SON DAKİKA

BAY ÇÖLAŞAN…

Gündem Yazıları

Türkiye’nin hazin manzaraları

Bu haber 04 Ekim 2012 - 10:02 'de eklendi ve 26 kez görüntülendi.

Orhan Karataş

Yazıya yazmak için bilgisayarın başına geçtiğimde, her defasında “nereden başlayıp, hangisini yazayım” diye, düşünmek zorunda kalıyorum. Konuşulacak, yazılacak o kadar çok şey var ki. Hepsi birbirinden önemli, hepsi bu ülkenin geleceğiyle ilgili. Tamamının ortak tarafı bugünkü iktidarın ürünü olması ve insanın içini sızlatması. Ülkenin nereye sürüklendiğini daha iyi görebilmek için bir katkı olur düşüncesiyle her biri başlı başına bir program, bir tez, bir kitap konusu olabilecek gelişmelerin satır başlarına dikkat çekmek istiyorum.

Başbakanlık kalesi

Sabah haberleri izlerken sayın Başbakanın Ankara Üniversitesi’nin açılış törenine katıldığını öğrendim. Böyle bir törene katılmasında elbette bir tuhaflık yok. Tuhaflık, ülkenin başbakanının bir Üniversite’ye girerken olağanüstü tedbirler alınmasındadır. Okulun kendi öğrencilerinin bir tehdit ve tehlike olarak görülüp, akreditasyona tabi tutulmalarındadır. Başbakanın iyi korunması doğru ve yerindedir. Ancak öğrencinin tehdit olarak görülmesi AKP Türkiye’sinin ileri demokrasi masallarına son derece uygundur. Zira, bunlar iktidara gelmeden önce başbakanlık binasının hemen önünde alınan tedbirleri, “halkla aralarına duvar örüyorlar” diye eleştirmiş ve gelir gelmez, bütün bariyerleri kaldıracaklarını ilan etmişlerdi. Şimdi bir vatandaş olarak bırakın başbakanlık binasının önünden geçmeyi, bir kilometre yakından geçebilen varsa beri gelsin. Bu da yetmiyor, dünyanın hiçbir yerinde eşi benzeri görülmemiş şekilde başbakanla halkın arasına duvar örmenin çok ötesine geçiyorlar. Surlarını aşmanın hiçbir şekilde mümkün olmayacağı bir kale inşa ediyorlar. Tam da sayın başbakanın dediği gibi: “Nereden nereye?”

Geriye kaldı adını koymak

Irak merkezi hükümeti, yabancı askerlerin kısa zamanda ülkeyi terk etmelerini istedi ve bundan sonra hiçbir yabancı gücün topraklarını kullanma izin vermeyeceklerini açıkladı. Irak merkezi hükümetinin ABD’nin izni ve onayı olmadan hiçbir karar alamayacağını söylemeye bile gerek yok. Bu durumda açıklamanın ne anlama geldiğini görmemek için ya kör olmak veya AKP’nin beslemesi olmak gerekir. Habur, Oslo, İmralı operasyonları ile ihaneti belli bir kıvama getirdiler. Bu millete İmralı canisini de, pazarlıkları da, bölünmeyi de hazmettirdiler. Şimdi silahlı mücadelenin dış boyutunu tamamen bitirecek bir adım daha atıyorlar. Artık sınırımızın dibinde PKK’nın varlığını kabul etmek noktasına geldik. Suriye sınırların da buna eklemek gerektiğini unutmayalım. İçerden ve dışarıdan kuşatma tamamlanmak üzere. Geriye sadece adını koymak kaldı ki, İmralı ile tekrar görüşmelere başlamanın anlamı da bu olmalı. Ne demişti sayın başbakan? “Durmak yok yola devam.

DSP nasıl ve neden parçalandı?

Eski başbakanlardan Tansu Çiller’in 28 Şubat’ı soruşturan Cumhuriyet Savcısı ile görüşmesinden sonra yaptığı açıklamalar, darbe tartışmalarına yeni bir boyut kazandırdı. 12 Eylül, 28 Şubat göstermelik de olsa soruşturuluyor. En azından besleme ve yanaşmalar için gündemi değiştirmek ve ihaneti gizlemekte malzeme oluyor. Bunların konuşulmasından, soruşturulmasından asla rahatsız olmadığımız gibi, gerçeklerin gün yüzüne muhakkak çıkarılması gerektiğini her zaman savunduk. Ancak ortada bir tuhaflık var. Darbeleri soruşturduklarını söyleyenlerin, 28 Şubat sürecinden bir mağduriyet hikayesi çıkarıp milletin kafasını karıştıranların aklına DSP-MHP-ANAP koalisyonunun nasıl dağıtıldığı neden hiç gelmez? O ekonomik krizler nasıl çıktı? Arkasında kimler vardı? DSP’nin parçalanmasını kim ve ne amaçla sağladı? MHP’siz hükümetle ne hedefleniyordu ve bu operasyonu kimler yapıyordu? Ve en önemlisi bu operasyonlar, bu müdahaleler olmasaydı AKP diye bir parti kurulur muydu? Kurulsa da iktidara gelir miydi? Özellikle son iki sorunun cevabından korkulduğu için mi, bu konu yanaşma ve beslemeler başta olmak üzere hiç kimsenin aklına bir türlü gelmez? 27 Nisan muhtırası da düşünülürse AKP’nin nasıl ve nerelerde kurgulandığı, neye ve kime hizmet ettiği iyot gibi ortaya çıkacaktır.

Dehşet dengesi bozuluyor

Şeytan taşlamaktan fırsat bulamadığımız için Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün TBMM’de yaptığı konuşmayı ayrıca değerlendirme imkanımız olmadı. Bu konuşmanın AKP içindeki dehşet dengelerinin yeni bir yansıması olduğu gayet açıktır. Cumhurbaşkanlığı seçimi yaklaştıkça ve menfaat hesapları öne çıktıkça AKP’nin aslı da ortalığa saçılacaktır. Bu konunun daha çok yazılacağı ve konuşulacağı kesindir. Şimdilik çatışmanın büyüyeceğini ve Recep Tayyip Erdoğan’ın bütün hesaplarını Abdullah Gül’ün bozacağını söylemekle yetinelim.

Günaydın beyler

AKP kongresinden ülke ve millet menfaatine olacak zerre bir şey çıkmadı, ama iktidarın ileri demokrasisinin içini dolduran trajikomik gelişmelere şahit olduk. Özellikle medyanın bir bölümünün kongreye alınmaması çok konuşuldu. O kongreye davet edilmeyen kurumlardan biri de Ortadoğu Gazetesi’dir. Ancak biz bundan hiç gocunmadığımız gibi, “niye çağırmadık?” diye sormayı zul saydık. Zira o kongrede bulunmak zaten hiçbir zaman aklımızdan bile geçmedi. Özellikle şeref misafirlerini gördükten sonra, böyle bir davete muhatap olmadığımız için bir defa daha şükrettik. Sayın başbakanın daha sonraki değerlendirmeleri ve tehditlerine gelince. Bundan alınanlara sadece gülüyorum ve “günaydın beyler” diyorum….

Orhan Karatasorhan@asikurtlar.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.