SON DAKİKA

Tercihiniz Ya Gerçek Manada ‘Vatan ve Millet’, Ya da İhanet!

Bu haber 09 Haziran 2018 - 15:26 'de eklendi ve 3.072 kez görüntülendi.

Toplumsal hayatta izaha muhtaç şeyler vardır; bir türlü açıklanmayan / açıklanamayan…

Açıklanmama ve/veya açıklamama nedeninin vardığı nokta kişisel çıkardır…

Bir şeyleri kaybedecek olmasıdır…

Ki, izaha muhtaç şeyler ortada dururken, kişisel çıkar uğruna bunları yok sayıp, bir nevi cambazlık yapmaya çalışmak asla İYİ niyetle bağdaşmaz…

Hatta insanın içsel yaşamında bile kendine izah edemediği izaha muhtaç durumları olur…

Kişi, içsel yaşamı ile ilgili bir şeyi kendine izah edemiyor, bunu geçiştiriyorsa, kendine ihanet ediyor demektir!..

Artık toplumsal yaşamla ilgili izaha muhtaç bir şeyin ihanet boyutunu siz düşünün!..

Siyasette de izaha muhtaç çok şeyler vardır…

Siyasette izaha muhtaç bir durum ortaya çıkmış ve bunun izahını yapacak kişi cambazlık yapıyor ve siz de buna kanıyorsanız, ihanete ortaksınız demektir!..

Devletin çıkarını gözetmek yerine, siyaset cambazları tercihiniz olursa, ileride meydana gelecek; dönüşü olmayan olayların; devletin geleceğinin heba edilme sorumluluğu sizlerin üzerinde olacaktır…

“Bu ne demek?” derseniz!..

Şöyle anlatayım:

Suskunluk; zemin oluşturma döneminden sonra (15 Temmuz önce) bir anda ortaya çıkıyor ve “Ben Başbakan olcam” demeye başlıyor…

Bu söyleminden önce; 2015 seçimlerinde MHP’den milletvekili gösterilmiyor…

Bundan dolayı da “Liderin kararıdır. Saygı duyarım” diyor…

Lakin ani karar değişikliği sonucu bir anda “Ben Başbakan olcam” diyerek ortaya çıkınca doğal olarak, ‘Bu kadar kime güvendin/güvendi?’ sorusunu sormak gerekmez mi?!..

Ki, örnek vermek gerekirse şuna benziyor; ortada yumurtlayacak tavuk var, fakat folluk yok…

Ortada “Ben Başbakan olcam” diyen var, fakat seçim denen hiçbir şey yok…

Çok ilginç ve izaha muhtaç değil mi?!

*

İlginçlikler bu kadar da değil…

Çünkü aynı şeyler, aynı kişiler/ cepheler arasında dönüp duruyor!..

Biraz daha geçmişe; önce CHP’ye yapılan kaset operasyonuna gidelim…

CHP’ye kaset operasyon yapılıyor ve CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, CHP Genel Başkanlığından istifa etmek zorunda kalıyor…

İlk etapta sıradan gibi algılansa da, bunun sıradan olmadığı; bir gücün, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’ın istifa etmesini sağlıyor…

Müteakiben benzer operasyon MHP’ye yapılıyor…

‘Benzer’ diyorum. Çünkü MHP Genel Başkanı hakkında bir şey bulamadıkları / elde edemedikleri için hedefe milletvekillerini alıyorlar…

..ve onlar sanıyor ki; “Bu hamlemizle Devlet Bahçeli zorda kalır ve istifa edip gider ve MHP’ni biz yönetiriz”

Fakat düşündükleri gibi olmuyor…

Sayın Devlet Bahçeli istifa etmek yerine, MHP’nin kurumsal kimliğine zarar verilmemesi için ilgili kişilerin haklı veya haksız olduğuna bakmaksızın anında partiden ihraç ediyor…

..ve bu kararı ülkücü camiada ve millet nazarında takdirle karşılanıyor…

Bu aşağılık kirli oyunun kurucuları ise, bir kez daha hayal kırıklığına uğruyor…

İşte bu aşamada şu kritik soruyu sormalıyız:

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal neden CHP’nin başından kaset operasyonu ile gönderildi/İstifa etmesi sağlandı?!

Planı o kadar güzel kurmuşlar ki; belirlenen nihai hedefe ulaşmak için önce CHP Genel Başkanı Deniz Baykal CHP’nin başından gönderilecekti (ve gönderiliyor)…

..ve yerine Kemal Kılıçdaroğlu geliyor…

Bunun nedeni ise, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’ın Devletçi ve demokrasiye bağlı olan kişiliğidir!..

Ki, hatırlasanız CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, 2001 yılında AKP Genel Başkanı olan, fakat siyasi yasağı nedeniyle milletvekili olamayan Recep Tayyip Erdoğan’ın, milletvekili seçilip partisinin başına Genel Başkan olarak geçmesi için Siirt ilinden milletvekili seçilen milletvekillerinin, milletvekilliği düşürülüp, Siirt’te yenilenen milletvekili seçimleri sonrası Recep Tayyip Erdoğan Siirt milletvekili olarak Meclis’e girmiştir…

O dönem AKP Genel Başkanı olan Recep Tayyip Erdoğan’ın Siirt milletvekili seçilip, Meclis’e gitmesinde, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’ın katkısı çok büyüktür…

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal o dönem basına yaptığı açıklamada, “Tayyip Erdoğan’ın parlamentoya girmesine yol açmakla iftihar ettiğini, bunu demokrasinin gereği olarak önemsediğini ve karşı çıkanları önemsemediğini” dile getirmişti…

Demokrasiye olan inancı ve bağlığı bu kadar net olan CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’ın, demokrasi dışı meydana gelebilecek her hangi bir girişime nasıl bir tepki vereceğini kestirmeniz yukarıdaki açıklamasından anlaşılmaktadır…

Ki, 15 Temmuz darbe girişimi gecesi MHP Lideri Devlet Bahçeli, ilk andan itibaren darbe girişimine karşı tavır alıp, dik durmuş ise, aynı tavrı alıp, dik duruşu sergileyeceğinden hiç kuşku olmayan kişi, o dönemin CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’dır…

Ki, devletin bakası söz konusu olunca, devlet zor durumda kalırsa, siyaset yerine, devletin çıkarını ön planda tutacak olması devlet düşmanı olanların / darbecilerin gözünü korkutmuştur…

İşte bu korku, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’a karşı aşağılık hamlenin yapılmasına neden olmuş ve yüzde yüz başarıya ulaşmıştır…

Lakin benzer yöntemle(rle) uygulanan aşağılık hamle, Sayın Devlet Bahçeli tavrı nedeniyle sonuçsuz kalmıştır…

Yani Sayın Devlet Bahçeli oynanan aşağılık oyunu bozmuştur…

Aşağılık kirli oyun büyük ya…

Birinci hamle başarışı olmayınca, ikinci hamle; MHP’de imza toplanarak olağanüstü kongre süreci başlamıştır…

Aşağılık kaset operasyonuyla ele geçirilemeyen MHP, bu kez MHP delegelerinden imza toplanarak, yapılacak olağanüstü kongre (Tüzük kurultayı) ile ele geçirilmek istenmiştir…

Bu aşamada polis bariyerlerine yapışanlar, tarlada kongre yapmak istenmiştir…

Lakin MHP ele geçirilmeye çalışılsa da, Sayın Devlet Bahçeli buna yine izin vermemiştir…

..ve oyunu bir kez daha bozmuştur…

*

Gerek CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’a, gerekse MHP’ye karşı yapılan aşağılık kaset operasyonlarını incelediğinizde, bugün bunları kimin / kimlerin yaptığı ortadadır!..

Kimin / kimlerin siyaset dışı bırakıldığı, kim siyaset dışına atılmak istendiği de ortadadır…

Yapılan aşağılık hamlelerdeki şer niyetleri görmeyip, iyi niyetinin kurbanı olan ve bundan dolayı tüzük kurultayı için imza verenleri bir kenara koyarsanız; tarafımızca ve tarafınızca hedefleri belli olanlar, “MHP’nin başarısız olduğunu. Değişim istediklerini. MHP’nin, HDP’nin gerisinde kaldığını.” dile getirseler de, aşağılık yöntemlerle ele geçirilemeyen MHP’ni, efsunlu vaatlerle ele geçirmek istemişlerdir…

Mesela MHP’de yapılmak istemen olağanüstü kongre sürecinde, MHP Genel Başkan Adaylarından birisi olan Sayın Koray Aydın’ın, Meral Akşener kastederek, “Hanımefendiyi cemaat destekliyor” açıklaması ortadadır…

Ki, bunu birkaç defa katıldığı televizyon canlı yayınında tekrar etmiştir…

..ve bunlar gösteriyor ki; Fetö tarafından 15 Temmuz darbe girişiminin altyapısı oluşturulurken, engel teşkil edecek yapıların veya kişilerin yok edilmesi amaçlanmıştır…

Kaset operasyonları ve partilere müdahale; ele geçirme operasyonu bunun içindir!..

Bunun ne demek olduğunu anlamanız için şu soruları sorarak şöyle anlatayım:

-15 Temmuz darbe gecesi, olayın başından sonuna kadar dik durarak, darbeye / darbecilere meydan okuyarak duran Sayın Devlet Bahçeli, MHP’nin Genel Merkezide oturup Türkiye’yi idare etmese/ Milleti cesaretlendirmese ne olurdu?

-15 Temmuz darbe gecesi CHP Genel Başkanı Sayın Deniz Baykal olsaydı ve aynen Sayın Devlet Bahçeli gibi davransaydı (ki, davranacağı kesindir) ne olurdu?!

Belki düşündünüz, fakat ben cevabını vereyim:

15 Temmuz darbesi diye bir şey olmazdı!..

Fetö’cüler buna cesaret edemezdi…

Çünkü Sayın Devlet Bahçeli yönetimindeki MHP ve Sayın Deniz Baykal yönetimindeki bir CHP, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan yönetimindeki AKP ile birleşip, gösterecekleri tepki çok farklı olurdu…

Bazıları “Kemal Kılıçdaroğlu yönetimindeki CHP göstermedi mi?” diyebilir…

Böyle bir soruya vereceğim sorulu cevap şudur: Darbe anında güvenli olan havaalanından kontrollü bir şekilde sıvışan, hatta Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın oraya geldiği sırada sıvışan ve televizyon karşısına geçip film izler gibi darbe girişimini izleyen ve en önemlisi YeniKapı Ruhu’na sadık kalamayan CHP sizce ne yapmıştır?!

İşte yukarıdaki soru cevapta Sayın Deniz Baykal ile Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun arasındaki farkı ortaya çıkıyor…

Zaten milletin darbeye direnç göstereceği bir saatte ve alelacele darbe kalkışılmasının, bir şeylerin istenildiği gibi yolunda gitmediğinin göstergesidir…

Ki, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’a aşağılık kaset operasyonu yapılmasının ve bu yöntemle saf dışı bırakılmasının nedeni, planlanan darbe girişimine karşı top yekün oluşacak direncin (AKP yıkılacak diye CHP’lilerin darbeden yana tavır almamasını sağlamak) en aza indirmek istenmesidir…

Ki, bunu başarmışlardır…

Aynı plan, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli için düşünülmüştür (Ki, 15 Temmuz darbe gecesi milleti tedirgin eden olaylar ilk başladığında Genelkurmay Başkanlığını telefonla aratan Sayın Devlet Bahçeli’yi, “Darbe değil/Normal bir faaliyet” denilerek Genelkurmay Başkanlığındaki Fetö’cüler tarafından kandırmaya / oyalamaya çalışmaları, MHP’nin tavrının ne olacağının önceden bilindiğinin göstergesidir) fakat başaramadılar…

Sayınız az olabilir…

O an için gücünüzde sınırlı olabilir…

Lakin öyle bir hamle yaparsınız ki; ülkenin kaderini değiştirirsiniz…

Sayın Devlet Bahçeli öyle bir anda, öyle bir hamle yaptı ki; Vatanın ve Türk milletinin kaderini değiştirdi…

..ve bugün…

Bugün gelinen nokta yine aynıdır!..

Silahlı bir darbe girişimi bitmişti. Fakat silahlı darbenin kurucu ve aktörleri bu kez, “Sözde insan hakları, adalet, demokrasi” istemleri ile ekonomik baskıları kullanarak, siyasi ve ekonomik darbe yapmak istenmektedirler…

Kirli oyunun kurucuları, kirli oyunun farklı aktörlerini yine devletin karşısına dikmişlerdir…

15 Temmuz darbe girişimi sonrası Yenikapı’da temeli atılan Yenikapı Ruhu, CHP’nin yan çizmesi sonucu, MHP ile AKP arasında dün olduğu gibi, bugün de devam etmektedir…

Lakin Yenikapı ruhunun karşısında olanlar, AKP hükümetini, dolayısıyla Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı yıkıp, kendi düzenlerini devam ettirmek isteyenler, 15 Temmuz darbe girişimi ile yapamadıklarını/ başaramadıklarını “Demokrasi, İnsan Hakları, Adalet ve Ekonomik” söylemleriyle yapmaya çalışmaktadırlar…

MHP / Sayın Devlet Bahçeli ise, 15 Temmuz darbe girişimi gecesi olduğu gibi yine bunlara karşı durmuş ve devletinin yanında yer almıştır…

