SON DAKİKA

TİB’siz Sansür

Bu haber 02 Şubat 2014 - 10:39 'de eklendi ve 14 kez görüntülendi.

CÜNEYT ÖZDEMİR

Sansür girişimleri kısa vadede bir güç gibi gözükse de uzun vadede güçsüzlüğün simgesi olacak. Demokrasilerde sansür döner dolaşır yapanı vurur.

Medyaya bir haller oldu. Anaakım medyada gazeteler sabahları çıkıyor ama çoğu bir gece önce sosyal medyada yayımlanan ses kayıtlarından oluşuyor. Evet, artık geceyarısına doğru sosyal medyada ‘kaset savaşları’ yaşanıyor. Montajlanmış, kurgulanmış, gizlice dinlenmiş telefon kayıtları, ortam dinlemeleri internette yayımlanıyor. Yayımlanır yayımlanmaz cemaatçiler ile hükümetçiler anında bunları yaymaya ya da engellemeye çalışıyorlar. Kimin aleyhine kaset sızdırılmışsa karşı taraf başlıyor kaseti yaymaya ve kafa bulmaya… Vay, onlar bir kaset mi yayımladı hemen diğerleri de başka bir kasete sarılıyor.

İşte ertesi sabah uyanıp gazeteleri elinize aldığınızda bu kaset savaşından geriye kalanları okuyorsunuz. O kadar…

Görünen o ki adını ilk kez bu sütunda koyduğumuz ‘algılar savaşı’nın mücadele meydanı internet ortamı olacak. Elbette böylesine bir ortamda hükümetçiler devletin gücünü sonuna kadar kullanıyorlar. Bunu yaparken işin zıvanadan çıktığı, kantarın topuzunun biraz fazla kaçtığı da oluyor. Bunun son örneklerini sıkça yaşamaya başladığımız için üzerinde durmanın zamanı geldi de geçiyor. Aslında ilk örnek Mehmet Baransu’nun kurmaya çabaladığı ‘yenidönem.com’ sitesinin başına geldiğinde pek çok kimse önemsemedi. Baransu’nun sitesi aniden ortada hiçbir resmi karar yokken kapatıldı. Baransu bile bunun hukuki nedenini bulamadı, düşünün!

Sonrasında aniden Serdar Akinan’ın Vagus.tv’si kapatıldı. Akinan’a da hiçbir gerekçe sunulmamıştı. Üstelik neden kapatıldığını öğrenmek için TİB binasına giden avukatlarına güvenlikten binaya giriş izni bile verilmemişti. Yani hukuk tamamen devredışı bırakılmıştı. Son olarak önceki gün CHP milletvekili Umut Oran’ın Sabah’ın satın alınma süreci ile ilgili Meclis’e verdiği soru önergesini haber yapan T24 sitesine (artık ayıp olmasın diye) TİB bir tebligat gönderip “Soru önergesi ile ilgili o haberi sitenizden çıkartın” deme lütfunda bulunuyordu.

Cürete bakar mısınız?

TBMM’de bir milletvekilinin verdiği soru önergesinin bile sansür edilmesi isteniyor. Neden?

Hepimiz neden olduğunu biliyoruz. Zira o soru önergesi hükümetin saklamaya çalıştığı bir yolsuzluk iddiasını ayan beyan ortaya döküyordu. Elbette ortada sansür için hukuksal somut bir dayanak yok. Sansür için mahkeme kararı gösteriliyor ama Türkiye’de hiçbir mahkeme kararı Meclis’te konuşulan hiçbir şeyi hele de bir soru önergesini yasaklayacak kadar güçlü değil. En azından bu rejimin adı hâlâ demokrasi ise ve bir anayasa yürürlükteyse bırakın TİB’i hiçbir devlet kurumunun buna gücü yetmez.

Siz eğer Meclis’e verilen bir soru önergesini sakıncalı ilan ediyorsanız artık asıl hedefiniz Meclis olmuş demektir.

O zaman soralım: Atanmış bir ismin başında olduğu TİB, seçilmiş milletvekillerinin oluşturduğu TBMM’nin üzerinde mi?

12 Eylül döneminde bile Meclis’e verilen soru önergelerinin haberleştirilmesine baskıcı rejim ses çıkarmıyordu. Bu uygulama çıtanın 12 Eylül’ün bile gerisine düştüğünü gösteriyor.

TİB hukuku rafa kaldırmış, kafasına göre kapatıyor.

Şu aralar zaman zaman tehdit boyutuna uzanan bir “Paraleller darbe girişiminde bulundu, yazsanıza kardeşim” baskısı altındayız.

Yahu yazalım yazmasına da bu yaşananlar ne iş?

Paraleller darbe girişiminde bulunup hukuku kafasına göre kullanıyorsa TİB’in son zamanlarda internet üzerinde artan bu hoyrat sansür girişimlerini ne yapacağız?

‘Korku İmparatorluğu’nun sahipleri değişse de yöntemleri hiç değişmiyor.

Neyse ki alışkınız.

Hukuka yönelik bir darbe girişimini, hukuka yönelik başka bir darbe girişimi ile temizleyemezsiniz.

Dünyanın en çok internet kullanan ülkelerinden birinde eğer internet üzerine böylesine abanırsanız emin olun bir süre sonra kitleler patlar.

Tıpkı Gezi Parkı’nda olduğu gibi…

Türkiye artık eski Türkiye değil.

Eğer bu ülkede interneti kapatırsanız meydanları ve sokakları doldurursunuz.

Günümüz teknolojisinde aba altından sopa göstererek bilgi akışını engellemek imkânsız.

Hüsnü Mübarek, Tahrir Meydanı ilk dolduğunda Mısır’da interneti kontrol altında tutmaya çalışmıştı, sonuç ortada.

Kaddafi Libya’da benzer bir yöntemi denemiş; çaresizlikten akşamları interneti kapatıp sabahları açacak kadar gözünü karartmıştı, sonuç ortada.

Bir kez daha altını çizerek daha önce yazdığım bir iki konuyu tekrar edeceğim.

Paraleller, cemaatçiler, hükümetçiler şunlar bunlar arasında kimin bu savaşı kazanacağına emin olun şu anda bütün bu kaosu izleyen büyük halk kitleleri karar verecek.

Başta internet olmak üzere, şeffaflığı, bireysel özgürlükleri güvence altına alan, garantilemeyi vaat eden kazanacak.

Sansür girişimleri kısa vadede bir güç gibi gözükse de uzun vadede güçsüzlüğün simgesi olacak.

Demokrasilerde sansür döner dolaşır yapanı vurur.

Tabii ‘demokrasiler’de…

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.