SON DAKİKA

Trump Ve Almanya

Gündem Yazıları

BEDAVA ÜLKÜCÜLÜK

Gündem Yazıları

KADER MAHKÛMLARINA AF

KÖŞE YAZILARI

Türk Dünyasıyla Bütünleşme Engellendi

Bu haber 08 Eylül 2014 - 18:30 'de eklendi ve 14 kez görüntülendi.

Türk Ocakları Genel Merkezi Yönetimi ve Şube Başkanları, Türkiye ve başta yakın çevresi olmak üzere dünya gündeminde yer alan meseleleri ve bazı iç meseleleri görüşmek üzere 6-7  Eylül 2014 tarihinde Ankara’da bir araya geldi. Toplantıya Genel Merkez yönetim kurulu üyeleri ile 65 civarında şube başkanı katıldı.

GENEL BAŞKAN ÖZ: İSLAM DÜNYASININ İÇİNDE FİTNE TOHUMLARI KÖPRÜTÜLÜYOR

Türk Ocakları Genel Başkanı Prof. Dr. Mehmet Öz programda yaptığı açış konuşmasında Türk Ocakları’nın bugünü ve geleceği ile değerlendirmelerin yanında güncel meseleler hakkında da değerlendirmeler yaptı. Ortadoğu’da yaşanan kaosa değinen Öz “İslam dünyası içinde köpürtülen fitne tohumları önce Irak’ta başlatılan uzun vadeli bir operasyon, bilahare 11 Eylül 2001’de İslamofobi’nin dünya çapında yaygınlaşması, Irak’a ikinci müdahale, Büyük Orta doğu projesi, Müslümanların birbirilerine kırdırılması ile günümüze geldik. Medeniyetler çatışması tezinin ortaya atılmasının ardında bilimsel bir tartışma başlatmak gayesi değil, önce Batı’nın yeni, aslında yeni değil yeniden ötekisi olarak İslam’ı koymak içindir” dedi.

GENEL BAŞKAN ÖZ: TÜRKİYE’NİN TÜRK DÜNYASI İLE BÜTÜNLEŞMESİ ENGELLENDİ

Türk Dünyası meseleleri hakkında değerlendirmeler yapan Genel Başkan Öz, Türkiye’nin bu coğrafyaya yönelik olarak reelpolitik gözetilerek eğilmesi gerektiğini ifade etti. “Türkiye’nin dünyanın yeni denge arayışları içinde kendi tarihî birikimine uygun yeni roller üstlenme çabasına girmesi doğru bir yaklaşımın ürünüdür” diyen Genel Başkan Öz, 1990’larda Türkiye’nin bölücü terör, laik-antilaik tartışması, Alevilik meselesi gibi pek çok meseleyle boğuşmak zorunda bırakılarak 1990 itibarıyla bağımsız olan Türk Cumhuriyetleri ile bütünleşmesinin engellendiğini söyledi.

“ PKK ÇÖZÜM SÜRECİYLE BİRLİKTE ÜLKEDE GÜCÜNÜ ARTIRMIŞTIR”

Genel Başkan Öz PKK terörünün geldiği duruma da değinerek gelinen durumda PKK’nın silah bırakmadan da muhatap alınan bir örgüt haline geldiğini ve Türk devletine meydan okuduğunu ifade etti. Genel Başkan Öz süreci değerlendirerek şöyle dedi: “Bugün, sürecin başında pompalanan havanı aksine PKK ülke topraklarında gücünü arttırmış, Irak’taki silahlı unsurlarını güçlendirmiştir. Şimdi IŞİD ile mücadele bahanesi ile adeta kahraman ilan edilmektedir. Vaka-i adiye haline gelen yol kesmelere, bayrak indirme, sayıca az olsa da, güvenlik güçlerini ve PKK muhaliflerini hedef alan adam öldürme eylemleri eklenmiştir. Mahalli seçimler ve Cumhurbaşkanlığı seçimleri bölgede PKK’nın baskısı altında gerçekleşmiştir. Ülkenin Genelkurmay Başkanı çözüm sürecinin yol haritası hakkında bilgi sahibi değildir. Hükümet üyelerinin çoğunluğunun da bazı genel hususlar dışında bu konuda bir fikri yoktur.” Türk Ocakları’nın en baştan beri bu uyarıları yaptığını ifade eden Öz, 17-25 Aralık süreciyle gündeme gelen “paralel” ifadesini bu süreçten önce kendisinin “PKK’nın Güneydoğu’da kurduğu yapıyı” tanımlamak için kullandığını da ekledi. Analar ağlamasının söyleminin meseleyi basite indirgemek için kullanılan bir çarptırma olduğunu ifade eden Öz, “hiç kimse analar ağlasın istemez ama mesele o noktadan çok uzaklaşmıştır” dedi.

“TÜRKİYE, IRAK VE SURİYE’DEKİ TÜRK VARLIĞINI KORUMA İÇİN HER ŞEYİNİ SEFERBER ETMELİDİR”

Genel Başkan Öz yaptığı konuşmada Ortadoğu’daki kaos ortamına da değindi. IŞİD saldırılarını Irak ile Suriye’deki iç durumu değerlendiren Genel Başkan Öz şöyle konuştu: “Türkiye, IŞİD tarafından gerçekleştirilen operasyona karşı zamanında tedbir alsaydı, bugün, 1926 şartlarının geçersiz olduğu ve oradaki Türkmenleri savunmak gerekçesiyle bir güvenli bölge oluşturabilirdi ama maalesef artık Kerkük bir kurşun atmadan Barzani’nin kontrolüne geçmiştir. Bu noktadan itibaren Türkiye Irak’ta Kerkük’ün özel statüye sahip olması ve Türkmenlerin bulunduğu bölgelerde Irak’ın diğer unsurlarına tanınan haklara sahip olması için çalışmalıdır. Suriye ve Irak’da bin yılı aşan Türk varlığının yok edilmesine karşı bütün imkanlarını seferber etmelidir.” Ortadoğu’da akan Müslüman ve Türk kanının Batı için sadece bir istatistik unsuru olduğunu ifade eden Öz, Türkiye’nin bu coğrafyada kendi tarihi rolünü oynaması gerektiğini belirtti.

“TÜRKİYE’DE HUKUK DEVLETİ VE ADALET KAVRAMI YARA ALDI”

10 Ağustos Cumhurbaşkanlığı seçimi öncesi ve sonrasındaki gelişmeleri değerlendiren Öz, gezi olayları, yolsuzluk suçlamaları, hükümet-cemaat çatışması ile bu durumun polis ve adliye sistemine yansıması gibi pek çok hususun Türkiye’de hukuk devleti ve adalet kavramını yaraladığın belirtti. “Bugün gelinen noktada AKP liderliğinin, tıpkı Gezi’de olduğu gibi, 17-25 Aralık’ta da tavizsiz ve çatışmacı bir dille rakiplerini büyük ölçüde başarısız kıldığını ve bu eylemlerin hedefindeki Parti lideri ve Başbakan R.Tayyip Erdoğan’ın ilk turda Cumhurbaşkanı seçildiğini görüyoruz” diyen Öz, bu sürecin dindarlık ve İslami vurgularla sürmesinin de yüce dinimize büyük zararlar verdiğini ifade etti. Bu durumun devam etmemesi gerektiğini ifade eden Öz, “Temennimiz odur ki, bu dalgalanmanın ardından bir normalleşme dönemi gelsin ve Türkiye gerçek gündemine dönsün” dedi.

TOPLANTI İKİ GÜN SÜREN ÜÇ OTURUMDA GERÇEKLEŞTİ

Toplantı üç oturum halinde gerçekleşmiştir. İlk oturumda Türk milletinin varlığı ve bekasının teminatı olan gençlik ve gençliğin eğitimi sorunları masaya yatırılmıştır. Bu çerçevede, gençlerin ve kadınların eğitimine önem verilmesi, Ocak camiasınca özellikle sosyal bilimler alanında eğitim veren yüksek eğitim kurumu kurulması, ilkokuldan liseye kadar özel okulların ve Türk Ocakları Eğitim Kültür Vakfı gibi bunları destekleyecek vakıfların kurulması gündeme getirilmiştir. Eğitimin her kademesinde başarılı öğrencilere burs verilmesi ve yüksek öğretimde başka illerden gelen gençler için barınma imkanları sağlanması; gençlere uzaktan eğitim imkânı sağlanması, gençlerle ilgili yeni yayınlar ve dergi çıkartılması önerileri gündeme getirilmiştir. Eğitim ve gençlik konusunda birliğin sağlanması için aylık eğitim program ve konularının Genel Merkez tarafından şubelere gönderilmesi ve sürecin denetlenmesinin yararlı olduğu beyan edilmiştir.
Sonraki oturumlarda, Genel Merkezle şubeler arasındaki diyalog ve ilişkilerin güçlendirilmesi, şubelerdeki üyelik sisteminin yeniden düzenlenmesi, aidat ödemelerinin takip edilmesi ve merkez-şube ilişkilerinin daha etkin hale getirilmesi için bölge başkalıklarının kurulması talepleri gündeme gelmiştir.
İstişare toplantısında şube başkanlarının özellikle üzerinden durulmasını istediği hususların başında son zamanlarda Milli Eğitim Bakanlığı ile İlk ve Orta eğitim kurumlarında yaşayan yönetici kıyımı dile getirilmiş ve bu kıyıma biran önce son verilmesi istenmiş ve bu talep tüm katılımcılar tarafından oy birliği ile kabul edilmiştir. Tüm okullardaki yönetici kıyımı ve atama süreçlerindeki siyasi tutumların yarattığı infial dile getirilmiş ve kıyımların, haksızlıkların biran önce sona erdirilmesi talep edilmiştir. Sonraki Türkiye ve dünyayı ilgilendiren milli meseleler üzerinde fikir alışverişinde bulunulmuştur.

TOPLANTI HAKKINDA BASIN BİLDİRİSİ YAYINLANDI

Türk Ocakları Genel Merkezi Yönetimi ve Şube Başkanları, Türkiye ve başta yakın çevresi olmak üzere dünya gündeminde yer alan meseleleri görüşmek üzere 6-7  Eylül 2014 tarihinde Ankara’da toplanmış ve aşağıdaki hususların kamuoyunun dikkatine sunulmasına karar vermiştir.

1-Türk Ocakları, yüz yılı aşkın bir süredir Türk toplumunun siyasi, sosyal, kültürel, idari ve ekonomik meseleleri üzerine bilimsel temelli, yön verici fikir üretme ve faaliyet yapma konusunda Türk milletinin kendisine yüklediği sorumluluğun bilincindedir. Bu bilinçle, artan sorumluluğuna uygun olarak  Genel Merkez ve  bütün şubeler, Türk Milletinin bekâsı ve insanlık için yeni bir medeniyet tasavvurunun imâlinde birlikte ve daha kararlı bir şekilde hareket etmeye devam edecektir.

2- Türkiye’nin gelecek yüzyıllarının teminatı olan gençlik ve bu gençliğin eğitimi konusu son derece önemlidir. Bu sebeple eğitimin her kademesinde yer alan gençlerimizin milli şuur ve ahlaki değerlere bağlı birer Türk olarak yetişmesinde her türlü eğitim ve bilinçlendirme faaliyetlerinin akademik programlar halinde yürütülmesine öncelik verilmelidir. Eğitim sistemimizin yapboz tahtası gibi sıkça değiştirilmesinden vazgeçilmeli; Türk milletinin 21. yüzyılda duyacağı ihtiyaçlara göre planlamalar yapılmalı; ilk ve orta öğretim kurumlarının yönetici kadrolarındaki değişiklikler siyasi sâiklerle değil liyakat ve ehliyete göre yapılmalı; kıyım görüntüsü veren haksız uygulamalardan derhal geri dönülmelidir.

3- Türk Milletinin bağrından çıkarak yüz yıldan beri her türlü zor şartta fikri ve kültürel faaliyetler sürdüren Türk Ocaklarının, 1930’lu yılların başında nasıl ve hangi şartlarda kendini feshe zorlandığı bilinmektedir. Kendine mahsus şartlarda gelişen bu süreçte elinden alınan mal varlığının iadesi ve seksen yıldır uğradığı haksızlığın telafisi için geniş çaplı bir kampanya ile hukuki mücadele başlatmak zaruret halini almıştır. Uluslararası sözleşme ve hukuk kurallarına dayalı olarak azınlık vakıflarına ait malların iadesinin gündeme geldiği bir dönemde Türk Ocaklarının, milletin kendi bekası için Ocağa bağışladığı ve her kuruşu alın teri olan mal varlığının iadesini talep etmesi en temel hakkıdır.

4- Son yıllarda Türk yargı sistemi ve adalet mekanizması üzerinden derin bir siyasi hesaplaşma intibaı verenkamplaşma ve tasfiyeler, hukuk sistemimizde ağır tahribatlar yapmakla kalmamış Türk milletinin adalete olan inancını da tahrip etmiştir. Mülkün yani devletin ve ülkenin temeli olan ve bin yıldan beri Selçuklu-Osmanlı coğrafyalarında siyasi, sosyal ve kültürel barışı sağlayan adalet duygusunun zedelenmesi, Türk milletinin bekasını tehdit etmekle kalmamış, geleceğini Türk milleti ve devletine bağlamış milyonlarca komşu ülke insanlarının da umutlarını yıkma noktasına gelmiştir. Hangi cepheden gelirse gelsin, hukuk sistemi ve adalet anlayışımızda meydana getirilen tahribat ve yıkıma derhal son verilmeli; milletimizin adalete olan inancı ve güveni daha fazla sarsılmamalıdır.

5- Etnik fitne ve bölücü terör konusu Türk toplumunun bekasını ilgilendiren en önemli konulardandır. Son aylarda “çözüm süreci” ve sözde barış adı altında yapılan uygulamaların, milli bütünlük ve devletin varlığını tehdit etmenin ötesine geçtiği kanaati yaygındır. “Anaların gözyaşı dinsin” söylemiyle varıldığı söylenen mutabakat ve milletin esasından haberdar edilmediği fakat verildiği düşünülen siyasi tavizler, Türk milletinin sabrını zorlama noktasına dayanmıştır. Bölücü terör örgütü mensuplarının yol kesmesi, sözde anıt dikmesi, silahlı grupların aleni yürüyüşü ve gösteriler; bunlara karşı devletin zafiyeti, devlet egemenliğini ortadan kaldırdığı gibi örgüt ve uzantılarının hakimiyeti adeta tescil noktasına gelmiştir.  Irak ve  Suriye’deki gelişmeler de bahane edilerek bölücü  terör örgütünün varlığı adeta “meşru” görülmeye başlanmıştır. Türk milleti, kendine ve devletine yönelik bu tür ihlal ve saldırıları bertaraf etme konusunda gerekli irade ve tecrübeye sahiptir. Her ne ad altında olursa olsun milli bütünlük ve varlığımıza yönelik bu türden saldırılar derhal sona erdirilmelidir.

6- Türkiye kendi iç meseleleri ile meşgul edilirken, başta Irak ve Suriye olmak üzere tüm Ortadoğu’da siyasi kargaşa, dış müdahale ve iç savaşlar halinde süren olaylar, bütün İslam dünyasının kanayan bir yarasıdır. İsrail’in kendi güvenliği ve toprak kazanma amaçlı çıkardığı çatışmalar, Amerika’nın bölgeye müdahalesi ve sonrasında yaşanan olaylar Türkiye’yi doğrudan ilgilendiren meselelerdir. Bu gelişmelerin sunucu olarak Irak ve Suriye’deki Türkmen kıyımı; Türkmenlerin kendi topraklarından tasfiyesi, Türk dış politikasının öncelikli ve acil çözüm bekleyen konularıdır. Türkmenlerin güvenliği sağlanmalı, topraklarına dönmeleri temin edilmeli; bölgede kalıcı ve etkin bir barış için taraflar masaya oturtulmalıdır. Demokrasi, güvenlik, mezhep ya da din adına işlenen vahşi cinayetlerin sona erdirilmesi için gerekli tedbirler acil bir şekilde alınmalı; savaş ortamı sonlandırılmalıdır.

7- Türkiye’nin Türk cumhuriyetleri ile kültürel, ekonomik, sosyal ve siyasi bağlarını güçlendirmesi zorunludur. Eğitim alanındaki işbirliği ve karşılıklı değişim programları artırılarak devam ettirilmelidir. Türk cumhuriyetlerinin ihtiyaç duyduğu nitelikli insan gücünün yetiştirilmesi; dilde, fikirde ve işte birliğin sağlanması için mal, sermaye ve işgücü dolaşımının önündeki engeller karşılıklı olarak ve hızlı bir şekilde ortadan kaldırılmalıdır. Türk cumhuriyetleri çıkışlı petrol ve diğer doğal kaynakların Avrupa’ya aktarılması konusunda projeler desteklense de bu kaynakların ülke içinde insani yatırımlara ve üretken bir ekonomik kalkınmaya dönüşmesi konusunda daha fazla çaba gösterilmelidir.

8- Türk milleti, kendi tarih ve kültüründen aldığı ilham ve feyizle sadece Türkiye ve komşuları için değil tüm insanlık için barış, huzur ve iyiliği getirecek yeni bir medeniyetin kurucu menbalarına; yaratıcı nüvelerine ve bu ülkünün taşıyıcı damarlarına sahip olduğunu kanıtlamış bir millettir. Bu potansiyelin kuvveden fiile geçirilmesinde Türk Ocaklarının en önemli vazifesi, tüm kurul ve üyeleri ile yek vücut olarak çalışmak, yeni ufukları ve cihanşümul hedefleri tefekkürle yetinmeyip eyleme dönüştürmektir. Türk Ocakları 21. yüzyılın Türk asrı olması için tarihten ve Türk milletinden aldığı azim ve güçle daha çok çalışmaya; milletin umudu olarak geleceğin inşasında Allah’ın yardımıyla başarılı olmak için azim ve kararlı bir şekilde emek vermeye devam edecektir.
Allah  bu yolda hepimizin yar ve yardımcısı olsun. 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.