Asikurtlar©

Türkiye 2023’e AKP’yle Girerse…

Türkiye 2023’e AKP’yle Girerse…
28 Mart 2016 - 10:17 'de eklendi ve 4126 kez görüntülendi.

 

 

Sherlock Holmes’ü izlenmeye değer kılan, belgeler ve kanıtlar değildir; “meseleyi bilmesi”dir!
İnsan nasıl davranır, nasıl davranmaz, ondan sonra ne yapar, ne yapmaz?.. Şu işi yaparken nasıl davranır, bu işi ne sebeple yapmış olabilir?..

Bunlar hem zekâ hem de tecrübe gerektiren sorgulamalardır.
Tarihçiyle dedektifin birbiriyle buluştuğu noktalardan biri, “olay yeri incelemesi”dir.
Dedektifler, olay yerinde gördükleri “sıra dışı” bir nesneyi nasıl “iz sürmenin” merkezine yerleştiriyorsa Tarihçiler de “farklı ve olağan dışı” bulguları dikkatle incelemek zorundadır.
Dedektiflerin meşhur “cinayetin işlendiği akşam neredeydiniz?” sorusu da şüpheli bir hareketi ortaya çıkarmaya yöneliktir.

Memlekette her gün “siyasi” cinayetlerin işlendiği şu günlerde bu iki mesleği birleştirerek şüphelilere sormamız gerekiyor:
“PKK şehirlere patlayıcı yerleştirirken neredeydiniz?”
Soruları çoğaltabiliriz:
“Orduya kumpas atılırken neredeydiniz?”

Suriye’deki sahaya ÖSO’yla çıkarken PKK’nın yürüttüğü karşı stratejiyi nasıl göremediniz?
Kamışlının Kürtçü solun 40 yıllık kalesi Nusaybin’in öteki yarısı olduğunu bilmiyor muydunuz?
2004’te Kamışlıda başlayan Kürt isyanının, bu ilçeyi 2013’te “PYD- PKK’nın başkenti” haline getirdiğini neden takip etmediniz?

Suriye iç savaşına müdahil olurken Esad’ın, 40 yıllık yaveri Öcalan üzerinden yapacağı hücumlara karşı neden önlem almadınız?
230 km. uzaklıktaki Kandil’e karşı Irak sınırından 30 km içerde tampon ararken, Nusaybin operasyonunda, 1 km. mesafedeki Kamışlıdan gelecek desteğin bize şehit cenazesi olarak döneceğini neden öngöremediniz?

Tel örgüsü, bayramı batsın!.. Sınırdaki mayınları neden kaldırdınız?
“14 yıldır neler oluyor bu memlekette?..”
Asıl sorulması gereken soru budur!..

Hükümet, bu dönemde görev yapan etnik kökenli İç İşleri Bakanlarının, Müsteşarların, Anadolu Ajansı ve TRT Genel Müdürlerinin, Savcıların, Hâkimlerin, Bakanların ve siyasilerin, Kürtçü parti oylarının 1,5 milyondan 6 Milyona çıkmasındaki katkılarını sorgulamalıdır.
Hükümet, Birleşmiş Milletlerin ve CIA’nın elindeki demografik verileri karşılaştırmalı; 25- 50, hatta 100 yıllık planlarla çalışan bu kurumların “Türkiye’de 2075 yılı itibariyle Kürt nüfusun Türk nüfusu geçeceği” projeksiyonuna göre hareket edip etmediğini anlamalı ve bize de anlatmalıdır.

Aslına bakarsanız bu “olay yeri”ndeki en sıra dışı suç karinesi: “AKP’nin, 70 yıllık demokrasi döneminin en uzun süre iktidarda kalan partisi olması”dır.
Terörü sıfırdan tavan seviyesine çıkaran ölümcül hatalara rağmen bu “kanlı istikrar” ne hakla sağlanmıştır?

Bu durumda Tarihçi soracaktır: Acaba seçimle alınıp seçimle devredilen “emanet alınmış iktidar” sivil bir darbe sonucunda “kalıcı iktidar”a dönüşmüştür de milletten mi saklanmıştır?
Bütün bu seçimler, demokrasi edebiyatları, büyük bir aldatmaca mıdır?

Ortada taammüden işlenmiş bir cinayet vardır ve dedektif doğru sonuca bu sorularla varacaktır.
Hükümetlerinin ortalama ömrü 1,5 yıl olan bir Türkiye’de kanla biten 10 yıllık DP iktidarına şimdiden 4 yıl fark atan AKP’nin iktidarını, kalıcı bir tek parti rejimine çevirmeye çalıştığını gösteren birden fazla kanıt vardır.

2019’u garantiye alma çalışmaları sürmektedir. 2023’ü temin ettikten sonra vatandaş, bu sefer de “2071 vizyonu”yla uyutulacaktır!
Oysa BM Nüfus projeksiyonları bize başka bir şey göstermektedir: Bu gidişle 2071’de Türkiye
Cumhuriyeti diye bir devlet olmayacaktır!
Eğer sıkıcı olmayacaksa söyleyeyim: İktidar bu Bizans aklıyla, millet de bu Pera temposuyla giderse, Türkiye’nin bayrağa ve şehitlere sahip çıkacak nüfusu 2071’te 35 Milyona düşmüş olacaktır.
Diğer yarımız çoktan göçüp gitmiş; yerlerine Suriye’den gelen mülteciler, emekli turistler, dâhili göçmenler, nüfus ve tapu kayıtlarıyla oynamayı seven etnik istilacılar yerleşmiş olacaktır!

AKP “Suriyeli mültecilerin kalıcılığını” belki de meşrebine uygun bir çözüm olarak aramış ve bulmuştur!
Atatürk, “Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır!” derken CHP’nin Sosyalist Enternasyonale, AKP’nin ümmetçi Enternasyonale kayıp da Milliyetçiliği ayaklar altına alacağını tabii ki bilemezdi.
Ümitsiz değiliz; ancak gidişata ve BM verilerine bakarsak 2071’de Türkler, Türkiye’de azınlıkta kalacaktır!

Yani Apo’ya pasaport veren Yunan Patrikhanesi, Türkler’den 1071’in intikamını PKK’yla almaktadır!
AKP’nin iktidar hırsı yüzünden Milli Devlet politikalarından verdiği tavizler “bin yıllık kardeşliği” yaralamış içte ve dışta Türkiye’yi karanlık bir gelecek tablosuyla karşı karşıya bırakmıştır.

Türk Milleti, iktidarı kaybettiğinde her şeyini kaybetme kaygısı taşıyan yöneticilerin, milli bekamızı göz ardı eden iktidar hırsı yüzünden büyük bir felakete doğru koşmaktadır.
Türkiye Cumhuriyeti, 2023’e AKP’yle girerse; 2071’de tarih sahnesinde olmayacaktır!

Şükrü Alnıaçık

Etiketler :
pien-parfum
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER