Asikurtlar©

Tezek

Tezek
07 Aralık 2015 - 9:36 'de eklendi ve 4146 kez görüntülendi.

Seçimlerin üzerinden henüz 37 gün geçti. Hükümetin kurulması 10 günü dahi bulmadı. Bu kısa süre içinde yaşananlar, hukukun, demokrasinin, aklın ve mantığın bulunduğu bir ülkede birkaç yılda dahi yaşanmaz. Her sabah yeni bir yetersizliğe, yeni bir kayba, yeni ihanete uyanıyoruz ve hızla kaosa sürükleniyoruz. Sayın başbakanın kendi ifadesi olan etrafımızdaki kuşatma, içeriden ve dışarıdan gün geçtikçe daralmaktadır. Dünya tam da bizim bulunduğumuz coğrafyada yeniden kuruluyor, ama bizi ne ciddiye alan var, ne bir şeye karıştıran var, ne de ne düşündüğümüzü soran var. Sadece görev veriyorlar ve istiyorlar.

KENDİ ÜLKEMİZİ KURTARMAKLA SEVİNİYORUZ

İçerideki ihanet yeni alçaklıklarla, yeni şehitlerle, yeni kalkışmalarla artarak devam ediyor. Tahir Elçi’nin ölümü kalleşlikler, kahpelikler, ihanetler için yeni bir vesile oluşturuyor. Diyarbakır başta olmak üzere bölgeden gelen haberler ve görüntüler Suriye ve Irak’ı hatırlatıyor. Devlet savunmada. Olay yeri incelemeleri teröristler izin vermediği için günlerce yapılamadı. Sokağa çıkma yasakları bölgenin değişmezi oldu, ama yine de istenilen sonuç alınamıyor.Kendi ülkemizde, kendi toprağımızda “şuradaki teröristleri temizledik, şu tepeye Türk bayrağı diktik” diye seviniyor ve bunu büyük bir başarı olarak anlatıyoruz.

AVRUPA’NIN TOPLAMA KAMPI OLDUK

Avrupa Birliği karşısında düştüğümüz durum, kelimenin tam anlamıyla bir acizliktir. Üç kuruş uğruna Avrupa’nın toplama kampı, tampon bölgesi olmayı kabul ettik. Avrupa ülkeleri için tehdit ve tehlike teşkil eden, sosyal yapıyı bozmasından, teröristleri içinde barındırmasından korkulan mülteciler, sıra bize gelince, önemsizleşiyor. Bizim için sosyal tehditler, ekonomik yükler sanki hiç önemli değilmiş, bizim insanımızın hayatı değersizmiş gibi bir muamele yapılıyor. Bu kadarla da kalmıyor, Avrupa açık şekilde bize üçüncü sınıf bir Ortadoğu ülkesi gibi davranıyor. Bazı fasılların açılması ve sözde vize muafiyeti için takip edeceklerini, denetleyeceklerini ve uygun görürlerse onay vereceklerini söylüyorlar. Bizim hükümetimiz bu hazin duruma hiç itiraz etmediği gibi, bir de büyük başarı elde edilmiş gibi millete masal anlatıyor.

AVANTAJIMIZI KAYBETTİK

Rusya kriziyle ilgili gelişmeler ayrı bir fecaattir. İktidara geldikleri günden bu yana, ilk defa doğru bir iş yaptılar, ama onunda arkasında duramadılar. Yanlış üstüne yanlış yapılarak, bütün avantajımız, bütün haklılığımız kaybedildi.Neredeyse Putin’e yalvaracak durumlara düştüler. Çar özentisi Putin’de bu durumu kullandı ve tek taraflı bir efelenme ile Türkiye’ye yüklendikçe yüklendi. Hala alttan alıyor, hala geri çekiliyor, hala kaybediyoruz. Bütün bunlara bir de bölgenin yeniden dizayn edilmesi ve Ortadoğu’daki aleni paylaşım eklendi. ABD’den Almanya’ya, İngiltere’den Fransa’ya Danimarka’dan Rusya’ya 12 ülke geldi ve yerini aldı. Aralarında açık bir paylaşıma başladılar. Bugüne kadar bedel ödeyen tek ülke olan Türkiye, bu paylaşımın içinde olmadığı gibi, yeni kayıplarla, yeni tehditlerle karşı karşıya kaldı. Bir de baktık kendimizi Musul’da bulmuşuz. 2 bin Türk askeri buraya niye gitti, hangi görevi üstleniyor kimse bilmiyor. Bilinen tek şey, AKP’nin bir takım pazarlıklar içine girdiği ve BOP yolunda yeni maceralara açıldığıdır. Nitekim, merkezi Irak hükümeti açık tehditlere başladı ve Rusya’dan sonra yeni bir cephemiz daha oldu.

ÇİLE ÇEKMEYE HAZIR OLUN!

Kayıp, teslimiyet, yetersizlik, yanlış AKP’nin değişmezidir. Bu geldikleri ilk günden itibaren böyledir ve her defasında katlanarak, artık dayanılmaz boyutlara ulaşmıştır. Kış ortasında doğalgazsız kalmak gibi bir tehlike, kapıya dayanmıştır. Nitekim bu tehlikeyi ülkeyi yönetenler de görüyor ve kabul ediyor. Millete tavsiyeleri tezek stoklamaları ve çile çekmeye alışmalarıdır. Rusya’da iş kaybına uğrayan yanaşma firmalara ve besleme müteahhitlere daha ilk günden tazminat teminatı veren AKP hükümetinin, millete reva gördüğü şey tezek yakmak ve çile çekmeye hazır olmalarıdır. Bir de hiç utanmadan, sıkılmadan bu rezillikleri, bu yetersizlikleri, bu yanlışları, bu kayıpları ve ülkenin savaşın eşiğine getirilmiş olmasını, “Allah’ın takdiri” olarak anlatıyorlar. Övünecekleri zerre kadar bir şey bulurlarsa, bu AKP’nin büyük başarısı oluyor ve günlerce seferberlik ilan edip anlata anlata bitiremiyorlar. Ama açık ve aleni şekilde kendi yetersizliklerinin, hatta ihanetlerinin acı sonuçlarını “Allah’ın takdiri” olarak bu millete yutturmaya çabalıyorlar.

PYD ÜZERİNDEN AKDENİZ KORİDORU

Rusya ile gerginlik gün geçtikçe büyüyor. Müttefiklerimiz bu gerginliği azaltmak yerine, kendi menfaatleri doğrultusunda ya görmezden geliyor veya kışkırtıyor. Buna bağlı olarak Ermeni ve Rum belalarının yeniden başını kaldırması an meselesidir. Suriye bataklığında debelenmekten yorulduk. ABD’nin 98 km.’lik IŞİD tehlikesi olan sınırımızı kapatmaktaki ısrarının altında ne olduğu net olarak ortaya çıktı. PYD üzerinden oluşturdukları koridoru Akdeniz’e kadar uzatıp Türkiye sınırını tamamen kontrole almak ve enerji geçiş köprüsü olma özelliğimizi bitirmek gibi bir hedefin olduğu kesinleşmiştir. Bu noktada Rusya ve ABD arasındaki paralellik, hatta bölgeye yuvalanan diğer ülkelerin PYD sevdası çok dikkat çekicidir ve olan yine Türkiye’ye olmuştur. Şimdi bir de Irak tehdidi başladı. Belki fazla ciddiye almamak gerekiyor, ama onlar da Türkiye’yi tehdit edecek cüret ve cesareti buldular. Kendimizi her an yeni ve derin bir belanın, sonu kestirilemeyen bir felaketin ortasında bulabiliriz. Söylemeye dilimiz varmıyor, ama bu bir savaş dahi olabilir ki, AKP’nin Türk milletinin başına getirmediği tek felaket zaten bu kalmıştır.
Tezek, Türk milletine kış ortasında reva görülen bir yakıt türü değildir.13 yıllık AKP politikalarının bizi nereye getirdiğinin açık ve kesin sonucudur.

SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER