Asikurtlar©

TEŞKİLAT NEDEN ÖNEMLİDİR?

TEŞKİLAT NEDEN ÖNEMLİDİR?
01 Mart 2016 - 17:00 'de eklendi ve 4043 kez görüntülendi.

“Teşkilat” bugünlerde parti içi çekişme ve görev değişiklikleriyle gündeme geliyor. Nedense akıllara çok da iyi şeyler getirmiyor. Oysa, bilenler bilir; teşkilat candır!..
İsterseniz mürit ağzıyla bir adım daha ileri gideyim:
Teşkilatı olmayanın teşkilatı şeytandır!
Seçimler gelir geçer. Hükümetler gelir geçer. Adaylar gelir geçer. Vekiller gelir geçer. Meclisler gelir geçer. Teşkilat durur.
Evlatlar gelir geçer, torunlar gelir geçer… Arabalar, binalar, bayramlar, bayraklar gelir geçer… Teşkilat geçmez!..
Çünkü teşkilat aslında MHP’dir!
Teşkilat, ülkülerimizi, zamandan koruyan mekân… Teşkilat, ülkülerimizin yaşadığı yerdir.
Siyasi partilerin ortaya çıkmasında geçici görüş farklılıklarından çok kalıcı fikirler yaşatma arzusu etkili olmuştur.
Atatürk’e, daha Cumhuriyet ilan edilmeden CHP’yi kurduran etken, inkılap fikirlerini yaşatma arzusudur.
Başbuğ’u Hindistan’dan döner dönmez, CKMP’ye katan ve MHP’yi kurduran da aynısıdır.
Kimse kusura bakmasın, “şöyle Ülkücüyüz böyle ülkücüyüz, onun için yerimizde duramıyoruz” deyip de teşkilat başkanının tasarruflarını tanımayan arkadaşlara bir çift sözüm var:
Ülkücülüğü ebedi kılacak olan da sizin benim gibi nefis sahibi “fâniler” değil “Teşkilat”tır!
Genel merkeze gider yapmayı, kolpacılığın mezuniyet beratı sayan dünkü çocuklar bu işlerden anlamaz. Ama eskiler, Başbuğ Alparslan Türkeş’in teşkilatı şahıslardan nasıl üstün tuttuğunu çok iyi bilirler.
Bugün bir İlçe Başkanı, bir İl Başkanı veya Genel Merkez yönetimi, sizin adayınızın değerini bilmemiş, sizinle ters düşmüş olabilirler. Çok da kızmış olabilirsiniz…
Ancak teşkilatta görevli bütün “şahıslar” bulundukları makamdan dolayı değişmez, sabit bir saygıyı peşinen hak ederler.
Bu saygı, MHP’linin MHP’ye olan saygısıdır. Ülkücünün Ülküsüne olan saygısıdır.
Ülkücü ideolojiyi MHP politikalarını her ortamda savunan bir yazar olarak bana, bir ilçe Ocak başkanı karşısında önümü ilikleten saygı işte benim davama duyduğum bu saygıdır.
Aynı zamanda 40 yıldır değişmeyen fikirlerime yani kendime duyduğum saygıdır.
İstanbul’dan Diyarbakır’a, Hatay’dan Sinop’a, Edirne’den Iğdır’a, kadar pek çok teşkilata ziyaretler yapıp; konferanslar verdim. Bu sözlerimi tekzip edecek bir başkanım varsa, sosyal medya ortamından açıkça yazabilir.
Bir teşkilat başkanının, saygınlığı, şahsi melekelerine ve yaptığı faaliyetlere göre artar ya da azalır. Ama hiçbir zaman davaya duyulan muhabbetten kaynaklanan o sabit seviyenin altına düşemez.
Düşmemelidir!
Çünkü genel merkezden mahallelere kadar teşkilat, davanın taşıyıcısıdır; lokomotifidir.
“Rambo Türk askeri olacak” diye karavanaya domuz eti konamayacağı gibi, bütün kardinaller Ülkücü olsa bile Bozkurt posterini indirip, yerine Meryem Ana ikonu koyamayız!
Esas olan teşkilattır.
Her türlü ideolojik tavır, siyasi propaganda, konsept ve söylem değişikliği, mutlaka üzerinde çalışıldıktan, yetkili kurullarda tartışıldıktan sonra yapılmalıdır.
Bazı milletvekillerinin, şöhret ve itibarlarına güvenerek teşkilatlarından habersiz kararlar alıp, bunları uygulamaları da “teşkilat”ın ruhuna ve saygınlığına aykırıdır.
Hiç kimsenin, kendisini meclise taşıyan insanların emeğini yok sayma ayrıcalığı yoktur. Şahıslar, böyle bir harekete mecbur kaldıklarında, en azından dönüp, teşkilatından özür dilemesini, helallik almasını bilmelidir.
Bu teşkilatlar, bize daha uzun zaman lazım olacaktır. “Bir kere çiğnemekle anayasaya bir şey olmaz” sözü, bizim yolumuzu aydınlatan bir ifade değildir.
Bugün sen çiğnersin, yarın da seni çiğnerler. Her kafadan bir ses çıkar, anarşi başlar ve biteriz.
Buradan konuya dahli olan herkese sesleniyorum.
Çoğumuz aynı çileli nesildeniz. Ya ağabeyim, ya ablam ya da kardeşimsiniz.
Kaideler ve gelenekler içinde birinin MHP yönetimine talip olması, Ülküdaşlık hukukuna halel getirmez. Hayatta hiçbir şey, bana dün söylediklerimi bugün inkâr ettiremez.
Ama “teşkilata” zarar vermeyin.
Mesela bazen irade: “% 49,5’luk AKP oyu” ise; Teşkilat: “Türkiye Cumhuriyeti Devleti”dir.
Şahısları eleştirin, ama kimsenin, “Balgat” kelimesinin arkasına saklanarak genel merkeze düşman olmasına izin vermeyin.
“Sövmekten, sataşmaktan başka kargosu olmayan, boş ambarlarıyla liman liman dolaşan nefis tekneleriyle işimiz olmaz” deyin.
47 yıllık bir partide herkesin teşkilatla ilgili çeşitli dertleri, şahsi rezervleri, kötü bir anısı olabilir. Şahsi hareketlerin sebebini, kişilerin rezervini, sicilini, ajandasını, en iyi teşkilat bilir.
Popülizmin rehavetine kapılıp da gelenekleri çiğnetmeyin.
“Hırsızlık bile yapsan en latif inciyi çal” demiş Hz. Mevlana…
Camiayı kırıp dökmeyin, Ülkücü hareketi bölmeyin…
Teşkilatı, şu politik yargının önünden çekin!
Şükrü Alnıaçık

Etiketler :
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER