SON DAKİKA

“Türküm” diyen bülbüller susturuldu

Bu haber 02 Ekim 2013 - 11:26 'de eklendi ve 4 kez görüntülendi.

Liseyi yeni bitiren oğlum, “baba artık okullarda andımızı okumak yokmuş” dedi. “Üzüldün mü oğlum” diye sorduğumda; “evet baba… İlkokulda andımızı okurken; Türküm, doğruyum, çalışkanım… sözleriyle heyecanlanır, saçlarım diken diken olurdu. Ama artık okunmayacakmış…” dedi.

Orta ikinci sınıftaki kardeşi ise “zaten çok zamandır okumuyorduk andımızı” diyerek, fiili durumu haber vermiş oldu.

Ama inanın, ben de çocuklarım kadar üzüldüm. Sanki yıllarca kendime ait olan bir şeyi kaybettim. İçimden bir şey kopup, gider gibi oldu. Hüzünlendim, kendi çocukluğum geldi gözlerimin önüne…

Sabahın erken saatlerinde bülbüller gibi öterdik.

“Türküm!” diyen bülbüller…

Siyah önlükler ve beyaz yakalıklar içinde öten bülbüller.

Bir asker disiplini içerisinde eğitirdi öğretmenlerimiz. İlkbahar aylarında, kırlara götürülürdük, öğretmenlerimiz tarafından. O zaman da dağlarda andımızı okurduk.

Dağı, taşı inletirdik. Akarsulara Türk’ün adını şakırdık.

“Bu vatan kimin?” Şiirini, okuduğumda benim de saçlarım diken diken olurdu.

Şimdi “Türküm” diyorsak, bunu çocukken okuduğumuz andımıza borçluyuz.

Bir çocuk, isimsiz ve kimliksiz olabilir mi?

Elbette olmaz.

Ama hedefleri bu…

İsimsiz ve kimliksiz çocuklar, ne olduğunu bilmeyen nesiller yetiştirmek istiyorlar.

“Türküm” diyemeyecek nesiller.

Büyüyüp bakan olacaklar, başbakan olacaklar ama “Türk” olamayacaklar.

Ermeni cenazesinde avazlarının çıktığı kadar “Hepimiz Ermeniyiz” diye bas bas bağıracaklar fakat şehit cenazesinde bir kez Türk olamayacaklar.

Gürcistan’a gidip “Gürcüyüm” diyecekler ama Ankara’nın göbeğinde “Türküm” diyemeyecekler.

“Türküm” demek onlar için, bu kadar zor olacak. Atılan adımlar böyle bir nesil hedefi için atıldı. Bu nesle “dindar nesil” adını koymaları da tam trajik-komik bir durum…

Dindar değil ama bayağı “kindar” olduklarını yaşayarak öğreniyoruz. “Türk” ile başlayan her şeye karşı inanılmaz bir kin görmekteyiz.

Kimliklerde din hanesini boş bırakmalarıyla, okullarda andımızı yasaklamaları, aynı projenin ikiz adımlarıdır.

Kimliklerdeki din hanesine çocuklar istedikleri dini yazsınlar’ diyenler, herhalde çocukların “Türküm” demesini de engelleyerek “Ermeni’yim, Rum’um veya Süryani’yim…” demelerini bekliyorlar.

Hünkâr Hacı Bektaş-ı Veli mayası ile “Türküm” diyen Anadolu insanının kimliğine devlet eliyle müdahale ediliyor.

“Türküm” demeyi yasaklayanlar, acaba kimleri memnun etmek istediler? Hani herkes bu paketten memnun olacaktı?

“Herkes” diye ifade ettiklerinin içinde anlaşılan Türkler yok.

Sadece Türkler mi yok?

Aslında Müslümanlar yok.

Müslüman olan hiç kimse, “Türküm” ifadesinden ve Türk kimliğinden asla rahatsız olmaz. Rahatsız olanların İslamcı görünmeleri kimseyi aldatmasın, onlar azınlıkçılar.

Türkiye “Kripto” azınlıkların ve azınlıkçıların kuşatması altındadır. “Kripto” azınlıkçılar hemen hemen hepsi, İslamcı takılıyorlar.

Tabelalarda Türkiye Cumhuriyetini ve okullarda andımızı yasaklamanın, ülke yönetmekle alakası yok ama devlete ve siyasete sızmış “Kripto” Ermenicilik ve Rumculukla çok alakası var diye düşünüyorum.

İslamcı, görünmeseler kendilerini ele verecekler. Bu kadar Türk düşmanı olmanın başka izahı yok.

Eğer andımız “Türküm” diye başlamamış olsaydı, okullarda kaldırılmazdı.

“Türküm” demek, “Müslüman’ım” demek olduğundan, azınlıklar “Türküm” demekten inançları gereğince sakınıyorlar. Açılan pakette “Türküm” diye başlayan andımızın yasaklanmış olması, içinde bulunduğumuz azınlık kuşatmasının geldiği boyutları gösteriyor.

“Türküm” diyen bülbüller susturuldu.

Yusuf KARACA

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.