediği dikkati çekmektedir. El değmemiş doğasıyla, muhteşem akarsuları ve gölleriyle, tertemiz havasıyla dünyanın en sağlıklı yerlerinden biri sayılan Tuva, Rus lider Putin’in yıllardır tatil için en sık gittiği yer olarak ta tanınmaktadır.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.