Asikurtlar©

Terörü bitirmek mi, sürdürmek mi?

Terörü bitirmek mi, sürdürmek mi?
29 Temmuz 2015 - 19:08 'de eklendi ve 4141 kez görüntülendi.

AKP’nin iktidarda kalmak uğruna feda edemeyeceği hiç ama hiçbir değerin olmadığını defalarca yazdık. Bu tespitimizin ne kadar doğru ve haklı olduğunu ispatlayan son gelişme Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Çin ziyareti öncesi havaalanında yaptığı açıklamalardır. Erdoğan net ve kesin şekilde, adına çözüm denilen ihanet sürecinden iktidarı kaybettikleri için vazgeçtiklerini söyledi.

Sayın Cumhurbaşkanı aynen şu cümleleri kurdu: “Mart’ta başbakan olarak partimin başındaydım. Çözüm süreci maalesef karşılığını bulmadı. Daha sonra yapılan genel seçimlere geldiğimizde bu işin ciddi manada hasar gördüğünü gördük.” Bu sözlerden, “umduğumuz ve beklediğimiz oyları alamadık. Bu şartlarda çözüm sürecini devam ettirmenin anlamı yok” dışında bir anlam çıkarabilen var mı? Oysa, daha önce ne pahasına olursa olsun bu süreci devam ettireceklerini söylüyordu.

Oy uğruna yapamayacakları şey yok
Bir defa daha ispatlandı ki, eğer AKP iktidarda kalacaksa, ülkenin bölünmesinin, milletin lime lime edilmesinin hiçbir önemi yoktur. Çok şükür ki, millet bu ihanete daha fazla izin vermedi ve AKP’yi tek başına iktidardan alaşağı etti. Ancak, ortaya çok tehlikeli bir durum çıktı. Gelişmeler AKP’nin çözüm ihanetinden vazgeçtiğini gösterse de, terörle etkili ve kalıcı bir mücadele verileceği yönünde fazla ümit vermiyor. Terörü bitirmek yerine, yeniden tek başına iktidar olabilmek için terörü sürdürmek ve ülkenin gündeminde tutmak gibi bir yola gidecekleri anlaşılıyor. Zira, 13 yıllık yanlışın ve ihanetin sonucunda kanlı örgüt çok daha güçlenmiş ve ileri gitmiştir. HDP’nin meclise girmesini bir toplumsal destek olarak değerlendirmiş ve zıvanadan çıkmıştır. Terörle mücadele etmek çok daha zorlaşmıştır. Kararlılık ve devamlılık gerekiyor ki, ülkenin felakete gitmesinin bizzat sebebi olan AKP’nin bu konuda bir güven vermesi mümkün değildir.

Bu sicille nasıl olacak?
AKP ne yaparsa yapsın, bu sicil yakasını bırakmaz. Milleti aptal yerine koymak yerine, ihanetin bu kadar yayılmasının hesabını millete vermek zorundadır. Daha kısa süre öncesine kadar PKK ile kurulan şeref masalarını büyük bir marifet gibi anlatıyor ve kamuoyunu “kan duracak, huzur gelecek, analar ağlamayacak” diye aldatıyorlardı. Habur rezillikleri, Oslo’da pazarlıkları, İmralı canisi ve Kan dilli katillere heyet gönderilmesi, Dolmabahçe’de imzalanan Sevr anlaşması, Meclisten çıkarılan kanunları nereye koyacaksınız? Dağdan indirilen eli silahlı katillere şehirleri teslim eden; Polisi, askeri kışlaya sokan, meydanı bu itlere bırakan AKP değil miydi? Şimdi, millet bu AKP’ye nasıl güvenecek, nasıl inanacak? Terörün ülkenin her yerini sarmasının asıl sebebi olan AKP, teröre karşı mücadelede nasıl etkili olabilecek?

BOP’un sahipleri
PKK ihanetinin diğer terör örgütleri için de emsal oluşturduğunu içimiz sızlayarak izliyoruz. Fırsatı ganimet saymış ve her taraftan saldırıya geçmişlerdir. Türkiye kuşatılmış ve ağır bir tehditle karşı karşıya kalmıştır. Bütün terör örgütlerinin hedefi haline gelen ülkemizde, şiddet ve ihanet her geçen gün daha da ileri gitmektedir. Bütün bunlara akıl almaz yanlışlarla yürütülen dış politikanın ağır sonuçları da eklenmiştir. Irak ve Suriye sınırlarımızın bataklığa dönüşmesi ağır bedeller ödetmektedir. Karlı çıkan, hesapları tutan ve bu kandan beslenenler, BOP’un sahibi olan ABD ve İsrail’dir.

Bahçeli yapılması gerekenleri söyledi
MHP’nin teklif ve telkinlerini hayata geçirmenin dışında hiçbir yol ve yöntem kalmamıştır. Sayın Devlet Bahçeli’nin yaptığı son yazılı açıklama gayet açıktır. Başbakan ortak deklerasyon gibi beyhude işlerle vakit kaybedip tribünlere oynamak yerine, sayın Bahçeli’nin şu çözüm önerilerini acil biçimde hayata geçirmelidir:
Geldiğimiz şu zaman zarfında, Türkiye’yi her türlü terör örgütünden arındırmak, sokakları ve dağları mesken tutmuş hainleri tamamen etkisiz hale getirmek devletin asli vazifesidir. Bu maksatla geçici hükümet, işbaşında kaldığı müddetçe Türkiye Cumhuriyeti’nin tüm imkan ve kabiliyetini eksiksiz kullanmalıdır. İç Güvenlik Yasası başta olmak üzere, terör ve bölücülükle mücadelede lazım gelen tüm yasal dayanak ve imkanlar yürürlüktedir. Şehirlerde güpegündüz uzun namlulu silahlarla gezen, etek giyip maske takacak kadar insanlıktan çıkan alçaklar; sınırlarımızdan içeri sızıp cinayet işleyen şerefsizler, bunların arkasında duran, himaye eden odaklar derhal ve acilen temizlenmelidir.

Yargı devlere girmeli
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise teröristlere övgüler düzen, şehitlerimizin kanına giren çürümüşleri kınamaktan dahi imtina eden ve terörle arasına mesafe koyamayan Kandil siyasetçileri hakkında hemen devreye girmeli, hukuku çalıştırmalıdır. Anayasa’ya ve Siyasi Partiler Kanuna muhalif ve aykırı davranışlar sergileyerek şiddet ve teröre siyasi mühimmat sağlayanlara atıl ve hareketsiz kalmak PKK’ya dolaylı arka çıkmak anlamına gelecektir.

 
Türk devletinin gücünü zalim ve karanlık mihrakların hakkından gelmek için seferber etmek mutlaka sağlanmalıdır. Gün Kandil’e şanlı Türk bayrağını dikmenin, teröristlerin kökünü kazımanın günüdür. IŞİD ve PKK’nın yuvalandığı mücavir bölge ve alanlar tamamen imha edilmeden etrafımızdaki fitne kampanyası sona ermeyecek, huzursuzluk ve kayıplar bitmeyecektir. Terör örgütleriyle bağ ve bağlantısı olanlara yönelik ülke genelinde yapılan takibat ve gözaltılar genişletilerek mutlaka sürdürülmelidir. Türk milleti, hükümetten terörle mücadelede milli ve azimkâr bir tutum talep etmektedir.

 
Vatan evlatlarımızı şehit eden, topraklarımızda gözü olan, insanımızın arasına nifak saçmaya çalışan terörist unsurlar, hukuk kuralları çerçevesinde kalıcı şekilde cezalandırılmalı, bu bahis tamamıyla kapatılmalıdır.

Etiketler :
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER