SON DAKİKA

TÜRKİYE KOMPLO CEHENNEMİNE DÖNDÜ

Bu haber 03 Nisan 2015 - 19:38 'de eklendi ve 4 kez görüntülendi.

Son birkaç gündür bir biri ardına yaşanan olayları, pek çok pencereden değerlendirebilmek mümkündür.
Ana hadiselerin toplumsal açıdan nasıl bir etki yarattığına bakmak bence daha önemlidir.
İktidarın her mevzuda kendisini aklama çabası milleti öyle bir hale getirdi ki, toplum kesimlerinin bir birlerine olan tahammül sınırı neredeyse hiç kalmadı gibi.
Genel seçimlere gidiyoruz, haliyle AKP yerel seçimlerden bu yana ciddi düzeyde bir erime yaşarken, hatta iktidar yetkisini milletin kendilerinden alacağı ufukta görünmüşken suçu kendi üzerinden başka yerlere atma telaşı millet nazarında da önemli tesirlere neden oluyor.
Uzun süredir Türkiye adeta “komplo teorisi” ülkesine döndü.
Gezi parkı üzerinde yaşanan eylemler, 17-25 Aralık’ta patlayan ve iktidarın yolsuzluğa bulaştığının açık bir şekilde görüldüğü gelişmeler, akabinde tıpkı Bülent Arınç’ın Melih Gökçek’le beraber AKP’nin kendi içerisinde dahi suçluyu ve suçu deşifre eden söylemler bu komploya dayalı söylemleri daha da artırdı.
Rasyonel düşünme kabiliyeti gün geçtikçe üzeri örtülmeye çalışıldı.
Suçu ve suçluyu gizleme çabası karşılığında hep “karanlık odaklar” özneli hedefler türetildi.
Kimi zaman adına paralel denildi, kimi zaman “bunlar hep Amerika’nın oyunu” türünden ifadeler ve akıl almaz türden saçmalıklar üretildi.
13 yıl boyunca paralelci olarak tanımlananlarla, ABD’nin küresel ölçekli projelerinde görev alanların kendileri olduğu gerçeği AKP tarafından sürekli ve özellikle de hassas dönemlerde göz ardı edilmeye çalışıldı.
* * *
Yine 13 yıllık AKP iktidarı süresi boyunca, Türkiye açısında çok sayıda “hayati” olarak tanımlanabilecek sorunla karşılaşıldı ama ne hikmetse hepsinde de AKP “suçsuz ve sorumluluğu bulunmayan” olarak, yandaş medya desteği ile algılatılmaya çalışıldı.
Bir gün olsun AKP tarafından “şu meselede de bizim ihmalimiz ya da suçumuz vardır” denildiğine kimse tanıklık etmedi.
Üstelik en bariz konularda bile bu durma şahit olmadık.
Bu çabalar beraberinde sadece siyasetin değil, daha çok milletin ahlaki ve toplumsal değerlerine de baştan aşağıya zarar verdiğini gördük.
Milli birlikteliğin zarar görmeye başlaması da bu gelişmelerden kaynaklanıyor.
Mesela AKP’yi destekleyen pek çok kişi, örneğin yolsuzlukların yapıldığını, rüşvetin, talanın, israfın olduğunu bilmesine rağmen akıl ve mantık dışı söylemler akımına kurban edildi.
İnanç deryamız yine bu şekilde kirletilmeye çalışıldı.
Kendilerini aklama çabasında AKP cenahı siyasi kazanım, yanlış ve suçlarını gizleme adına yüce dinimizin emirlerini hakikatinden farklı anlamlarda kullanma ve hatta sevgili Peygamberimiz (S.A.V.)’i kendileriyle kıyaslayıp, kimi alanlarda (haşa) kendilerinden bile daha geride olmakla itham edecek ahlaksızlık örneğini sergilediler.
Bu anlayış ve yapıyla yol almamız, sağlıklı bir istikamette ülkece ilerlememiz mümkün değildir.
Yıl olmuş 2015, yani 21. yüz yılın ilk çeyreğini bitirmek üzere sayılabiliriz ama biz hala gerçeklerle, rasyonel değerlerle ve bilimsel akılla yol almak yerine her konuda kendimizi haklı gösterecek, üstelik akıl ve mantık dışı söylemlerle hareket etmeye kalkıyoruz.
* * *
Siyasi arenadan başlayan gerginlik furyasının topluma ne derecede sirayet ettiğine bakmak için sadece gündelik hayatımızda sürekli içerisinde bulunduğumuz trafikteki insanların hal ve hareketlerine dikkat etmek yeterlidir.
Kurallar, kaideler, yasalar, ahlaki ölçüler ve hatta vicdani kıstaslar kaybolup, insanların kendi seçenek ve davranışların haklı olduğunu gösterebilmek adına neler yaptığını inanın kolaylıkla ölçebileceğiniz bir alandır burası.
Son birkaç haftadır yaşananlar da yine aynı çerçeveyle iktidar tarafından sunulmaya gayret ediliyor.
Gerçeklerin üzerini kapatacak, hakikatin anlaşılmasına mani olacak ne kadar olay varsa, iktidar bu alanlarda kendisinin sorumluluğunu ve yanlışlarını gizleyebilmek adına hareket ediyor.
Ülke genelinde elektrikler gidiyor, sorumlu bakan dahil hiç kimseden sağlıklı bir açıklama gelmiyor, bizim sorumluluğumuz yok diyorlar.
Teröristler devletin savcısını, üstelik devletin kurumu olan adliyede rehin alıp, başına silah dayadıktan sonra şehit ediyor, iktidar “başarılı bir operasyon” yapıldığını iddia ediyor.
İşte anlatmaya çalıştığımız tam da bu anlayıştır.
Gerçi şu ana kadar bunlarla ilgili yanlışlarını gizleyebilecek bir hedef yaratamadılar ama emin olun eli kulağındadır.
İhmaller, yanlışlar, sorumlular hiçbir zaman konuşulmuyor, konuşturulmuyor.
Hep suni bir takım hedefler oluşturulup, dikkatler hep o yöne çekiliyor.
Bu zamana kadar, özellikle de son 1 yıldır paralel mevzusuyla, her olumsuz gelişmeyi aynı yere bağladılar.
Bakalım bundan sonra ne türetebilecekler?
Onlar hesap yapadursun, millet kendi hesabının faturasını 7 Haziran’da mutlaka sorumlulardan tahsil edecektir.
İsmail Özdemir

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.