Asikurtlar©

Türkiye Masal Değil , Gerçekleri Dinlemek İstiyor

Türkiye Masal Değil , Gerçekleri Dinlemek İstiyor
10 Ekim 2016 - 11:46 'de eklendi ve 5071 kez görüntülendi.

“FETÖ’nün devlet için oluşturduğu tehdit ve tehlike konusunda onların bulgusu ve bilgisi yok. Bu anlamda ilk değerlendirmeyi Sayın Recep Tayyip Erdoğan yapmıştır. Geçmişte FETÖ’cü diye ordudan ayıkladılar, onların çöreklenmesine kapı aradılar. Şimdi konuşuyorlar. Ne yaptınız? 40 senedir Ak Parti mi var. 40 senedir hangi partiler geldi geçti. Bu konuda kendi içerisinde ayıklama yapabilen tek parti de Ak Parti’dir. 2011 yılında milletvekilleri seçimleri yapılırken bu konu dikkate alınmıştır ve partiye sızmaların önüne geçilmiştir. Birkaç kişi hariç onları da bütün kamuoyu biliyor. ”

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, CNN Türk‘te bir programa katılarak muhalefete bu şekilde seslenmiş. Bu değerlendirmeler toplumu hafızasız yerine koymaktır yahut kendi hafızasını kaybettiğini topluma yansıtmaktadır.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan bile bu cemaate yönelik “Bu hain örgütün yüzünü ortaya dökememenin üzüntüsü içindeyim. Hem Rabbime, hem milletimize verecek hesabımız olduğunu biliyorum. Rabbim de, milletim de bizi affetsin.” açıklamasını yaparken kraldan çok kralcı olmaya ne gerek var Bekir Bozdağ?

Madem 2011 yılında FETÖ gerçeğini gördünüz, madem FETÖ sızmalarını önlediniz, o halde niçin 2011 yılında FETÖ tehlikesine karşı o tarihlerde sizleri “Bazı dava süreçleriyle ilgili arama kararları, gözaltı ve tutuklamalar, yasa dışı telefon dinlemeleri ve yargı organlarının tartışmalı tasarrufları adli süreçlerde kanun ve meşruiyet dışına çıkıldığı kanaatinin toplumda giderek yer etmesine yol açmıştır. Son olarak dava süreçlerinin ilahiyat fakültelerimizin değerleri hocalarını da kapsayacak şekilde genişletilmesine çalışılması bu yöndeki endişeleri daha da arttırmıştır. Bu uygulamaların kasıtlı ve bilinçli bir şekilde bir merkezden yönetildiği, Fethullah Gülen ve cemaatinin bunların arkasında olduğu düşüncesi yaygınlaşmıştır.” (31 Mart 2011 )şeklinde uyaran MHP Lideri Devlet Bahçeli’ye başta Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere AKP’nin tüm bakan ve milletvekilleri olarak saldırıya geçmiştiniz Sayın Bozdağ?

Sayın Bozdağ, o halde Recep Tayyip Erdoğan’ın “MHP’nin bir defa Hocaefendi’ye saldırısı gerçekten bana göre ihanet derecesindedir. Çok çirkin bir şey. Hocaefendi işi gücü bırakmış da Bahçeli ile mi uğraşacak? Bir defa onun bulunduğu makam, meşgalesi böyle bir şeye müsaade etmez. Çok çirkin, çok ayıp. Ben bunu ihanet derecesinde kınıyorum. Burada Bahçeli’nin kendisini çek etmesi, kendiyle uğraşması lazım. Ben inanıyorum ki aklıselim sahibi ülkücü kardeşlerim de bunun bu yaptıklarından ciddi manada rahatsızlar. Böyle bir yaklaşım olmaz. İhanet derecesinde.”(14 Mayıs 2011) şeklindeki sözlerini nereye koyacağız?

Ya da sizin 25 Mart 2011 tarihinde TBMM kürsüsünden “Fethullah Gülen bu ülkenin yetiştirdiği değerli bir kıymettir. Seversiniz sevmezsiniz ama değerli bir insandır, bilge bir insandır. Bu ülkenin milli ve manevi değerlerine bağlı nesillerin yetişmesi için hizmetini yapıyor. Her şey de açık. Devletin denetimi gözetimi altında açık. Her şey göz önünde olan… Hakkında savcılık kararı olmayan birine çete derseniz ona haksızlık edersiniz” sözlerinizi nasıl değerlendireceğiz?

Sayın Bozdağ madem 2011 yılında FETÖ’ye karşı uyandınız, sızmaları önlediniz, o halde cemaatin düzenlediği Antalya’da gerçekleşen Türkçe olimpiyatlarında “Elinizi vicdanınıza koyun; şu tabloya esere bir bakın. Bu eseri yaratanlara husumet besleme sizin vicdanınız izin verir mi? Eğer kara vicdan değilse izin vermez. Sadece dua etmek alkış vurmak destek vermek ister insan. Ben onu görüyorum, onun için de değerli dostlar, bu ateşi yakan, bu yolu açan, bu fikri veren ve bu yolda yürüyenlere destek olan her türlü katkıyı sunan muhterem Fethullah Gülen Hoca Efendi’ye de Antalya’dan gönül dolusu selamlar saygılar gönderiyorum. ” (10 Haziran 2012) konuşmasını niçin yapmıştınız?

Madem 2011 yılında dönemin Başbakanı Erdoğan, FETÖ sızmalarına ve tehlikesine karşı duruş sergilemeye başladı, o halde niçin Türk Telekom Arena’da gerçekleştirilen 10. Türkçe Olimpiyatları’nın kapanış töreninde Fethullah Gülen’e yönelik “Kardeşlerim, gurbet hasrettir. Hasret bedeli çok ağırdır, faturası çok ağırdır. Biz, gurbette olup, şu vatan topraklarının hasreti içerisinde olanları aramızda görmek istiyoruz. Gurbet aynı zamanda garipliktir. Zaten oradan anlamını yükleniyor. Onun için de biz garipliğe tahammül edemeyiz. Diyoruz ki, bu sıla hasreti artık bitmelidir, bitsin istiyoruz. Doğrusu ben şu andaki tavrınızla hep birlikte bu hasretin bitmesini istediğinizi anlıyorum. Öyleyse bitsin bu hasret diyelim. Gurbeti bir kenara, hasreti bir kenara bırakalım diyorum.” ifadelerini kullanarak gönül diliyle “yurda dön, hasret bitsin ” (15 Haz 2012) çağrısı yapmıştı?

Sayın Bozdağ, o kadar bu ve benzeri örneğimiz var ki, 2011 yılına dönük vermiş olduğunuz örnek ve değerlendirmeler inanın yerin dibine girecek boyuttadır.

“Fethullah Gülen cemaatinin tehlikelerine karşı bizi ilk MHP Lideri Devlet Bahçeli uyardı. Uyarılarına dikkat etmek yerine, çok yanlış yaparak MHP’ye ve ona saldırdık” demek sizi küçültmez hatta büyütürdü.

FETÖ’ye verdiği tavizlerden, onlara açtığı alandan dolayı “Rabbim de, milletim de bizi affetsin.” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan en azından hatasını anladığını ifade eden bu samimiyeti yansıtırken, 2011’e ait sahte masallar anlatmanın ne gereği var?

Keşke 15 Temmuz kanlı darbe girişimin olduğu gün TBMM kürsüsünden “Meclis’i kapatıp sığınaklara inersek bu millet meydana gelmez. Millet Meclis bunlardan korktu der. Gitmek isteyen varsa gitsin. Bizim burada yapacağımız şey burada ölmektir” şeklinde haykıran Bekir Bozdağ olarak kalsaydınız ve FETÖ mücadelesini sulandıracak 2011 masalları anlatmasaydınız.

FETÖ konusunda MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin yıllardır haklı çıkan uyarı ve tespitleri konusunda da hakkını verirseniz, işte o zaman gerçeklerin hakkını veren olacaksınız. Aksi halde masallarınızla tarih olacaksınız.

YILDIRAY ÇİÇEK

SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER