Asikurtlar©

TERÖRLE MÜZAKERE OLMAYACAĞI BELLİYDİ

TERÖRLE MÜZAKERE OLMAYACAĞI BELLİYDİ
20 Aralık 2015 - 11:15 'de eklendi ve 4452 kez görüntülendi.

Önce şu gerçeği görelim:

Devlet ve güvenlik güçlerimizin, Güneydoğu’daki bazı bölgelerde PKK teröristlerine karşı başlattığı “Süpürme Harekâtı”nı yerinde buluyoruz. Devlet, gücünü göstermek zorundaydı ve geç de olsa bu yapıldı. Hiç kimsenin kuşkusu olmasın, ortaya onarılması güç olacak zararlar çıkmış olsa bile Devlet gereğini yapacak, teröristler bulundukları bölgede temizlenecektir.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın söylediği “Kazdıkları çukurlarda yok olup gidecekler” sözleri de önemsenmelidir.

Devletimiz güçlüdür ve teröre de prim vermeyecek kadar kararlıdır.

Nitekim Başbakan Davutoğlu da konu ile ilgili yaptığı açıklamada “Eğer müdahalelerde geç kalmış olsaydık, terör örgütü halkı isyana teşvik edip, devletin güvenlik güçleri ile çatışmaya zorlayacaktı” diyerek konunun önemini gündeme taşımıştır.

Terör örgütünün kentlere kadar inmesi, silahlanması, yapılaşmasını sağlamlaştırması hiç kuşkusuz tartışılmalıdır. Bugüne kadar “Teröristlerle müzakere yapılmaz” görüşünü yansıtanların bugün gelinen noktadaki haklılığı da görülüyor. Nitekim “Barış Süreci” adı altında yürütülen müzakerelerde biz de bugünlere gelinebileceği konusunda görüşlerimizi yansıtmış ve teröristlerle müzakerelere karşı çıkmıştık.

Yukarıda başlığa aldığımız “Terörle müzakere olmayacağı belliydi” sözleri Emekli Orgeneral Edip Başer’e aittir. Başer, terörle mücadelede deneyimli bir asker olarak bugünü değerlendirirken “Bir hain grubu, devletin güçlerine karşı bizim şehirlerimizde savaşıyor. Hükümet durumun vahametini geç anladı. Terörle müzakere olmayacağı belliydi” diyor.

Konumuz içinde yer aldığı için emekli Orgeneral Edip Başer’in bu konudaki görüşlerinden bazı alıntıları sizlerle paylaşmak istedik:

“Başta Cizre ve Silopi olmak üzere Güneydoğu’da terör örgütünün hazırlığının ciddi boyutlara vardığını görüyoruz. Operasyonlar sonuç alınıncaya kadar kesintisiz olarak sürdürülmelidir. Artık çözüm sürecinin devam edeceğinden ümidi kestiler ve PKK’nın sonradan köy ve kasabalarda başa çıkılması mümkün olmayacak hazırlıklar içinde olduğunu anladılar. Yollara bomba yerleştirmek, şehirleri tahkim etmek, güvenlik güçlerinin girmesini engellemek için tuzaklı hendek kazmak gibi şeylerin farkına yeni vardılar. Bir noktaya kadar bu hazırlıkların çok ciddi boyutlara vardığını artık halk ayaklanmasına işi götürecek boyutlara vardığını birileri fark etti. Uzun zaman buna ikna olmadılar ama işin vahametini sonuç olarak onlar da fark etti. Terörle müzakere olmayacağı belliydi. Baştan müzakere yerine mücadele yolu seçilseydi bugünlere gelinmezdi. Ülkemizin şehirleri, kasabaları, sokakları böylesine hainin işgali altında olmazdı ve her gün bir şehit haberi almazdık. Bölgedeki vatandaşlar can güvenliklerinden korktukları için PKK’ya destek vermek zorunda bırakılmaktadırlar. Operasyonların sonuç alınana kadar devam etmesi gerekir. Terör örgütünün varlığı ortadan kaldırmadan operasyonlar sonlandırılmamalı. PKK bitmeden vatandaşın can güvenliğinin sağlandığını söyleyemezsiniz. Adı üstünde terör örgütü, ne ahlakla ne kanunla hiçbir şekilde bağımlılığı olmayan her türlü insanlık dışı eylemi yapabilecek tıynette yaratıklardan oluşan bir grup. Hendeklerin o şekilde kalması mümkün değil tabii ki kapatılacak. Onlar yenilerini açmaya çalışacak. Eğer siz terörle mücadeleyi gerektiği şekilde yapıp terör örgütünü etkisiz hale getirirseniz hendek sorunu da kendiliğinden ortadan kalkmış olacak. Bu millet bu kadar kötülüğü hak etmiyor ama milletin de biraz silkelenmesi, neyin doğru neyin yanlış olduğunu fark etmek için gayret göstermesi lazım.”

Bu olaylar ve yaşananlar bir de şunu gösterdi:

Güneydoğu halkı artık teröre destek vermiyor. Kentlerde etkinliğini artırmak isteyen teröristlere karşı birlik ve bütünlük oluşturuluyor. Tehdit ve zorla halkı güvenlik güçlerimize karşı direnmeye çalışanlar da bunlarda başarılı olamıyor. Eğer, Güneydoğu halkı PKK’ya destek vermiş olsa, bulundukları bölgeden göç etmek durumunda kalır mıydı?

Batı’nın da eskiye göre artık PKK terör örgütüne karşı mesafeli olduğunu da açık biçimde görmekteyiz. PKK’nın siyasi uzantıları HDP’lilerin de bu konudaki gayretleri son günlerde hep boşa çıkmıştır. Terörle mücadelede bunun da önemli olduğunu söylemeliyiz.

Güneydoğu’nun adeta silah deposu haline getirilmiş olduğunu da görüyoruz. İçişleri Bakanı Efkan Ala, konu ile ilgili açıklamasında PKK’ya yönelik operasyonlarda 862’si uzun namlulu 2 bin 240 silah, 10 ton patlayıcı ile 10 bin adet molotof kokteyli ele geçirildiğini açıkladı.

İstihbarat birimleri, henüz ele geçirilmeyen silahların var olduğunu, bunların da gizli depolarda bulunabileceğini söylüyor.

Bir yandan PKK ile mücadele edilirken, öte yandan IŞİD tehlikesinin de büyüyebileceğine dikkat çekiliyor. Nitekim IŞİD’e katılacağı belirlenen 123 ülkeden 33 bin 746 kişiye Türkiye’ye giriş yasağının getirilmesi de bu tehlikenin büyüklüğünü gözler önüne seriyor.

Suriye’deki sınır güvenliğinin sağlanması ile de IŞİD militanlarının Türkiye ile bağlantılarının kesilmesi sağlanmış olacak. Bu konuda alınan önlemlerin de yerinde olduğunu söylemeliyiz.

SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER