SON DAKİKA

Tek Yumurta İkizi Olmak Böyle Bir Şey

Bu haber 06 Haziran 2014 - 10:56 'de eklendi ve 14 kez görüntülendi.

Orhan Karataş

gazetelerden içimiz sızlayarak okuyoruz. Ortadoğu Gazetesi Türk milletini doğru biçimde bilgilendirerek, Türk medyasında bir onur abidesi olmaya devam ediyor. Bugün sayfalarımızda okuyacağınız haberlerden bir tanesi aynen şöyle: Başbakan Erdoğan’ın “bunu söyleyen şerefsizdir” diyerek reddettiği PKK ile görüşülmeler, artık bakanlar kurulu seviyesinde yapılıyor. HDP Genel Başkan Yardımcısı Sırrı Süreyya Önder, İmralı heyetinin yanı sıra HDP ve BDP eş başkanlarının da yer aldığı bir heyetin, Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay, İçişleri Bakanı Efkan Ala ve Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’ın da aralarında bulunduğu bir heyet ile görüşmeye başladığını ilan etti.

Kazım Karabekir ismi kaldırılıyor

  Bir diğer haberin özetinde ise şu cümleler var: AKP’nin T.C. tabelalarını kaldırıp milli bayramların içini boşaltarak, “Ne Mutlu Türküm Diyene” sözlerini sildirmesinden cesaret bulan PKK uzantıları, işi daha da ileri götürüp Türk büyüklerinin isimlerini caddelerden kaldırıyor. Ağrı’ya Belediye Başkanı olan Sırrı Sakık’ın ilk icraatı, AKP’den aldığı cesaretle Kazım Karabekir caddesinin ismini değiştirmek oldu. Başbakan Erdoğan, bu yolu bizzat kendisinin açtığını unutup Kazım Karabekir’in adını caddeden kaldıracağını bildiren Ağrı Belediye Başkanı Sırrı Sakık’a tepki gösterdi. Erdoğan, “Bu karşı atakları getirir. O tabelanın daha büyüğünü, daha görkemlisini, daha kalıcısını millet getirir yarın oraya yeniden diker. Sen tabelayı bırak, hizmetine bak” dedi.

Nasıl da birbirlerini tamamlıyorlar

Aslında fazla söze, yoruma hiç gerek yok. Haberler zaten AKP’nin hazin durumunu ibret verecek biçimde ortaya koyuyor. Tek yumurta ikizi olmak işte böyle bir şey. Sayın başbakan MHP’yi suçlamaya çalışırken, meğer yine kendilerini anlatıyormuş. Nasıl da birbirlerini tamamlıyor, nasıl da güzel paslaşıyorlar. İmralı ile kurulan masaların şerefini paylaşıyorlar. Sonra da oturup pazarlık yapıyor ve yol haritası belirliyorlar. Bu pazarlıkların sonucunda ne olduğunu bütün Türk milleti ve dünya ibretle izliyor. Ülkenin bir bölümünde devlet tamamen yok edilmiş, kontrol bu ihanet güruhuna bırakılmıştır. Devletin valisi İmralı’daki bebek katili ile başbakanı aynı seviyeye getirip, ikisine birden takdirlerini sunuyor. Ülkenin başbakanı Türkiye Cumhuriyeti tarihindeki bütün isyanları, ihanetleri aklayıp, bir de buradan kahramanlık çıkarıyor. Cumhuriyet ve Türk değerlerini hedefe koyup ayakları altına alıyor. Sonra da dönüp açtığı yoldan giderek Kazım Karabekir ismini caddelerden silenleri hedefe koyarak bu milletin aklıyla alay ediyor ve sureti haktan görünmeye uğraşıyor. Yine tam bir güler misin ağlar mısın durumu.

Karşılıklı ataklar

Sayın başbakanın sözlerinde AKP-PKK paslaşmasının millete nasıl hazmettirildiğini belgeleyen çok hayati bir cümle var: “Bu karşı atakları getirir.” İşin püf noktası tam da burasıdır. Karşı ataklarla hem geriyor, hem veriyor, hem hazmettiriyorlar. Herkes kendi rolünü oynuyor. PKK yıkıyor, yakıyor, öldürüyor, çocuk kaçırıyor, isyan başlatıyor ve yolu açıyor. AKP bu açılan yoldan giderek durumu legal ve kalıcı hale getiriyor. Millet bu ihaneti fark etmesin diye zaman zaman rolleri değiştiriyorlar. Bu defa AKP meydan okuyor, rest çekiyor, idamı bile gündeme getiriyor. PKK bu resti görerek gerginliği arttırıp, AKP’nin yaptıklarına anlam kazandırıyor. Karşılıklı ataklar devam ederken, bir bakıyoruz ülkenin bir bölümünde kontrol tamamen ihanet güruhuna bırakılmış, paçavralar bayrak diye asılmış, ayrı bir dil, ayrı bir yapı oluşturulmuş. Yol kesiyorlar, vergi topluyorlar, kontrol yapıyorlar. Ortada ne devlet var, ne hükümet.

Böyle bir devlet olmaz

Bu karşılıklı atakların sonucunda ülkenin ne hale geldiğini MHP lideri sayın Bahçeli’nin şu değerlendirmesi net biçimde ortaya koyuyor: Dağlarında eşkıya gezen, sınırlarında haydutlar barınan, yönetiminde acizlerin bulunduğu bir devletin ayağı topal, sırtı hançerlidir. Eğer devletin yolu kesiliyor, önü kapatılıyor, insanı kaçırılıyor, egemenliği daraltılıyorsa karşımızda çok ciddi bir mesele var demektir. Eğer devleti yönetenler düşmanca emellerden barış ve çözüm umuyorsa ya akılları, ya insafları ya da milli his ve hasletleri erimiş demektir. Böyle bir devlet daha fazla nefes alamaz, daha fazla ayakta duramaz.”

Andımız yeniden okutulacak

Bu kadar yanlışın içinde tek bir doğru var. O da, “o tabelanın daha büyüğünü, daha görkemlisini, daha kalıcısını millet getirir oraya diker” sözüdür. Sayın başbakan da farkında. Bir gün milli bir iktidarın geleceğini ve AKP’nin enkazını kaldıracağını biliyor. Evet, eninde sonunda, ama bir gün mutlaka bu karanlık düzen sona erecek. Bu yıkılanlar, yok edilenler, kaldırılanlar mutlaka yerine konulacak. Andımız yeniden okutulacak. T.C. ibareleri büyük bir şerefle yeniden yerlerine konulacak. “Ne Mutlu Türküm Diyene” sözü yeniden yükselecek. Milli bayramlarımız yeniden büyük bir coşku ve heyecanla kutlanacak. Herkes göğsünü gererek “Türküm” diyebilecek. Türk büyüklerinin isimleri yeniden caddelere, meydanlara, stadyumlara, parklara verilecek ve yüceltilecek. O günler fazla uzakta değildir.

Orhan Karatasorhan@asikurtlar.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.