Asikurtlar©

Terörle mücadele nasıl yapılmalı?

Terörle mücadele nasıl yapılmalı?
25 Mart 2016 - 10:22 'de eklendi ve 4145 kez görüntülendi.

 

 

Terör bugün ülkenin en önemli ve ivedi sorunu haline gelmişse, bunun temel sebebi Türkiye’yi idare edenlerin bu hayati meseledeki yanlışları, tutarsızlıkları ve yetersizlikleridir. Sıfır terörle teslim aldıkları ülkeyi, bir bölgesinde iç savaş görüntüleri yaşanan bir duruma sokmuşlardır. Silah kullananlara haddini bildirmek ve imha etmek, elbette çok önemlidir, ama terörün bitirilmesi için asla yeterli değildir. Terör, çok boyutlu bir yapının sonucudur ve haliyle mücadele de çok yönlü yapılmalıdır.

AKP TERÖRE ÜMİT VERDİ
AKP hükümetinin masa başında teslim ettiklerinin ve mücadeledeki akıl almaz yanlışlarının, terör örgütlerine silahla sonuç alacaklarına dair ümit verdiği, akıl sağlığı yerinde olan herkesin malumudur. Bu ümit verme sadece içeridekileri azdırılmalarıyla sınırlı değildir. İhanetin Irak’daki ayağı Barzani ve Suriye ayağı PYD’nin AKP ganimetini nasıl kullandıkları unutulmamalıdır. Bu iki kanlı yapının kat ettikleri mesafe, PKK için de bir emsal oluşturmuştur. Nitekim, PYD’de Kuzey Suriye’de Barzani’ninkine benzer bir yapılanmanın peşinde olduğunu ilan ederken, PKK’nın kan dökerek varmak istediği yer aynıdır. Böylece 4 ayaklı “Büyük Kürdistan” nihai hedefine, bir adım daha yaklaşacaklardır.

BÜYÜK İMKANLARA KAVUŞTULAR
Terör ve terörle mücadelede dünyada en birikimli ülkelerin başında, hiç şüphesiz Türkiye gelir. Önemli olan bu birikimi doğru kullanmaktır ki, AKP’nin bir önemli yanlışı da buradadır. Her konuda olduğu gibi, bu hayati meselede de kendinden önce yapılanlar yok sayılmış, hatta yanlış ilan edilmiştir. Teröristle masa kurmak, İmralı’daki caninin hazırladığı yol haritalarını hayata geçirmek ve bunun için meclisi sabahlara kadar çalıştırarak yasal düzenlemeler yapmak, Kan dilli sürüngenlere heyetler göndermek gibi akıl almaz yanlışlarla, bu hain güruhunun sindirileceği ve vazgeçirileceği zannedilmiştir. Bununla da yetinilmemiş, yetişmiş kadrolar budanmış, etkili ve sonuç alınan yöntemlerden vazgeçilmiş ve yerine çözüm denilen teslimiyet konulmuştur. Bu teslimiyetler ihanet cephesi için sadece elde var bir olmuş, bir taraftan şehir yapılanmalarını tamamlayıp bomba ve silah depolarken, diğer taraftan daha fazlasını isteyip meydan okumuşlardır. AKP sayesinde büyük imkanlara kavuştuklarını ve güçlendiklerini meclis kürsülerinden ilan etmekte bir sakınca görmemişlerdir.

MHP YOL GÖSTERDİ
MHP Genel Başkanı sayın Devlet Bahçeli, grup toplantısında terör ve terörle mücadele konusunda çok hayati tespitler yapmış ve hükümete yol göstermiştir. Bu değerlendirme, “MHP’nin terörle mücadele yöntemi nedir?” diye, kasıtlı sorular soran akıl fukaralarına da, anlayabilecekleri açıklıkta bir cevaptır. Eğer gerçekten de sonuç alınmak ve ülke huzura kavuşturulmak isteniyorsa, bu tespitlerin dikkate alınması şarttır. Öncelikle, sayın Bahçeli’nin şu tespitinin altını bir defa daha çizelim: “Terörist, terör denilen karmaşık ve kaotik yapının son ucundaki en çok ses getiren bir parçasıdır. Yalnızca terörist öldürerek sürdürülmek istenen mücadeleye “terörle mücadele” denilemeyecektir. Ya da teröristin taleplerini yasallaştırarak terör de önlenemeyecektir. Terörizmle mücadele teröristle mücadelenin üstünde ve onu da içine alan çok yönlü vizyon gerektirmektedir. Terörizmin hedef aldığı bütün milli unsurların tanımı ve teşhisi doğru yapılmadığı takdirde mücadeleden sonuç almak beyhude bir çırpınış olacaktır.”

YAPILMASI GEREKENLER
Bu tespitten sonra neler yapılması gerektiği maddeler halinde sıralanmış ve hükümete, “doğru teşhisler ile birlikte terörle mücadele için bizim önerdiğimiz şu kalıcı ve köklü hamleler ile işe başlanmalıdır” denilerek bir de yol haritası verilmiştir:
1-Terörle mücadele, teröristle mücadele değildir. Zaman ve mekân üstü, tarihsel perspektiften beslenen yüksek akıl ve algı gerektirmektedir. Önce olanı, olmuşu ve olacağı bütüncül ve derinlikli yorumlayan yüksekten ve analitik bakış demek olan “terörizmle mücadele vizyonu” geliştirilmelidir”
2-Terörle mücadele terörün inisiyatif ve ön aldığı süreçte her ölümden sonra gösterilen günlük tepkiler değildir. İkinci aşamada yapılacakların tamamının kavrandığı ve unsurların tamamının vizyona göre yapılandırıldığı “terörle mücadele konsepti” oluşturulmalıdır.
3- Terörle mücadele, toplumun mağdur ve devletin seyirci durumunda olduğu doğaçlama mücadele sahası da değildir. Üçüncü aşamada vizyondan beslenen, konseptten çıkartılan ve bütün milli güç unsurlarına sorumluluk seferber eden “terörle mücadele stratejisi” ortaya konulmalıdır.
4- Terörle mücadele, vizyon, karar ve uygulamanın bütün unsurlara yön verdiği yönetilen, daha doğrusu yönetilmesi gereken bir süreç demektir. Dördüncü aşamada bu stratejinin başta hükümet olmak üzere ülkemizdeki resmi veya gayri resmi, özel veya tüzel bütün unsurlara görev yükleyen “terörle mücadele siyaseti” oluşturulmalıdır.
5- Terörle mücadele, mücadele edilen kavram, grup ve taraflar hakkında toplumsal bir ittifakın olmasını, oluşmasını ve olgunlaşmasını gerektirmektedir.
Beşinci aşamada, terör üzerindeki ortak iradenin ve yükümlülüklerin belirlenmesi ve toplumun kazanılması için “terörle mücadelede kitle kazanma programı” devreye sokulmalıdır.
6- Terörle mücadele yalnızca asker, polis ve korucuya ihale edilmiş basit bir asayiş sorunu değildir. Sorunun içten ve dıştan alabileceği bütün desteklerin kesilmesini sağlayacak kadar kapsamlı “diplomatik mücadele eylem planı” hazırlanmalı, eşgüdüm halinde icra edilmelidir.
7- Terörle mücadele silahtan mayına, tuzaklı bombadan hendek kazmaya, pusudan baskın ve intihar eylemine kadar çok değişken ve dinamik bir alan olması nedeniyle mutad tedbir ve düzenlemelerle önlenemeyecektir. Teröristin mücadele şekil ve yöntemlerinin değişmesi süreçlerinde ön alarak ilgili güvenlik kuvvetlerini yeni şart ve durumlarla uyumlu olarak eğitecek, donatacak ve yönetecek “teröristle mücadele taktik eğitim ve icra programı” uygulanmalıdır.
8- Terörle mücadele içte olduğu kadar dışta da ittifak ve istikrar gerektiren bir ilişkiler alanıdır. Yabancı ülkeleri teröriste destek vermekle suçlarken, hükümetin aynı mihraklarla yaptığı müzakerelerin kendi söylemlerimizi yalanlamıyor olması şarttır. Bu itibarla tutarlı bir “terörle mücadele tanıtım çalışmasına” ihtiyaç vardır.
Orhan Karataş

Etiketler :
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER