SON DAKİKA

Plastik Top Gibi

Gündem Yazıları

Türkiye AKP’yi Taşıyamıyor

Bu haber 04 Aralık 2013 - 10:03 'de eklendi ve 5 kez görüntülendi.

Orhan Karataş

İktidar partisi ülkenin sırtında ağır ve taşınamaz bir yük olmaya başlamıştır. Bu durum içerideki ihanetle birlikte, dışarıda acı sonuçlar doğuruyor. Türkiye Cumhuriyeti devleti ne yazık ki, artık iddiasını, gücünü, itibarını, saygınlığını kaybedecek bir noktaya gelmiş ve ciddiye alınmayacak bir konuma düşürülmüştür. Bunu anlamak da, kabullenmek de, sindirmek de mümkün değildir. Sebep ve yöntem her ne olursa olsun, bu kadarına hiç kimsenin, hiçbir partinin hakkı yoktur.

HER YOLU DENEYECEKLER

Seçimlerin yaklaşmış olması en büyük tesellidir. Ümidimiz ve beklentimiz bu vahametin sandıkta sonlandıracak olmasıdır. Nitekim, AKP’de bunun farkındadır ve eşi emsali görülmemiş bir baskı ve yıldırmayla Türk milletini angaje tutmaya, bu yalan, talan ve ihanet düzenine onay almaya çalışıyorlar. Başta sayın başbakan olmak üzere bütün AKP yöneticilerinin ve beraberinde yanaşma, besleme takımının telaşı ve sonuç almak için her şeyi mubah saymaları bunun sonucudur. Çok sıkıntılı bir seçim sürece yaşanacağı ortadadır. Yüksek Seçim Kurulu’nun bakanların istifa etmelerine gerek kalmadan seçime girebilecekleri yönündeki kararı, tarafsızlığına ve güvenirliğine en çok ihtiyaç duyulan kurumların bile ne hale getirildiğini ibret verecek biçimde ortaya koyarken; AKP’ye kazandırmak için bütün değerlerin nasıl ayaklar altına alındığını ve nasıl bir seferberlik başlatıldığını da çarpıcı şekilde ortaya koymaktadır. Zira, YSK kararını hiçbir demokratik ölçü ve kuralla izah etmek ve kabullenmek mümkün değildir.

MHP VE DİĞERLERİ

AKP’nin Türkiye Cumhuriyeti’ne reva gördüğü ve ancak gaflet, delalet ve ihanetle izah edilebilecek bu tablonun yanında, anamuhalefet partisinin vurdumduymaz ve iktidarı onaylayan tavrı da ayrı bir vahamet oluşturuyor. İktidarın Türk milletinde değil, ABD’de aranması bir ayıbın çok ötesindedir. Ne yazık ki, son dönemlerdeki iktidarların ortak özelliği, icazeti önce ABD’den almalarıdır. AKP’yi kuranlar ve yönetenler önce ABD’den onay almakla kalmamış, iktidar olduktan sonra da, halının altına süpürülmemek için her türlü kullanıma açık olduklarının teminatı vermişlerdir. CHP’nin de şimdi aynı yolu takip ettiğini hayretle görüyoruz. Türk milletinin güvenebileceği ve bu rezil gidişi değiştirebilecek tek parti Milliyetçi Hareket Partisi’dir. Dolayısı ile arka arkaya yapılacak 3 seçim de MHP bir tarafta, diğerleri bir tarafta olacaktır.

MHP Genel Başkanı sayın Devlet Bahçeli, Türkiye’nin bu ağır ve acı tablosunu partisinin grup toplantısında değerlendirdi. Bu ihanet sürecine artık bir son verilmesi için Türk milletine doğruyu gösterebilmek adına yine çok çarpıcı tespitler yaptı. Konuşmanın tamamı haber sayfalarımızda yer almaktadır ve biz her zaman olduğu gibi her biri birbirinden önemli cümlelerden bazılarının altını çizmekle yetineceğiz:

TÜRKİYE’NİN İTİBARI

“Türkiye, AKP’yle birlikte yakın coğrafyalardaki tüm iddiasını ve yaptırım gücünü kaybederek edilgen ve pasif bir duruma gerilemiştir. Başbakan Erdoğan’ın iş olsun kabilinden gürlemesi, yüksek perdeden atıp tutması ve kuru diklenmeleri hiçbir fayda sağlamamış, hiçbir sonuç doğurmamıştır. Türkiye de bölgesinde hafife alınan, korkulmayan, çekinilmeyen ve fikri sorulmayan bir ülke haline gelmiştir. Bu şekilde milli güvenliğimizi teminat altına almak, milli çıkarlarımızın devamlılığını sağlamak mümkün olamayacaktır. Ülkemiz dört bir tarafından ihanet çemberine alınmıştır. Sınırlarımıza bitişiğinde PKK devletleşmekte, Kürdistan’ın çatısı örülmektedir.

TÜRKMEN DUYARSIZLIĞI

Başbakan Erdoğan peşmergeye duyduğu sevgi ve yakınlığın onda birini nedense Türkmenlere göstermemektedir. Türkmenlerin can ve mal güvenliği suikastlara kurban giderken Başbakan oralı bile değildir. Aklı fikri Barzani’ye yılışmak, gözüne girmek ve Kürdistan’ı tanıyarak petrolü elde etmektir. Enerji havzasında bulunan Türkmen kentleri peşmergenin ve tetikçilerin hedefindeyken, petrol ve doğal gaz anlaşmalarıyla acıklı ve isyan ettiren katliamları yok saymak ne insanlıkla, ne adamlıkla ve ne de milletimizin beklentileriyle bağdaşmayacaktır.

SEÇİMLERİN ÖNEMİ

Bu seçimler çözülmeye, çöküşe, yıkıma, tahribata en kesif, en kat’i ve en keskin cevap üretecektir. Ayağa kalkan Türk milleti sandıkta AKP’yi uyaracak ve hayal kırıklığına mahkum edecektir. Türkiye’nin bugünkü ortam ve hali; düşünen, dürüstlüğü pusula edinen, milli hassasiyetleri olan, sağduyuyla meselelere bakan herkesi endişelendirmektedir. Başbakan Erdoğan’ın ayırıcı ve ayrılıkçı üslubu, hakaret dolu açıklamaları, terörizme karşı beslediği hayranlık ve muhabbeti daha ciddi badirelere yol açmadan törpülenmeli ve hak ettiği karşılığı almalıdır. Bu sebeple önümüzdeki 30 Mart tarihi çok şeye gebedir.

Her hal ve tavrından görülüyor ki, Başbakan’ı korku sarmıştır. Sözleri, siyasi faaliyetleri, ilişki ve irtibatlarındaki gelgitler paniklediğinin, telaşa kapıldığının, panik ataklar geçirdiğinin işaretleriyle doludur.”

YOK ASLINDA FARKLARI

Manevi değerlerimizi istismar eden, bölücülere umut veren, PKK’ya el uzatan iktidar partisiyle; Washington’dan icazet arayacak, siyasetini yabancılara endeksleyecek kadar çaresizliğe mahkum hale gelen ana muhalefet partisi ülkemizin önündeki başlıca takozdur. Bunların işleri güçleri germek, kamplaştırmak ve gerilim icat etmektir. AKP, CHP ve BDP birbirlerinin gıdasıdır ve biri olmazsa diğerine de gerek kalmayacaktır. Milletimiz içine düşürüldüğü kısır ve zararlı çekişmeden bıkmıştır. Türk milleti artık kaynaşma ve kucaklaşma aramaktadır.

YSK’NIN VAHİM KARARI

YSK bu kararı alırken acaba; Telkin altında kalmış mıdır? Tavsiye almış mıdır? Yönlendirmelere açık olmuş mudur? Ya da herhangi bir menfaat vaadine kanmış, iradesine ipotek koydurmuş mudur? Başbakan Erdoğan demokrasinin zerresini içinde taşıyorsa, siyasi ahlakın kırıntısına sahipse aday olmuş veya olacak bakanların derhal istifasını istemelidir. Şayet bakanlar görevlerinden çekilmeden aday olurlarsa; siyasetin havası bozulacak, itibarı karalanacak, dengesi sarsılacak, rekabeti sakatlanacak ve tıpa tıp faşist yönetimleri çağrıştıracaktır.

TÜRK NE DEMEKTİR?

“Türk dediğin bir sentezdir ve Türk diye bir ırk yoktur” diyerek ağaç kovuğundan çıktığını, cami avlusunda bulunduğunu, nüfus kütüğünü Kandil’deki mağaralara yazdırdığını zımnen kabullenen, tescilli ve markalı Türk hasımlarına unvan veren, mevki kazandıran ve oraya buraya saldırtan Başbakan’dır. Türk demek İslam’ın kılıcıdır. Türk demek Peygamber’imizin övgüsüne mazhar olandır. Türk demek şereftir. Türk demek tarihtir. Türklüğü inkar etmek en şiddetli ırkçılık ve düşmanlıktır.

Orhan Karatasorhan@asikurtlar.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.