Bu yer alış MHP düşmanlığını hat safhaya çıkarmıştır…

Ki, Fetö’cülerin yönlendirmesiyle MHP düşmanlığı körüklenmiş; “AKP’ye baston olmak”, “Koltuk sevdalısı” vs. gibi aşağılık yakıştırmalar yapılmış, hakaretler edilmiştir…

Zihniyeti bozuk çıkar sahipleri, herkesi kendileri gibi sanmıştır…

Ki, MHP’nin bu tavrından dolayı karşı çıkanlar, “MHP bitti” propagandasını yaparak, milletin ve özellikle ülkücülerin MHP’ye kim duymasını sağlamaya; MHP’ye oy verdirmemeye çalışmaları, devletin geleceğinden ziyade, siyasi çıkarlarının ön planda olduğunun açık delilidir…

Ki, siyasi çıkarlarının ön planda tutanların, MHP’ni anlaması mümkün olmadığı gibi, her türlü aşağılık sözleri sarf etmeleri de çok doğaldır…

Zaten bu aşağılıklar, MHP’yi övseler, MHP yolundan sapmış demektir…

Başka bir bakış açısıyla; biten bir partinin hükmü olmayacağını düşürsek, bitten bir partiyi gale almaya, ona kin kusmaya gerek yoktur!..

Bir taraftan “MHP bitti” deyip, diğer taraftan MHP’yi hedef tahtasına koyup, kin kusmak, aslında MHP’nin ne kadar güçlü olduğunu göstermektedir…

Yine başka bir bakış açısıyla; MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’ye, “Gel sen Başbakan ol” diyerek yanlarında; AKP’nin karşısında olmasını isteyenler, MHP’nin, AKP’nin / Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yanında yer aldığı için MHP’ye saldırmalarının maksatlı olduğunu ortaya koymaktadır…

Ki, MHP yanlarında yer alsa “iyi”, karşılarında yer alınca “kötü” olması, aslında kirli oyunu en basit haliyle gözler önüne sermektedir…

..ve ben hala ortada seçim filan yokken, birinin çıkıp “Ben Başbakan olcam” demesini merak etmekteyim!..

Sizde merak edin…

Hatta şu soruyu; “15 Temmuz darbe girişiminden önce; ortada daha seçim yokken, neye dayanarak ‘Ben Başbakan olcam’ dedin?” sorusunu sorun ve cevabını bulmaya çalışın!..

Şu soruları da sorun:

-MHP dışındaki muhalefet partilerini; CHP, HDP=PKK, SP ve İP’i, AKP’nin dolayısıyla Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın karşısına diken güç kimdir?

-Devleti yöneten AKP hükümeti ile MHP’nin bir araya gelmesini yadırgayanlar, 40 yıl boyunca devleti yıkmaya çalışan, binlerce insanımızı şehit eden ve etmeye devam eden HDP=PKK ile nasıl bir araya gelmiştir?

Kimdir bunları bir araya getiren güç?

-40 yıl boyunca devleti yıkmaya çalışan, binlerce insanımızı şehit eden ve etmeye devam eden HDP=PKK ile birlikte olanlarının yanında yer alıp, buna “vatan, millet sevgisi” mi diyeceksiniz?

Hatta şunu da sorun:

“Yooook 15’inden sonra işler inşallah değişecekkkk.” dedikten kısa süre sonra 15 Temmuz darbesinin meydana gelmesi tesadüf müdür?!

Bu izaha muhtaç değil midir?!

Cambazlıkla geçiştirecek bir şey midir?!

Soruları çoğaltabiliriz…

Soruları çoğalttığınızda, izaha muhtaç çok şeyler olduğunu göreceksiniz…

Sözde “Demokrasi, İnsan Hakları, Adalet ve Ekonomi” nidaları atanların, bu vatan için çakılı bir çivisi bile yokken, hatta vatan hainleriyle birliktelikleri ortada iken, sözde “Vatan ve millet” nidalarına kanıyorsanız dününüz, bu gününüz ve geleceğiniz izaha muhtaç demektir!..

Gerçek manada değilse Vatan ve Millet nidası, ihanete eşittir!..

Bu aşamada iki tercihten birini seçeceksiniz;

Ya gerçek manada “Vatan ve Millet” diyeceksiniz, ya da ihanet edeceksiniz!..

24 Temmuz seçimlerinde tercih sizin…

Cengiz KORKMAZ

 

Cengiz Korkmazcengiz@asikurtlar.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.