SON DAKİKA

NATO’dan FETÖ’ye

KÖŞE YAZILARI

Toplum mühendisliği

Bu haber 10 Ocak 2014 - 21:20 'de eklendi ve 16 kez görüntülendi.

İletişim araçlarını kullanarak, milyonları eğitebileceğimizi ve sonunda kararlarını etkileyip, doğru seçim yaptırabileceğimizi sanmak yanılgıdır. Böyle olabilmesi için, çok uzun vade gerektiği gibi; aynı zamanda, kitlenin eğitilirken, diğer şaşırtıcı sermaye medyasının bozguncu yayınlarına kapalı olması gerekiyor. Oysa açık toplum olduğumuzdan, her türlü yıkıcı yayın, bizim doğru yayınlarımızı bastıracaktır. Onlarla, aynı maddi güce hiçbir zaman sahip olamayacağımızdan; asla onların yayın yaptığı kişi, kanal çokluğunu ve yayın yoğunluğunu gerçekleştiremeyeceğiz…

 

Tüm bunlara rağmen, bazılarımız, hâlâ propagandanın yararından ve gerekliliğinden söz edebilir; peki; bugüne kadar, o propagandadan hangi somut başarılı sonuç elde edildi? Hiç! Tek yapılan, gazete, dergi, kitap çıkarmak ve satmak; belli bazı blok kitleler üzerinde etkili olmak ve onları özel günlerde, bayramlarda, konuşmalarla coşturup zaman kaybettirmek…

 

Birini eleştirmek, onu ciddiye almak, önemsemek ve eksik bilgisinden dolayı yaptığı yanlışı düzelteceğini umarak bilgilendirmektir. Ancak bu durum, AKP için söz konusu olamaz. Çünkü AKP, ne eleştirilecek ciddiyettedir, ne de önemdedir. Ayrıca, AKP’nin yanlışları bilgisizlikten değil; kasıtlıdır. Yani onlara hangi bilgiyi öğretirseniz öğretin, o bilgilerin çoğunu zaten bildiklerinden, asla düzelmeyeceklerdir. Hurafeci AKP’lilerin düzelmeleri için; yeniden doğmaları gerekiyor. Bu nedenle, Ermeni özür kampanyasına imza atan [1] Bekir COŞKUN gibilerinin çocukça nanik eleştiri yazıları bizleri oyalamamalıdır. Bunların, bildiğimiz AKP yanlışlarını, tekrar tekrar yazmalarının ne önemi var? Neden kendileri gibi sahte Atatürkçüleri, ulusalcıları, sosyalistleri, liberalleri deşifre etmiyorlar? Neden, sömürgeci sermayedarların denetimindeki devletlerin (BMGK daimi üyesi İngiltere, Amerika, Rusya, Çin, Fransa) uluslararası blok anlaşmalarını ve amaçlarını yazmıyorlar. Sömürgeci sermayedarların denetiminde, özenle belirlenen yöneticilerin, tarım arazilerini bu tekellere devretmeye hazırlandığını neden yazmıyorlar? Sömürgecilerin, özenle yerleştirdiği yöneticilerinin sağlığı özelleştirmesi nedeniyle, hastalanma durumunda, herkesin parası kadar tedavi göreceğini neden yazmıyorlar. Ve bunun sadece sağlıkta değil; eğitimde de aynen olacağını eklemiyorlar. Yani, üniversitelerin de vakıf üniversitelerine dönüşmesiyle, akademisyenler, bilimsel düşünceyle değil; kendilerinin üzerlerindeki bu çıkar ağının duyarlılıklarına göre hareket edecekler. Bu aşağılık, satılık durum, bunu yazamayan sermaye medyası gazetecileri için de geçerli. İşte bu gerçekleri yazamazlar. Asıl bilgi, bunlardır…

 

Demem o ki, özen göstereceğiz; idealist olacağız; saf yapı kuracağız. Bu tutumumuzu gördüklerinde, hata yapma şanslarının olmadığını; hata yaptıklarında bizim için anında işlerinin biteceğini bilecekler ve heyecandan bacakları tir tir titreyecek. Böyle maymunların, insanımızı enayi yerine koyup, milletimiz üzerinden geçinmelerini sağlamamalıyız. Onları şöhret yapmamalıyız. Tek bir yanlışlarını gördüğümün anda, kıçlarını tekmeleyip, bir kenarda büzüşüp kalmalılar…

 

Bekir COŞKUN’un bir başka uyarlaması olan ve 3 Ekim 2013 tarihinde, Halk TV’de yayınlanan “Halk Arenası” adlı TV programında Yılmaz ÖZDİL, Tayyip’i savunan çıkışıyla insan fetişi muhalifleri şaşırttı. Suriye Devlet Başkanı Beşar ESAD’ın, Tayyip’e yönelik eleştirilerinin yer aldığı söyleşinin yayınlanmasının ardından konuşan ÖZDİL: “Bu lafların bu Ortadoğu kasabına yedirilmesi lazım” diye sözlerine başladı. Ardından “Hiçbir Ortadoğu hacıvatının çıkıp Türkiye Cumhuriyeti Başbakanına hakaret etme hakkı yoktur” diye devam etti. Aynı programda ÖZDİL, yine şunları söyledi: “Bu Beşar ESAD dediğimiz adamın arkasında Rusya, Çin, İran gibi demokrasiyle alâkası olmayan ülkeler var.”

Ortadoğu kasabı kim? Ameri-kanın Irak işgalini ve diğer ülkeleri karıştırmasını destekleyerek 2 milyon 300 bin Müslümanın ölümüne neden olan Tayyip değil mi. Beşar ESAD’ın söyledikleri hakaret değil; somut tarihi gerçeklerdir. ESAD’ın arkasında, Rusya, Çin, İran varmışmış; ÖZDİL’in bu ifadelerinden ne anlamalıyız? Rusya, Çin, İran gibi ülkeler olmasaydı; Suriye’ye demokrasi mi gelecekti demek istiyor. AB-D sömürgeciliği, demokrasi mi getiriyor; Irak’taki demokrasiyi, Bay ÖZDİL çok mu beğeniyor; bunu mu anlamalıyız…

CNN, Haber Bölücü, N TV, SKY gibi, patronlarının, sömürgeci sermayeyle ortaklığı bulunan televizyon kanallarında, kukla oyunlarıyla çakma muhalifleri göstermelik kavgalarla insanımızın gözünde kahramanlaştırıyorlar. Tabii o arada, alt metinlerle verdikleri zararlı mesajlarla bilinçleri sömürgecilerin çıkarları doğrultusunda şekillendiriyorlar. Gerçekte, bu insanlar kukla; amaç, laf sokmayla muhalefet tabanını oyalamak, şaşırtmak, gazını almak için bunlar sahneye atılıyor. Madem çok iyi ve yararlılar, daha önce hiç bilmediğimiz; yeni, ilk, ne söylüyorlar ve somut ne yaptılar?

 

Artık her yerde ayrım yapmanın zamanı geldi. Ne çarpışan iki kötüden birini tercih edeceğiz; ne de indirgemeci yaklaşımlarda karşı karşıya getirilen olumluların birinden vazgeçeceğiz. Psikolojik harekât merkezindekiler, bundan sonra iyi düşünsün; dâhiyane yöntemler geliştirsinler!

 

Olay şu ki, aynı anda her yerden ateş altındayız; ancak bu ateşlerin bir kısmı taktiksel ve oyalayıcıdır; yani önemsizdir. Biz, bu ortamda, küçük ve önemsiz olumsuzlarla telaşa kapılmadan; düşmanın asıl önemli amacını gözden kaçırmadan yapacağımıza odaklanmalıyız. İsrail’in güvenliği ve bölgenin her türlü sömürülmesi için, düşmanın asıl hedefi: Bölücü anayasadır…

 

Ey milletim, düşmanın merkez karargâhını sana gösteriyorum; barutunu boşa harcama!

 

Bu ahvâl ve şerait içinde, tarihe bu notu yazmayı gerekli görüyoruz: Şu iyi bilinsin ki; kim sömürgecilerin gönüllü hamalıysa, biz onunla uğraşacağız; hangi konumda olduğu; hayata nasıl baktığı; umurumuzda değil. Bizim için: Hain, haindir! Hainlere hatırlatmakta yarar var: Vatana ihanetin nedeni değil; bedeli olur. Ayrıca; Başkomutan Gazi Mustafa Kemâl ATATÜRK’ün dediği gibi: “Haine merhamet, vatana ihanettir!”

 

Biz, Bursa Nutku’ndaki cumhuriyetin koruyucuları olarak, kendimizi yetiştiren akılcı bireyleriz. Müritler gibi, birilerinin peşine takılıp tarikat şeyhlerini savunmayız. Ancak bu anlayışla, cumhuriyet vatandaşı olunur! Biz, gelişmiş, yetkin bireyler olarak; girişimci ve etkin kişilikteyiz. Bir başka ülkenin adayacağı sömürge valisi gelecek, değneğiyle bizi bir araya toplayıp bi yöne sürecek; olmaz öyle şey! ATATÜRK’ün özgün, akılcılık ışığıyla yetişen nesle bu yakışmaz! Biz, kendi liderliğimizde, yalnız kendi bağımsız karar ve icraatlarımızla kurtuluşa kavuşacağız…

 

Biz, ne zaman, nerede, nasıl, neden, neyi yapacağımıza bizzat kendimiz; öz irademizle, bağımsız karar vereceğiz… Kullanılmış, yıpratılmış artıklardan medet ummak akıldışıdır. Birikimli, yetkin, yeni, en önemlisi geçmişi tertemiz; yabancılardan burs almamış ve kurslarından geçmemiş; özgün, akılcı gençlerle yola çıkacağız. Önce program ve bu programı uygulayacak kişileri bizzat belirleyeceğiz. Birilerinin çıkmasını beklemek yanlış olur, lideri ve yapacaklarını millet dayatmalı. Yani taban belirleyici olmalı…

 

Kaynak:

 

[1] http://www.guncelmeydan.com/pano/ermenilerden-ozur-dileyenler-yilmaz-dikbas-t32478.html

Deniz KAÇAĞANkacagandeniz@asikurtlar.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.