Asikurtlar©

Türkiye yönünü değiştirmemeli

Türkiye yönünü değiştirmemeli
25 Kasım 2016 - 13:03 'de eklendi ve 3220 kez görüntülendi.

İçerde ve dışarda yapılan sığ siyasetin yanlışlığı elbette görülecek, hamaset yerini akıla ve sağduyuya bırakacaktır. Türkiye yönünü değiştirmemelidir, değiştirmeyecektir.
Avrupa Parlamentosu, Türkiye ile tam üyelik müzakerelerinin dondurulmasını önermeye karar verdi. Karar, bağlayıcı değil, ama kuşkusuz siyaseten çok önemli.

Türkiye, Avrupa Konseyi’nin kurucu üyesi. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin tarafı. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde temsil ediliyor. Futbol’da UEFA’nın, basketbolda Euroleague’in, voleybolda CEV’in üyesi.

Türkiye 1963’te, o zamanki adıyla Avrupa Ekonomik Topluluğu ile üyelik hedefli olmak üzere Ankara Anlaşması’nı imzaladı. 2004 yılında Avrupa Parlamentosu tam üyelik için müzakerelerin başlamasını önerdi. 2005’ten itibaren tam üyelik müzakereleri açıldı.

Tanzimat’ın ilanıyla birlikte 19. yüzyılda, çağdaş değerler anlamında Avrupa’nın bir parçası olma kararlılığımızı resmen ilan ettik. Cumhuriyet devrimiyle de milli-manevi değerlerimizi, akıl ve bilimin gerekleriyle sentezledik.

Bugün, hamasetin pek tatlı ve kolay öfkesine kapılıp gitme zamanı değil. Sorgulamalı ve sorgulatmalıyız.

Kendimizden başlayalım;

– Çoğulcu-katılımcı demokrasinin, kuvvetler ayrılığının, hukuk devletinin, her alanda akılcı-bilimci eğitimin gereklerini eksik yerine getirmiş olsaydık,

– Çocuklarımızı ve gençlerimizi gelişmiş ülkelerin yetişmiş insan gücünün standartlarına ulaştırmayı başarabilseydik,

– Mümkün olduğunca çok insanımızın potansiyelini çocukluktan keşfedip, doğru yönlendirmelerle onları geliştirip, dünyayla rekabet edebilir bir insan gücü yaratsaydık,

– Kadın ve çocukların istismarını önleyebilseydik,

– Sanayide ileri teknoloji geliştirip üretebilseydik,

– Tarımsal kapasitemizi binalarla daraltıp, sömürgeci çok uluslu şirketlere teslim etmeseydik,

– Tarıma dayalı sanayimizi geliştirseydik,

– Akılcı-bilimci-özgürlükçü bir iklimde spor ve sanatta dünya zirvelerine tırmansaydık,

KISACASI, CUMHURİYETİN İLK 10 YILINDAKİ HEYECANIMIZI, DAVAMIZI VE EMSALSİZ YÜKSELİŞİMİZİ SÜRDÜRMEYİ BAŞARSAYDIK, BUGÜN ÇOKTAN AVRUPA BİRLİĞİ’NİN LİDER ÜLKESİYDİK.

Demek ki, boş sloganlarla kendi kendimizi avutmak, tarihi gerçekleri saptırarak mazeretler üretmek yerine, doğru tesbitleri yapıp ÇIKIŞ YOLU’nda kararlılıkla yürümeye devam etmeliyiz. “Küstüm – oynamam” deme hakkımız yok.

*

Avrupa Birliği de kendini sorgulamalı.

– “Türkiye’yi istemezük” nidaları atarak, bin dereden su getirerek ellerine ne geçti?

– Sanki tam üye olarak kabul etmek üzerelermiş gibi şimdi müzakereler dondurulsun diyorlar. Sanki kendi popülist siyasetçileri kitlelerin sığ ve ilkel düşmanlıklarını oya çevirme yarışına girmemiş gibi, “Az kaldı üye oluyordunuz, vazgeçtik” demeye getiriyorlar.

– 2010 referandumu öncesinde, “HSYK böyle düzenlenirse Türkiye’de yüksek yargı da siyasi iktidara tabi olur” dediğimizde bizi statükoculukla suçladıklarını hatırlarlar mı acaba?

– Peki, insan haklarını koruyoruz kisvesi altında bölücü örgüt sempatizanlarını baş tacı edenlere karşı suskunluklarına ne demeli?

– Kumpas davalara karşı başlangıçtaki kayıtsızlıkları?

– Kendileri çok güçlü birer milli devlet olan Avrupa’nın büyük devletlerinin, Türkiye’nin milli devlet oluşuna karşı öfkelerini de unutmamalı. Ortadoğu’nun milli devletleri yıkılmış veya yıkılmaya yüz tutmuşken, Türkiye’nin vatanı ve milletiyle bölünmez bir bütün olarak dimdik durması dünya için bir şans değil mi?

Özetleyecek olursak;

Mesele, Avrupa Birliği’nin bizi tam üye olarak alıp almamasının ötesinde; Türkiye’nin, çoğulcu-katılımcı demokrasiye ve hukukun üstünlüğü ilkesinin evrenselleşmiş koşullarına ulaşmak için çaba sarf etmeye devam edip etmeyeceğidir.

Türkiye, bu yolda çok önemli bir mesafe kat etmiştir ancak kazanılan mevziler, yanlış adımlar atılırsa ve Türkiye’nin yönü değişirse hızla kaybedilebilir.

Türkiye, Avrupa’ya rağmen, doğru bildiği yolda yürümeye devam edecektir.

İçerde ve dışarda yapılan sığ siyasetin yanlışlığı elbette görülecek, hamaset yerini akıla ve sağduyuya bırakacaktır.

Türkiye yönünü değiştirmemelidir, değiştirmeyecektir.

Av. Prof. Dr. Metin Feyzioğlu

Türkiye Barolar Birliği Başkanı

SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER