Asikurtlar©

TÜRKİYE’NİN BEKASI VE HUKUKİ DESTEK

TÜRKİYE’NİN BEKASI VE HUKUKİ DESTEK
11 Mayıs 2016 - 9:44 'de eklendi ve 4375 kez görüntülendi.

 

 

“Türk milleti adeta ölümle imtihan ediliyor, adeta içine düşürüldüğü can pazarında kıvranıyor.” Bu tespit MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’ye aittir. Bu tespiti önemlidir, ama ölümle imtihanın kazanılması için yapılması gerekenler hayatidir. MHP’nin farkı da tam burada ortaya çıkıyor. Söz konusu vatan olunca, gerisi teferruattan öteye geçmiyor.

Sayın Bahçeli, grup konuşmasında Türkiye’nin bekası için MHP’nin neleri göze alabileceğini ve hükümete hukuki destek beyanının ne anlama geldiğini herkesin anlayacağı şekilde bir defa daha anlattı. Bu tarihi konuşmanın bazı bölümlerini tekrar hatırlatmayı görev sayıyorum:

YETER Kİ TERÖR İLLETİNDEN KURTULALIM
Bu kutlu vatan üç beş soysuzun eline avucuna düşmeyecek kadar onurlu, beş on köksüzün, kemiksizin, omurgasızın engeline takılmayacak kadar kudretlidir. Türkiye rüştünü ispatlamış bir devlettir. Türk milleti bağımsızlığının bedelini asırlar içinde defalarca, sayısız kere ödemiş; kendi talihini, kendi tarihini, kendi kaderini tayin etme kuvvetini bileğinin hakkıyla kazanmıştır. Hiçbir süfli emel, hiçbir sefil zihniyet Türkiye Cumhuriyeti’nin tarihsel yürüyüşünü kesintiye uğratamayacaktır. Milliyetçi Hareket Partisi devletin bekasına, milletin ali, asli ve ebedi çıkarlarına baş koymuş, varlığını adamıştır. Destekse istenen, şartsızdır. Katkıysa beklenen, aracısızdır. Duaysa özlenen, sınırsızdır. Yeter ki, terör illetinden kurtulalım, yeter ki terörizm kuşatmasını hep birlikte yaralım.

YENİ SİSTEME GEREK YOK
Türkiye’nin var olma gayesi tüm maddi makam ve mevkilerin önündedir. Ne yeni bir sisteme ne de yeni bir rejime gerek yoktur. Sonu macera ve mezbelelik olan arayışlara ihtiyaç da yoktur. Şimdilerde herkesin ağzına pelensek olmuş bahse konu tartışmalar 93 yıl önce kapanmış, millet son hükmünü Ankara’da vermiştir.

Biz ne yapacaksak, neyi başaracaksak mevcut hukuk ve sistem ölçüleri içerisinde kalarak düşünmeli, bunun yol ve çarelerini aramalıyız. Başkanlık gelince işsizlik bitecek midir? Başkanlık tesis edilince Türkiye bölgesinde ve küresel anlamda yıldız gibi parlayacak, bir kalemde tüm sorunlarından kurtulacak mıdır? Başkanlık kabul edildi diyelim, muhataplarımız bize söyler mi; ne değişecek, hangi mucize, hangi muhteşem başarılar birbiri ardına sökün edecektir? Şimdi başkanlık ihtiyaçtır diyenler; bir süre sonra başka ihtiyaç ve taleplerle milletin huzuruna çıkarsa buna ne diyeceğiz, hatta nasıl mani olacağız?

ASIL SORUMLU KİM?
Sayın Davutoğlu yoldan önce yol arkadaşına vurgu yapıyorsa, ki haklıdır, o zaman bu refikliğin hilafına ilk hareketi kim başlatmış, burada gözettiği amacı ne olmuştur? Davutoğlu’nun kenara alınmasında, kızağa çekilmesinde asıl sorumlu kimdir ve bunu niçin gerekli görmüştür? 1 Kasım’da yaklaşık yüzde 49 oy almış bir partinin Genel Başkanı, 29 Nisan’da partisinin Merkez Karar Yönetim Kurulu’ndaki 47 imzalı önergeyle yetkilerinin tırpanlanmasına, 4 Mayıs’ta da Cumhurbaşkanıyla görüştükten sonra olağanüstü kurultay kararına nasıl varmıştır? Anlaşılan Cumhurbaşkanı bir plan ve kurgu dahilinde, kendi hedefleri doğrultusunda Davutoğlu’nu süresiz dinlenmeye almıştır.

HEVESLERİ KURSAKLARINDA KALACAK
Bizim korktuğumuzu, çekindiğimizi hayasızca iddia edenler en başta bizden görünüp aslında bizimle geceyle gündüz kadar farklı olan zavallılardır. Milliyetçi Hareket Partisi gazete köşelerinden, televizyon ekranlarından, sosyal ve internet medyasından üretilmiş edepsiz dedikodularla yönetilemez, yönlendirilemez. Bunlara en ufak itibar göstermez, göstermeyecektir.

Zekâ fukarası kafalarına göre MHP’nin yutulmasını projelendiriyorlar. Bilmiyorlar ki, hevesleri kursaklarında kalacak, şirret hesapları ayaklarına dolanacaktır. Ve de bu çok yakındır. Bizim Allah’tan başka himmet beklediğimiz, milletten başka yardım istediğimiz yoktur, aksini söyleyenler hadsizdir, müfteridir, seviyesizdir. Biz siyasette tavşana kaç, tazıya tut demeyiz. Tavşan arayanlara Bozkurt’u hatırlatır, akıllarını da baştan alırız. İlk molada kayış atmayız. İlk yokuşta su kaynatmaz, ilk sarsıntıda sağa sola kaçışmayız. İlk durakta inmez, ilk virajda savrulmayız.

DENGELER BOZULABİLİR
AKP’de sular durulmaz, tartışmalar bıçak gibi kesilmezse, önümüzdeki anayasa ve referandum çekişmeleri Türkiye’yi dibe çekecektir. İktidar partisindeki kaynama, kategorik kopmalara sebebiyet verirse, ülkenin durumu daha da kötüleşecek, başta ekonomi olmak üzere, siyasi ve sosyal tüm dengeler hepten bozulacaktır. Benzerlerine Meşrutiyet yıllarında rastlanmış bu tablo karşısında Türkiye mevcut toprak ve insan varlığını bir bütün halinde tutamayacak ve iç kargaşa hakimiyet kuracaktır. TBMM’deki bölücüler ayrı bir parlamentodan ve ayrılıp komşu olmaktan yüzsüzce bahsetmektedir. Tehlike bu kadar açık ve yalındır.

HÜKÜMET MANTIĞI
Milliyetçi Hareket Partisi’nin hukuki boyutta vereceği destek bir hükümet mantığı içerisinde ele alınmalıdır. Söylemek istediğimiz şudur:
Milliyetçi Hareket Partisi diğer eleştirileri saklı kalmak kaydıyla ön şart olarak terörle mücadelenin eksiksiz ve kesintisiz sürdürülmesinden yanadır. Türkiye’nin bekası ve geleceği her türlü siyasi angajman ve ideolojik aidiyetin fersah fersah üstündedir. AKP’nin olağanüstü kurultayı sonrasında, terörle mücadele zaaf uğrar ve tavsarsa, parti olarak TBMM’de her türlü ilave desteği vermekten çekinmeyiz. Bunu da milli görev sayarız.

Türkiye huzura ulaşana, terörün kökü son militanına kadar kazınana, son kanlı silah teslim alınana kadar üzerimize ne düşüyorsa sabırla yapmaya açığız. Bu aşamada yasal ve anayasal çalışmalar elbette kendi mecrasında akacak ve gereği de meşruiyet dairesinde yapılacaktır. Milli muhalefet yeri geldiğinde ülkesi ve milleti için ateşe atılan, karanlığa ok gibi dalan, saldırılara karşı devletiyle ön saflarda duruş gösteren bir adanmışlık ve anlayışta olmalıdır. Biz böyleyiz, buna varız ve buradayız. Biz karanlıktan göz kırpmıyoruz. Biz boşa atıp dolu tutma merakında değiliz.

ORHAN KARATAŞ

Etiketler :
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER