SON DAKİKA

Trump Ve Almanya

Gündem Yazıları

BEDAVA ÜLKÜCÜLÜK

Gündem Yazıları

KADER MAHKÛMLARINA AF

KÖŞE YAZILARI

Türkiye Türklerinin Kölelik ve Cehennem Hayatı

Bu haber 22 Ocak 2013 - 20:31 'de eklendi ve 61 kez görüntülendi.

YUSUF DÜLGER
Geçmişte Türkiye dışındaki esir Türkleri konuşur, acılarına yanardık. Sonra onların bir kısmı hürriyetlerine kavuştular, kalanlarını konuşmaz olduk. Şimdi esir Türkleri tamamen unuttuk. Çünkü boynumuz bağlı, cehennem hayatı yaşıyoruz.
Bugüne nasıl geldik?
Önce NATO’ya alındık, sonra AB kapısına bağlandık. Ardından yaptırılan yasal değişikliklerle milli egemenliğimizi devrettik, bağımsızlığımız kaybettik. Bugün sözde “müttefik, dost” ülkelerin tuzaklarıyla on binlerce asker, polis ve sivilimizi kaybettik, ayrıştırıldık; çatlaklar, yarılmalar oluştu.
Bu sürecin en etkin ve en tehlikeli yönlerinden birisi, TC ve kurucuları üzerinde yaratılan kuşku ve hasımlıktır. Devletimize ömür biçiliyor, kefenimizi hazırlıyorlar, TC’ne bağlı fikir ve bedenler aşağılanıyor, suçlu muamelesi görüyor. Hatırlamadan geçmeyelim; TSK’nin emperyalistlere karşı cephe savaşı veren kahramanları emekli ediliyorlar, zindanlara atılıyorlar. Bunlar “demokrasi, çağdaş değerler, insan hakları, inanç hürriyeti” adına yapılıyor.

TC çökertilirken, Türk milleti köleleştirilirken basın-yayın organları sürekli kullanıldı; kulaklarımız sağır, gözlerimiz kör edildi. Medyanın kişiliksizleri, kanı bozukları, servet ve makam düşkünleri sürekli yalan haberler yapıyor, Türkiye’yi ve Türkleri karalıyorlar. Çoğumuz kendi kendimizi suçlar olduk; “biz temiz değiliz, anlayışlı olalım, geçmişimizle hesaplaşalım, …” der olduk, direncimiz eridi.

“Bizden, bize hizmet edecekler,” dediğimiz, güven duyduğumuz kişi ve kuruluşların bu noktaya gelişimizde veballeri var; bizi hala uyutuyorlar, bize kaybettiriyorlar. Pazarlarda satılık köleler gibiyiz. Vebali bel bağladıklarımızındır.

İki millet iki devlet

Artık TC’nin toprakları üzerinde iki millet, iki devlet var. Birisi Türk’ü, Kürt’ü, Ermeni’si ve Yahudi’si ile bu toprakları “Türkiye”, herkesi “Türk halkı” gören kesim. Diğeri Sevr haritasına göre bir Türkiye düşleyen, bin yıllık millet anlayışımızı parçalayıp bize farklılıkları dayatan, Diyarbakır, Erbil yahut Musul’u “Kürdistan’ın merkezi” gören, 35.000 suçsuz insanın katiline “devlet başkanı” gibi davranan azınlık bir kesim.

Kışkırtıcılık ve bölücülük yapmadığımız malum. Terör yüklü mitinglerde Türk Bayrakları değil, PKK bayrakları taşınıyor. Özerklik istiyorlar, vergi vermiyorlar, doğal kaynaklarımızı yağmalıyorlar. Yurt ve millet bütünlüğümüzü temsil ettikleri için asker ve emniyet mensuplarımızı öldürüyorlar.

TC’nin bir adasında mahkûm olan bir bölücü katil, TC’nin temsilcileriyle pazarlık ediyor. TC’nin Başbakanlık koltuğunda oturan kişi, “teröristler silahlarını bırakıp bir başka yere giderlerse, biz kendilerine yardımcı oluruz” diyor. Bu kişi, “ben tek millet deyince Türkleri kastetmedim; Kürtleri, Ermenileri de kastettim, hep birden Türkiye halkını kastettim” diyor. O “tek millet, tek dil, tek bayrak, tek vatan” sloganının ne kadar aldatmaca olduğunu bu açıklama anlatıyor. Demek “tek dil, tek bayrak, tek vatan” tezleri de böyle yanlış bir zihniyeti ifade ediyor.

Önümüzdeki resim net: “İki milletli, iki devletli” bir süreç tamamlanıyor. Bu süreç “üç milletli üç devletli, dört milletli dört devletli” bir sürecin işaretidir. Kafamızı kuma görmezsek bunu görürüz.

TV ve gazetelerdeki alçaklar

Türkiye’de yayın yapan bir iki TV kanalı ile bir iki gazetenin elemanları dışındaki TV ve gazetelerin elemanlarına bakınız, hepsi “Kürtçü, evrenselci, demokrat” oluverdi. Siyasi Kürtçülük bir can simidi oldu. “Kürtler asimile ediliyor” imiş. Ya Türkler? Türklerin emeği sömürülüyor, şehitleri sahipsiz, dul ve yetimleri mahzun, azınlık ırkçıları sevinçli, ayrıcalıklı.

“Karıştırmayın, yaraları deşmeyin, barış sürecini bozmayın…” diyorlar.

Emperyalizmin uşaklarına bakın; politikacıları, spikerleri, yazarları, yorumcuları, şeyhleri, zenginleri ne kadarı varsa ağız birliği etmişler, saldırıyorlar, Türk milletini temsil adına olsun, düşüncelerine ters bir tek kişiye olsun söz vermiyorlar. Yani yirmi birinci yüzyılın başındaki Türkiye Türkleri kölelik hayatını yaşıyor. Yaşadığımız kölelik hayatı dünyanın diğer ülkelerindeki kölelik hayatından daha acı ve daha ağır. Şöyle ki, Afrika’nın bir bölgesinde yaşayan köleler hiç değilse dilleriyle, giysileriyle, kültürleriyle, doğal hayatlarıyla birlikteler; biz böyle değiliz, dört dörtlük köleyiz.

Nasıl düşünebiliriz, ne yapabiliriz?

Köle gibi yaşamanın geçerli gerekçesi olamaz. “Kalemiz sarılmış, fethedilmiş, yapacak bir şey yok” diyemeyiz. Hürriyetimizi geri getirmenin yolları vardır, o yola çıkacağız. Bu yolculuğu başarıyla tamamlamak için eskinin: “Onlar-bizler” gibi düşüncelerini unutacağız. Biz bu cehennemin ateşine tek başımıza söndüremeyiz.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.