Asikurtlar©

TÜRKİYE-RUSYA KRİZİNİN EKONOMİK ETKİLERİ

TÜRKİYE-RUSYA KRİZİNİN EKONOMİK ETKİLERİ
25 Şubat 2016 - 13:38 'de eklendi ve 4480 kez görüntülendi.

Rusya Federasyonu ve Türkiye arasında Kasım 2015’ten itibaren yaşanan krizin Türkiye’nin ihracatı üzerinde yaratacağı etki daha çok gündeme gelmekle birlikte ihracat dışında kalan sektörlere de yansıyan bir etkinin olduğu yavaş yavaş ortaya çıkmaya başlamıştır. Her ne kadar Türkiye’nin ihraç ürünlerine Rusya Federasyonu tarafından uygulanan keyfi kısıtlamalar can sıkıcı bir hal alsa da Türkiye’nin en çok ithalat yaptığı ülkeler listesinde Rusya’nın birinci sırada olduğu da unutulmamalıdır.

Türkiye’nin Rusya Federasyonu’na yapmış olduğu ihracatın muhtemel bir kriz durumunda sıkıntı ile karşılaşabilecek sektörlere göre dağılımı en yüksekten en düşük ihracat değerine göre şu şekildedir:

1. Motorlu Kara Taşıtları,

2. Meyveler ve yenilen sert kabuklu meyveler,

3. Makine,

4.Yenilen sebzeler ve bazı kök ve yumrular,

5.Elektrikli makine ve cihazlar,

6.Plastik ve mamulleri,

7. Örme Eşya,

8.Sentetik ve suni filamentler,

9. Örme giyim eşyası ve aksesuarı,

10.Demir ve çelikten eşya olarak sıralanmaktadır.

Türkiye’nin Rusya Federasyonundan yapmış olduğu ithalatın sektörlere göre dağılımı ise şu şekildedir:

1. Mineral yakıtlar ve yağlar,

2.Demir ve çelik,

3. Hububat,

4. Alüminyum ve alüminyumdan eşya,

5.Hayvansal ve bitkisel katı ve sıvı yağlar,

6. Gübreler,

7. Bakır ve bakırdan eşya,

8. Hayvansal gıdalar ve yemler,

9.Organik kimyasal ürünler,

10. Plastik ve mamülleri olarak sıralanmaktadır.

Türkiye-Rusya arasındaki gerilimin ekonomik etkileri Türkiye’de büyük bir kaygı yaratmakla birlikte 2015 yılında ve bu yıla gelirken Rusya ekonomisinin iyi bir performans sergilemediği de gözden kaçmamalıdır. 2015 yılının üçüncü çeyreğinde Rusya ekonomisi yüzde 4,3 küçülmüştür. Uluslararası derecelendirme kuruluşlarına göre Rusya ekonomisi 2015 yılında yüzde 3,6 daralma olacağı beklenirken 2016 yılında da durgunluk devam edecek ve yüzde 1’in altında bir büyümenin olabileceği iddia edilmektedir. Rusya’nın 2014 yılında Kırım’ı işgal etmesiyle başlayan bir süreç sonunda ABD ve Avrupa Birliği tarafından bir yaptırım ile karşı karşıya kalmış ve buna ek olarak son yıllarda petrol fiyatlarında ortaya çıkan ciddi düşüşle birlikte ülke gelirleri önemli ölçüde azalmıştır.

Söz konusu iki önemli gelişme sonrasında, Rus ekonomisine ilişkin beklentiler olumsuza dönmüş, Ruble’de aşırı değer kaybı yaşanmış ve politika faiz oranında ciddi artış olmuştur. Yaşanan olumsuz gelişmelere, Rusya’ya uygulanan yaptırımlar nedeniyle dış finansman koşullarındaki zorluklar da eklenmiş, ülkede yatırım talebi gerilemiş, tüketim talebi büyümenin temel kaynağı olmakla birlikte reel ücretler ve bireysel kredilerin tüketimi destekleme potansiyelinde azalma olmuştur. 2014 yılının ikinci yarısında kur etkisi ile artış eğilimine giren enflasyon oranı 2008 yılından bu yana ilk defa iki haneli rakamlara çıkarak %11.4’e yükselmiş, 2015 yılında ise %10.39’a gerilemiştir. Türk yurtdışı müteahhitlik hizmetleri açısından önde gelen pazarlardan biri olan Rusya’da, ekonomideki genel daralmaya bağlı olarak inşaat sektöründe de durgunluk yaşanmaktadır. Özellikle özel sektöre ait işlerin durdurulduğu, kamu projelerinden bazılarının askıya alındığı, büyük kamu projelerinin de yavaşlatılarak devam ettirildiği gözlenmektedir.

Görüldüğü gibi Rusya Federasyonu ekonomik istikrarsızlık ile karşı karşıyadır ve yaşadığı bu sorunlar karşısında Türkiye ile yeni bir gerilimin kendisi açısından da ciddi ekonomik maliyetler getireceği öngörülmektedir. Türkiye’nin Rusya tarafından yaptırımlara tabii tutulması ihracat açısından sebze ve meyve ihracatını büyük ölçüde etkileyecek ve turizm gelirleri de buna paralel olumsuz bir durumla karşılaşacaktır. Bunların dışında inşaat sektörü açısından Rusya’nın yaptırımları tercih etmesi kendisi açısından rasyonel bir karar olmayacaktır. Bunun yanı sıra Türkiye’nin Rusya’dan ithal ettiği özellikle doğalgaz ithalatının Rusya tarafından engellenmesi Rusya’nın kendi çıkarlarına büyük zararlar vereceği ortadadır. Dolayısıyla dış ticaret açısından Rusya’nın kozu Türkiye’nin sebze ve meyve ihracatını engellemek olurken bir diğer araçta turizm olacaktır.

Elbette ki Türkiye ve Rusya arasındaki bir krizin ekonomik etkileri her iki taraf açısından da dikkate değer sonuçlar doğuracaktır. Bununla birlikte Rusya’nın petrol gelirine bağlı bir ekonomik yapıya sahip olduğu ve dünya petrol fiyatlarında son dönem de ortaya çıkan düşüşün Putin yönetimindeki elitleri ciddi ölçüde kaygılandırdığı açıktır. Buna mukabil Türkiye ekonomisinin 2015 yılındaki düşük performansı ve 2016 yılı için umut vadetmeyen gidişatı bizim açımızdan bir başka ciddi kaygıyı da beraberinde getirmektedir.

Rusya’daki anti-demokratik yapının krizi aşabilmek için her çareye başvuracağı ve ülkedeki iktidarının süresini uzatmaya çalışacağı öngörülmektedir. Demokrasi ve hukuk kavramını içselleştirmemiş yönetimlerin emperyalist hülyalarla Suriye bataklığında yaşamayı göze alması kendi ikballeri için bir gerekçe olabilir. Ancak Türk milletinin bu bataklık içinde yer alması hiç arzu etmediğimiz büyük bir felaketin ülkemize taşınmasından başka bir işe yaramayacağı bilinmelidir.

 

Doç.Dr.Celal Taşdoğan

Kaynak: haberyiva

Etiketler :
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER