SON DAKİKA

BARAJ…

Gündem Yazıları

Milliyetçi Hareket

Gündem Yazıları

Türkiye Nereye Gidiyor?

Bu haber 10 Kasım 2014 - 6:00 'de eklendi ve 13 kez görüntülendi.

Bizim ne Recep Tayyip Erdoğan’la ne de Ahmet Davutoğlu ile dost olmamız mümkün değildir. Zira Tayyip Bey, 44 numara İtalyan malı ayakkabıları ile Türk Milliyetçiliğini ayakları altına almaya niyetlenirken, Sayın Davutoğlu ise “Milliyetçilikle hesaplaşma vaktinin geldiğini” söylemiştir. Bununla beraber dost olamayacağımız ne kadar açıksa, eleştirilerimizin düşmanca olmadığı da o denli aşikardır. Çünkü bizim derdimiz, ne Tayyip Erdoğan’ın ne de Ahmet Davutoğlu’nun şahısları değil, uçsuz bucaksız bir karanlığa hapsedilen Türkiye’nin geleceğidir.

Ülkemiz son 12 yıldır, küresel sermayenin vicdanına teslim edilmiş, sistem hemen her yerinden su almaya başlamıştır. Gelişmiş dediğimiz ülkelerde sisteme sızabilen yolsuzlukluk, bizde sistemin ta kendisi haline gelmiş, insanların yaşamasını sağlaması gereken mekanizma, insanlar öldükten sonra cenazelerini aramakla mükellef kılınmıştır. Bu yazının yazıldığı dakikalarda, Ermenek’te şehid olan madencilerimizin cansız bedenleri aranmakta, İstanbul’da 15 yaşında bir çocuğun kullandığı teknenin batması sonucu ölen insanların cesetlerine ulaşılmaya çalışılmaktadır.

Türkiye her anlamda tutarsızlıkların ve garipliklerin ülkesi haline getirilmiştir. Vatandaş borç yükü altında ezilirken, “İstikrarla” tehdit edilmeye başlanmış, devleti yönetenlerin asabi tutumları doğal olarak halkada sirayet etmiş ve Türkiye hiç görmediği kadar vahşi cinayetlerle sarsılır olmuştur. Ablasını vermedikleri için kız kardeşini öldüren, istediği şarkıyı çalmadığı için düğünde şarkıcıyı öldüren, bir tartışmadan dolayı onlarca kişiyi öldürerek bütün bir köyü yok eden katiller bu asabi dönemin akıllarda kalan birkaç örneğidir.

Türkiye bu anlayışla daha ne kadar gidebilir? Giderse nereye gider? Sorulması ve tartışılması gereken bir çok konu, devletin en hassas kurumlarında dahi kendilerine karşılık bulamamış ve yok sayılmışlardır.

Birkaç gün önce açıklanan kalkınma planının bazı maddeleri, ertesi gün planı açıklayan bakanlardan biri olan Ali Babacan tarafından, Mehmet Şimşek’in yeni yapılan cumhurbaşkanlığı sarayının maliyetine dair açıklaması Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan tarafından, “Kobani’ye geçişlere askerin yardım etttiğinden haberim var” diyen Milli Savunma Bakanı, Başbakan Ahmet Davutoğlu tarafından, “Öcalan’ın şartlarında iyileştirmeye gidilebilir” diyen Başbakan Yardımcısı, yine Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan tarafından yalanlanmış, Türkiye’nin ne kadar ciddiyetsiz yönetildiği bir kez daha ortaya çıkmıştır.

Yerinde saymanın bile büyük bir tehlike içerdiği yeni dünya düzeninde, ülkemiz her anlamda geriye gitmiş ve bu gerileme makyajlanarak halka bir zaferler silsilesi olarak sunulmuştur. Şam’da bayram namazı kılmaya niyetlenen dış politikamız, bizi Türkmenlerin cenazelerini kaldırmak durumunda bırakırken, Ortadoğu’nun en stratejik ülkelerinde birbiri ardına temsilciliklerimizin kapılarına kilit vurulmak zorunda kalınmıştır.

Türk Ekonomiside bu hatalı yönetim anlayışından nasibini almış, üretime ve istihdama değil sıcak paraya dayandırılan ekonomik yapı, dış politikada taviz üstüne taviz doğururken, iktisadi sistem iflas etme noktasına gelmiş, vatandaşı küresel sermayeye karşı koruması gereken ulus devlet, küresel efendilerin önünde diz çöktürülmüş ve zaafiyete uğratılmıştır.

Bizler, bu politikaların mimarları tarafından her ne kadar felaket tellallığı ile suçlansakta gördüğümüz doğruları söylemeye devam edeceğiz. Zira kendi geleceğini Türkiye’nin geleceğinde gören hiçbir ferdin bu kadar büyük hatalara susması mümkün değildir. Gözlerimizin önünde, elimizde kalan son toprak parçasıda bölünmeye giderken, susmak ve görmezden gelmek aklımıza gelen en son şey bile olamaz.

Türkiye’yi yönetenlerin ve 12 yıldır kendilerine her anlamda destek verenlerin ise artık şahsi muhasebelerini yapmalarının zamanı geldiğine inanıyoruz. Zira bu tarih Medine’yi son ana kadar savunan Fahrettin Paşa’yı yazdığı gibi, Selanik’i bir kurşun dahi atmadan Yunan’a teslim eden Tahsin Paşa’yıda yazmıştır. Biz Mustafa Kemal ve arkadaşları gibi, Tahsin Paşalara rağmen bu vatanı yeniden kurtarırız. Peki, onlar asırlar boyunca Tahsin Paşa gibi anılmayı içlerine sindirebilecekler mi?

Şevket Apuhan

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.