Asikurtlar©

TÜRKEŞ MENDERES’İN İDAMINA KARŞI ÇIKMIŞ: İDAMIN MEMLEKETE BİR FAYDASI OLMAZ

TÜRKEŞ MENDERES’İN İDAMINA KARŞI ÇIKMIŞ: İDAMIN MEMLEKETE BİR FAYDASI OLMAZ
15 Mayıs 2015 - 8:42 'de eklendi ve 4719 kez görüntülendi.

Başbakan Davutoğlu’nun, “Menderes asılırken MHP nerdeydi” sözleri tartışma konusu oldu. Çünkü Menderes 1961’de asılmıştı. MHP ise 1969’da kuruldu. Bununla birlikte Türkeş’in, Cemal Gürsel’e, idamın gerçekleşmemesi için yazdığı mektup da tekrar gündeme geldi.

Menderes ve Arkadaşlarının İdamı Meselesi

Yassıada duruşmaları 14 Ekim 1960′da başlatıldı. Demokrat Partilileri yargılamak üzere kurulan Yüksek Adalet Divanı adlî ve askerî yargıçlardan meydana gelmekteydi. Salim Bozal’ın mahkeme başkanı, Ömer Altay Egesel’in ise başsavcı olduğu mahkeme, verdiği ölüm ve ağır hapis cezalarıyla olağanüstü dönemlerdeki askerî rejim hukukuna aykırı davranışlarıyla tarihe geçmiştir. Yassıada’da 11 ay süren mahkemelerde 592 kişi yargılanmış, 288 kişi hakkında idam cezası istenmiştir. Sonuçta Adnan Menderes, Hasan Polatkan ve Fatin Rüştü Zorlu idam edilmiş, 31 kişi ömür boyu hapse, 418 kişi 6 aydan 20 yıla kadar çeşitli hapis cezalarına çarptırılmıştır. 123 kişi beraat etmiş, 5 kişinin davası düşmüştür.Türkeş, MBK’ye yapılan bütün baskılara rağmen DP’li milletvekillerinin tutuklanmasına hatta hükûmet mensuplarının bile hapis edilmesine lüzum olmadığını, bunların hepsinin yurt dışına gönderilmelerinin uygun olacağı görüşünde idi. Cemal Gürsel de ona katılıyordu. Hatta Türkeş, Dışişleri Bakanı Selim Sarper ile bu konuda görüşmüş, Dışişleri bakanı yabancı devlet temsilcileriyle yaptığı görüşmeler sonucunda İsviçre Hükûmeti’nin DP liderlerini kabul edeceklerini öğrenmişlerdi . Ancak MBK bu duruma büyük tepki gösterince mesele bir müddet durdurulmuştur.

Bu engeller karşısında DP liderlerinin yurt dışına gönderilmeleri mümkün olmadı. Ancak Türkeş, Yüksek Adalet Divanından idam kararının çıkması durumunda bu kararların MBK’nin tasdikinden geçmesini hükme bağlatmıştı. Böylece idam kararları çıktığı taktirde bu hükümlerin tasdik edilmesini engellemeyi düşünmüştür. Fakat Alparslan Türkeş’in plânlarını bozan ve hesapta olmayan gelişme, 13 Kasım’da 14′lerin sürgüne gönderilmeleriyle ilgili gelişmelerdir.Böylece idamlar önündeki en büyük engel olan Türkeş’in lideri olduğu 14′ler grubu saf dışı bırakılmış ve Cumhuriyet tarihimizdeki hazin sonu hazırlanmıştır.

Yassıada’da idam kararlarının çıkacağını hisseden Alparslan Türkeş, Hindistan’da sürgünde olmasına rağmen Dışişleri Bakanı Selim Sarper vasıtasıyla Cemal Gürsel’e gönderdiği mektupla idamlara karşı çıkmıştır. Türkeş, 1960 yılı Haziran aylarının başlarından itibaren başlayan Yassıada olayına görevde kaldığı 6 ay boyunca karşı çıkmış, Menderes ve arkadaşlarına verilebilecek en ağır cezanın sürgün olması gerektiği hususundaki düşüncelerini sonuna kadar savunmuştur.

Alparslan Türkeş’in Cemal Gürsel’e gönderdiği 7 Eylül 1961 tarihli mektubu tarihî önemine binaen aşağıya alınmıştır.

“Orgeneralim, Yeni Delhi, 7 Eylül 1961

Size asla yazmak niyetinde değil idim. Fakat bugün memleketin yüksek menfaatleri bakımından bazı hususların dikkatinize sunulması zaruri oldu. Şöyle ki: Yüksek Adalet Divânı birkaç güne kadar eski iktidar mensupları hakkında hükmünü verecektir. Adaletin hükmüne müdahale etmek ve daima hürmetkâr bulunmak şarttır. Ancak, hükümlerin infazı yurtta mevcut durumun nezaketi göz önüne getirilince, ayrıca incelenmeğe değer görülmüştür. Yüksek Adalet Divânı’nın vereceği cezalar içinde idam hükümleri mevcut bulunduğu takdirde bunların tadil edilerek hafifletilmek cihetine gidilmesi çok faydalı olacaktır. Çünkü: a) İdam cezalarının infazı, 13 Kasım’dan beri atılan çok hatalı adımlar dolayısıyla memlekette meydana gelmiş olan huzursuzluğu daha çok arttıracaktır. b) Ölüm cezalarının infazı, yurt dışında da milletimiz ve devletimiz aleyhinde tepkilere yol açacaktır. c) Ölüm cezalarının infazı hâlinde, milletimizi bölen kin ve garaz duyguları şiddetlenecek ve 27 Mayıs’ın amacı olan Millî Birlik ruhunun geliştirilmesini güçleştirecektir. ç) Yukarıda sıralanan mahzurlarına karşılık, cezaların infazı ile memlekete sağlanacak hiçbir fayda yoktur. Esasen siyasî suçlardan dolayı, ölüm cezaları verilmesi bugünün insanlık duygularına uymamaktadır. Buraya kadar sıralanan mutalâalara ilâveten, hukuk bakımından da şu hususların incelenmesi lüzumludur. I- Yüksek Adalet Divanının vereceği idam kararlarının nihaî incelenmesi, bununla ilgili kanunun yürürlüğe girdiği tarihte tek meşru yasama organı bulunan 27 Mayıs Milli Birlik Komitesi’ne ait idi. II- Bugün ise, yasama organı yalnız başına 13 Kasım Komitesi değil, Temsilciler Meclisi ile birlikte Komite’den meydana gelen Kurucu Meclis’tir. III- Türk Anayasası’na göre, idam hükümlerinin nihaî incelenmesi, yasama organlarına aittir. Şu halde, bugün Yüksek Adalet Divanı’nın vereceği idam kararlarının yalnız 13 Kasım Komitesi’nce incelenmesi hukukî ve meşru olamaz. Aksi hâlde, millet ve tarih önünde sorumlu olacağınızı hatırlatırım. Saygılarımla, Alparslan Türkeş

Mektup incelendiğinde Türkeş’in idam cezalarına karşı çıkması, siyasî, sosyal ve hukukî temellere dayandığı görülmektedir. İdamların ülkede huzursuzluğa yol açacağını ve bölünmelere sebep olacağını savunan Türkeş aynı zamanda ülkenin dış itibarının da zedeleneceğine işaret etmiştir. Hukukî açıdan ise13 Kasım tasfiyesi ile meydana gelen yeni MBK’nin idam kararlarını incelemesi ve onaylamasının hiçbir hukukî dayanağının olamayacağının iddia ederek, idamları engellemeye çalışmıştır.

Etiketler :
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER