Asikurtlar©

TERÖR SALDIRISI VE PUTİN’İN ASKERLERİNİ SURİYE’DEN ÇEKME KARARI

TERÖR SALDIRISI VE PUTİN’İN ASKERLERİNİ SURİYE’DEN ÇEKME KARARI
16 Mart 2016 - 11:20 'de eklendi ve 4038 kez görüntülendi.

 

 

Ankara’da patlayan bomba ile terör aşağılık yüzünü bir kez daha gösterdi.
Bu elim saldırı sonrasında hayatını kaybeden tüm vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet diliyorum.
Şüphesiz ki bölgesel gelişmeler ve kırılmalar paralelinde, PKK eylem sahasını genişletmeye, özelindeyse Türkiye’yi, Suriye’de şimdilik elde ettiği gözlenen geçici kazanımlarına karıştırmama amacıyla vahşi eylemlerini sürdürüyor.

Her ne olursa olsun terörün bu kanlı yüzü aziz milletimizin birlik ve beraberliğini bozamayacak, hesap edilenin aksine Türkiye’nin kararlılığından hiçbir şey götüremeyecektir. Zira bu durum milli bir meseledir.

Ancak elbette terörle mücadeledeki güvenlik ve istihbarat tedbirlerinin artırılması gerekir. Çünkü mevcut halin ülkemize yönelen tehditleri önleme anlamında yetersiz kaldığı ortadadır. Bir ay içerisinde iki kez Başkent Ankara’da eylem yapma şansını PKK yakalıyorsa, mücadele metodunu geliştirmek gerektiği açıktır.

PKK, Suriye’de elde ettiği tecrübeyi, yeni eylemsel taktiklerle Türkiye’ye taşırken, karar alıcıların bu gerçeği görerek meseleye daha hassas bir şekilde yaklaşmaları zaruri bir hale gelmiştir.

Olan bitenler Suriye merkezli yaşanırken, bu ülkeyle beraber başlatılan küresel oyun doğru okunmalı, bize yöneltilen tehditlere zamanında ve doğru şekilde karşılık verilmeli ki, bu tür kanlı eylemlerin yenisi yaşanmasın.

Ankara’da patlayan bomba ve Suriye krizinin geleceğinin görüşüldüğü Cenevre toplantısının neredeyse aynı zamanlamaya denk gelmesi (!) üzerindeki ilişki üzerinde de kafa yorulmalı, buna ilave olarak Rusya’nın, Suriye’de bulunan askeri gücünün bir kısmını neden geri çektiği ve yansımalarının neler olabileceği şimdiden doğru değerlendirilmelidir.

* * *

Şüphesiz ki Suriye krizinin görüşülmeye başladığı gün içerisinde gelen en ilginç haber, müzakerelerin yürütüldüğü ve Suriye krizinin konuşulduğu Cenevre değil, Moskova oldu.
Putin ani bir karar alarak, “görevlerini büyük ölçüde yerine getirdiklerini” söylediği Suriye’deki askeri birliklerinin bir kısmını geri çekeceğini duyurdu.

İlk bakışta da akıllara geldiği üzere bunun öncelikli yansıması Suriye ile ilgili olacaktır. Moskova, Esad’a verdiği destek karşılığında 30 Eylül’den bu yana askeri operasyonlarını yürüttüğü Suriye’den istediğini büyük ölçüde almıştır.
Düştü düşecek bir haldeyken yardımına koştuğu Esad, iktidarını korumakla kalmamış, 6 ay öncesine nazaran daha geniş bir alanı kontrol etmeye başlamıştır.

Putin’in askerlerinin bir kısmını geri çekmesi saha denklemleri paralelinde değerlendirildiğinde, Esad’ın istenilen alanı kontrol etmeye başlamasıyla ilişkili olduğu göze çarpıyor. Bu durumda, açıkça federalizm seçeneğinin değerlendirileceği bizzat BM Suriye Özel Temsilcisi Stefan de Mistura tarafından ilan edilen Cenevre görüşmelerindeki planın desteklendiği anlamına gelmektedir.

Zira Rusya Suriye’deki operasyonlara başlayarak saha dengesini tümüyle Esad lehine çevirmiş ve bu durum Esad’a büyük bir güç vererek, Suriye rejimini “ülkenin tamamını geri alma” konumuna taşımıştır. Nitekim bu sözü açıkça ilan edense Esad olmuş, fakat düşünülenin aksine Esad’a ilk tepki gösteren ülke olarak Rusya ön plana çıkmıştı.

Dolayısıyla Rusya’nın askerlerinin bir bölümünü Suriye’den çekmesi, önce Esad’a, sonrasında ise Suriye’nin geleceğinde “federalizm” öngörüsü ve planında bulunan diğer ülkelere ve saha taraflarına verilen bir mesaj olma özelliğini taşıyor.

* * *

Mesajın Esad’a ait olan kısmında “sana vereceğim destek sınırlıydı ve seni belirli bir alanda kontrolünü sağlaman içindi” anlamını taşırken, ABD’ye ise “üç parçalı federalizm anlaşmamıza sadık olacak şekilde kuvvetlerimi yeniden tanzim ederek, bir kısmını geri çekiyorum” anlamını taşıyor.
Şüphesiz ki bu durum Suriye’nin geleceğinin görüşüleceği Cenevre’deki masada tüm tarafları “federalizme” ikna etme yolunda değerlendirilecek bir gelişme olacaktır. ABD’nin Moskova’nın bu kararını memnuniyetle karşılaması esas itibarıyla bundandır.

PKK-PYD bu saatten sonra Afrin’i elinde tutma ve Ayn El Arap (Kobani) bölgesiyle birleştirme hedefinde sekteye uğrayabilir ki, buna zaten Türkiye’nin hiçbir koşul altında müsade etmeyeceği açıktı. Bu nedenle PYD’nin Ayn El Arap ve Cezire alanlarına doğru dikkatini kaydırması ve ağırlığını bu sahaları elinde tutma çabasına vermesi muhtemel bir gelişme olur.

Türkiye düşünülenin aksine artık daha dikkatli davranmalı, Suriye’nin bir ve bütün olarak kalması politikasının ana hedefi olmalıdır. Irak ve özellikle de İran ile ilişkilerimiz geliştirilmeli, önceliğimiz milli güvenliğimize doğrudan doğruya tehdit olan “PKK Kuşağını engellemek” olmalıdır. Elbette bu yapılırken Türkmenleri kendi kaderine terk etmeyen, onlara sahip çıkan bir anlayış geliştirilmelidir.

Diğer yandan Putin’in askerlerinin bir kısmını Suriye’den çekmesinin iki önemli boyutu daha olduğu kanaatini taşıyorum. Bunlardan ilki düşen petrol fiyatları nedeniyle, ağır bir ambargo altında olan Rus ekonomisinin daha fazla yara alması, Putin’i son derece maliyetli olan Suriye harekâtından kesinti yapmaya gitmesi mecburiyetini doğurmuş olabilir.

* * *

Ancak bir başka seçenek daha var ki, beklenmedik anlarda, umulmadık hamleler yapan Moskova yönetiminin bir sonraki hamlesi açısından ipucu veriyor. O da, Putin’in bu saatten sonra dikkatini Ukrayna’ya daha fazla yoğunlaştırması, bu ülkenin doğu bölgesiyle beraber Kırım çevresine yönelik yeni bir askeri operasyonlara başlama ihtimalidir!

Birkaç aydır özellikle Kırım için, Kırım Tatarlarının bir kurtuluş mücadelesi başlatacağı, buna Ukrayna hükümeti ile beraber Kırım’da yaşayan ancak gayri yasal Rus ilhakı sonrasında Kırım’dan ayrılmak durumunda kalan diğer Ukraynalıların destek olacağı, bunun için teşkilatlanma çalışmalarının ve hazırlıkların sürdüğü konuşuluyordu.

Kırım’ın ilhakını Rusya’da büyük bir coşku ile duyuran Putin’in bu gelişmelerden habersiz olması söz konusu değildir. Zaten yakın zaman öncesinde Kırım’da bulunan askeri güçlerle beraber sivil halkın da katıldığı geniş çaplı bir askeri tatbikat yaparak, Rusya’nın da bir şeylere hazırlık yaptığını göstermişti. O yüzden Rusya, Kırım’da hürriyet mücadelesi başlamadan evvel, bu oluşuma engel olmak maksadıyla gözü dönmüş bir şekilde tavır sergilemeye, yeni askeri operasyonlarını bu bölge üzerinde yoğunlaştırmaya başlayabilir.

Böylesi bir seçenek Suriye’nin aksine Avrupa’nın genelinde bu kez daha büyük bir infial yaratır ve üzerinde durulan Üçüncü Dünya Savaşı Senaryosu ne yazık ki hayata geçebilir.
İşte bu nedenle küresel gerginlik ve çatışma faslının yeni bir döneme girdiğini söylemek yerinde olacaktır. Sonuç olarak yaşanan bunca hareketliliğin ardından, Akdeniz’in sularının aslında Karadeniz’i ısıttığını söylemek gerekir.

Bu nedenle Türkiye’nin atacağı adımlarda artık eskiye nazaran çok daha dikkatli olması gerektiği bir dönem içerisine girmiş bulunuyoruz.
İsmail Özdemir

Etiketler :
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER