SON DAKİKA

BARAJ…

Gündem Yazıları

Milliyetçi Hareket

Gündem Yazıları

TÜRKİYE KİMİNLE SAVAŞIYOR?

Bu haber 07 Mayıs 2017 - 13:44 'de eklendi ve 21 kez görüntülendi.

2 Mayıs Salı günkü grup toplantısında MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli’nin, FETÖ ile mücadele konusundaki sözleri adresini buldu.
“FETÖ, memurda, esnafta var da siyasette yok mu?” sorusu ile uzun zamandır bu konuda kafası karışık olan kamuoyunun düşüncelerine tercüman oldu.
Sayın Bahçeli’nin, “Mücadelede netice almak için artık hiçbir mazeretiniz kalmadı.” anlamındaki uyarısı da yerini buldu.
Aynı gün, kurucusu olduğu AKP’ye yeniden dönen ve üyelik formu doldurup, müracaat töreninde konuşan Sayın Erdoğan “Acırsanız, acınacak duruma düşersiniz” ikazı ile partililerini yüz yüze uyarmış oldu.
Bu sözü ile Sayın Erdoğan, MHP Lideri Sayın Bahçeli’ye bir anlamda “Mesajınızı aldım, bir an önce gereğini yapacağım” der gibiydi!
Gerçekten de öyle!
Şu anda hemen herkesin kafasını irdeleyen husus budur..
Şu kadar asker, şu kadar emniyet mensubu, şu kadar öğretmen, şu kadar hukukçu, şu kadar sağlıkçı, şu kadar sanayici, iş adamı, esnaf, sivil toplum mensubu, gazeteci FETÖ’den alınıyor, yargılanıyor; ama nedense siyaset ayağı olmuyor?
Buna inanmak aptallık demek değil midir?
Türkiye’de, bu ve buna benzer faaliyetler, özellikle FETÖ gibi devletin bütün damarlarına sirayet etmiş, adeta devletin hücrelerinde hücresel yapılar oluşturabilmiş, kozmik odalara adım atabilmiş, dış bağlantılı bir yapı, siyasi ayağı olmadan bu kadar hızlı koşup, mesafe alabilir mi?
Mesela, kurunun yanındaki yaşlar olarak tanımlanan bazı mağdurların mağduriyeti devam ederken, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı’nın damadı Kavurmacı’nın, onca delil ve aleni belgeye rağmen tahliye edilmesi (Sebebi sağlıkmış (!)) mağdur vicdanları kanatmaz mı?
Bireysel anlamdaki süreç mağdurları devletten elbette kısa zamanda bir müjde bekliyorlar, kabul ve makul!
Ama bu darbe teşebbüsünün gerçek mağduru Türkiye Cumhuriyeti Devleti’dir.
Ve şu anda devleti yöneten kadrolar; öncelikle devletin mağduriyetinin yanında yer almak zorundadır.
Böyle bir dönemde, “Benim partimde FETÖ’cü yok” anlayışı kısırdır, komiktir, inandırıcılıktan uzaktır. Arızalı olan “Benim FETÖ’cüm iyidir” yaklaşımıdır.
Muhtelif FETÖ sanıklarının mahkeme zabıtlarına geçen ifadeleri dosyalarda mevcuttur.
Öncelikle AKP iktidarı, devleti önceleyerek, bu uğurda her kademedeki teşkilatlarına, meclis yapılarına, hükümete ve hatta mahalli kadrolarına sızmış bütün kripto FETÖ mensuplarını tespit edip, gereğini yapmak zorundadır.
Aksi takdirde inandırıcılığını kaybeder. Bu durum FETÖ mensuplarının direncini artırır, çözülmelerini önler.
Sık sık FETÖ ile mücadelede partisinden ve hükümetten gerekli desteği alamadığından, yalnız bırakıldığından şikâyet eden Sayın Erdoğan’ın 21 Mayıs itibarıyla artık mazereti de kalmayacaktır!..
Türkiye’nin FETÖ ve PKK’ya karşı yürüttüğü mücadele aksamadan ve hızla devam etmelidir.
ABD’nin, PKK/PYD ile Suriye’de verdiği görüntüler ortadadır.
Bir NATO ülkesi olan Türkiye’nin, sınırlarının ve vatandaşlarının güvenliği teröristler tarafından tehdit edilmektedir. Böyle bir süreçte; NATO ülkesi olan ABD’nin Türkiye’nin yanında yer alması gerekirken, PKK/PYD’ ye silah yardımı yapması nasıl izah edilebilir?
Aynı ABD’nin, diğer terör örgütü olan FETÖ elebaşına hala sahip çıkıp, ev sahipliği yapması hangi anlama gelmektedir?
Mesele gayet açık ve nettir. ABD, Türkiye’nin şu anda acımasızca mücadele ettiği FETÖ ve PKK terör örgütlerinin hamisi durumundadır. Silah ve mühimmat vererek destekçisi konumundadır.
ABD’nin terörist hamiliğini, “RAKKA” operasyonu ile sınırlı bir yaklaşım olarak izah etmesi elbette mümkün değildir.
İktidarı da muhalefeti de artık durumu ve vaziyeti bir an önce kavramak zorundadır. Durum acildir ve Türkiye Sayın Bahçeli’nin sık sık hatırlattığı üzere bir beka sorunuyla karşı karşıyadır!..
Soçi’de gerçekleşen Putin- Erdoğan görüşmesi neticesini vermiştir. Domatesler salça fabrikalarına gitse de İdlib ve Halep’in doğusunu da içine alan, Türkiye için çok önemli dört bölgede “Çatışmadan Arındırılmış Bölge” oluşturulması imzalar ile neticelenmiştir.
Türkiye- Rusya ve İran bu ateşkesin “Garantör Ülkeleri” dir.
Misafirimiz Suriyeli sığınmacıların önemli bir kısmının kendi topraklarına dönme imkânına kavuşması dâhil, önemli gelişmelerin başlangıcı gerçekleşmiştir.
Sırada 16 Mayıs’ta ABD’de yapılacak olan Trump- Erdoğan görüşmesi vardır.
Türkiye’nin, bu görüşmeden de, tuzakları bozarak amacına ulaşarak ayrılması, sadece Türkiye’nin değil, Ortadoğu’nun ve hatta Asya’nın büyük bir sıcak iklimden kurtulması olacaktır.
Türkiye tezlerinde haklıdır. Haklılığı, hukuki zemin üzerinde olduğu gibi, mağduriyetini artık ortadan kaldırma kararlılığı ile de ilgilidir.
O nedenle bırakalım Kılıçdaroğlu’nu, Baykal’ı, Gül’ü… Sayın Cumhurbaşkanı, MHP Lideri Sayın Bahçeli’nin uyarılarına kulak vermeye devam ederek, FETÖ ve PKK ile etkin mücadele kararlılığından asla taviz vermemelidir!
Bu mücadelenin, Türkiye’yi bölgede de dünyada da daha da güçlendireceği, söz ve itibar sahibi yapacağı muhakkaktır…

Mazhar Gündoğ

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.