SON DAKİKA

ATATÜRK OLMASAYDI…

KÖŞE YAZILARI

Türk Olmak Sanatı

Bu haber 24 Ağustos 2015 - 17:37 'de eklendi ve 23 kez görüntülendi.

Geçtiğimiz 13 yıl boyunca aşındırılan kavramlarımızın başında şüphesiz Türklük geliyor. Türklük bilinci ve şuuru, iktidar sahipleri tarafından o denli yıpratıldı ki insanlar neredeyse Anadolu’nun bir Türk yurdu olmadığını ve medeniyetten uzak biz Türklerin, Anadolu’da işgalci olduğumuzu düşünmeye başladılar.
Bugün size bir kitaptan bahsedeceğim. En çok ihtiyaç duyduğumuz zaman diliminde yazılmış ve Türk’ü günümüz dünyasına en uygun bir şekilde en baştan tanımlayıp, onun tarihi yolculuğunu yabancılaşmış beyinlere haykıran bir kitap!
Ahmet Şafak tarafından kaleme alınan “Türk Olmak Sanatı” adlı kitabın üzerinde durmak istedim çünkü bu kitap kafalardaki soru işaretlerine cevaplar sunarken aynı zaman da Türk’ün var olduğu andan bugüne kadar yol haritasını okuyucusuna anlatıyor ve bu yol haritasının geleceğine beraberce kafa yormanızı sağlıyor. Ve bunu yaparken “Türk olmak, sadece folklorik bir duruş değil aynı zamanda politik bir duruştur” diyerek bu duruşun gereklerini de sade ve akıcı bir üslupla aktarıyor.

Kitabın bence en önemli özelliği de bu. Zira Türk olmanın manasını sadece tarihi bir perspektiften değil, iktisadi, jeopolitik ve küreselleşme açısından da tarif ediyor. Bu tarifte en önemli meselemiz olması gereken ancak Türk aydının bir türlü en ufak sorunu dahi olmayı başaramamış problemlerimizde naklediyor.

Mesela şöyle diyor yazar: “Mesele şudur! ‘Siyaset İnsanı’ bu küresel macerada ne kadar millidir? Büyük oyunun farkında mıdır? Milletler mücadelesini bilmekte midir? Gündelik telaşın ortasına sokulan demokrasi kelimesinin aslında, kökünden koparılarak çok kültürcülük şekliyle milli birliği hedef alan bir küresel zoka olduğunun farkında mıdır?”

“Türk Olmak Sanatı” işte bütün bu zokayı yutup, millete de yutturmak derdinde olanların geçtiğimiz yıllarda kazandıkları cephelere bir isyan olarak, bu ahlaksız mevzileri dağıtmak amacıyla yazılmış, “Ben ne yapabilirim?” sorusuna cevap arayan Türk tipi bir aydının ortaya koyduğu tavır olarak karşımıza çıkıyor.

Hatırlatmak isterim ki bu tavır güçlendiği ölçüde, bu tavır sahiplerinin sesinin yüksekliği nispetinde Türklük mevzi kazanacak, zihinlerde olması gereken şekilde çözümlenecektir.

Başka bir bölümde şöyle diyor yazar: “Uluslararası sistem nedir? Dünya’da doların piyasaları tekelinde bulundurduğu, serbest ticaretin kutsallaştırıldığı, üniter devletlerin etnik çoğulculuğa mahkum edildiği bir düzen!”
Bu uluslararası sistem tanımı üzerinde çok düşünülmesi gereken ve milliyetçiliği en büyük düşmanı olarak gören bir olgu ve bizde buna karşı zihinsel olarak örgütlenmeliyiz. Bu sistemin yaratıcılarının şiarı ise şöyle açıklanmış: “Hangi millet üzerinde çalışıyorsan önce o milletin milliyetçilik kalitesini ve milliyetçi yapılanmalarını çöz”

Gelelim Türk Olmak Sanatına. Ahmet Şafak şöyle diyor: “Türk olmak sanatı, dünyada oynanan oyunun içinde olduğumuzu anlamaktır. Hiç birimiz dünyada meydana gelen siyasi, ekonomik olaylardan bağımsız değiliz. Dünya borsalarında yaşanan iniş ve çıkışlar bizi ilgilendirir. Etkili devletlerin politikaları bizi etkiler. Bu gelişmelere karşı ilgili olmak, bu gelişmelerin nasıl gerçekleştiğini merak edip bilgili olmak gerekir. Türk olmak sanatı bu oyuna fikren, zihnen hazır olmak demektir”
Yazar bu tanımı yapmakla kalmıyor, bunun karşısında bizim yapmamız gerekeni de açıklıyor: Tarihe müracaat etmek! Yani “Türkiye’nin kendi gerçeği öncelikle Anadolu coğrafyasında üniter birliğini korumak, ekonomik inkişafını üretim ekseninde sürdürmek ve sonra Türkistan hattı üzerinde ayakları yere basan adımlar atmaktır” diye de ekliyor.

Dediğim gibi kitap, Türk’ü tanımlamakla kalmıyor ve Türk’ün yol haritasını da çiziyor: “Dünyanın geleceği üzerinde bulunan Türkiye-Türkistan hattı sadece romantik bir ideolojinin zeminini değil petrol, doğalgaz, plütonyum, uranyum, altın kaynaklarının da menbaını teşkil etmektedir. Yıllardır bu ülkede yani Türkiye’de Türk Dünyası denince milli iddiaları susturma işlemiyle meşgul olan çevreler Türkiye’yi kendi gerçeğinden uzaklaştırmak için her şeyi göze almaktadırlar”
Türk Olmak Sanatı yalnız bunları değil, Ortadoğu kavramı içerisinde Türk’ün yerini ve geleceğini de tartışmaya açıyor ve bence doğrular üzerinde düşünerek ve tartışılarak ortaya çıkan fikirler manzumesinin ortak bir noktada birleşmesi ile oluşmakta.

Önce kendi zihin dünyamızda, sonra Milliyetçi düşüncede bir tartışma iklimi yaratması açısından, Ahmet Şafak’ın bu kitabının eleştirel bir gözle okunması gerektiğine inanıyorum. Zira bizlere, tartışan ve düşünen dimağlar lazımdır.

Çok yararlandığım ve birçok açıdan önemli bulduğum “Türk Olmak Sanatı” kitabının ardından yazardan bir de “Türk Kalmak Sanatı”nı okumayı çok isterim doğrusu.

Şevket Talha APUHAN

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.