SON DAKİKA

ŞAHİT OL ANKARA!

KÖŞE YAZILARI

Hayal Kurmak Bedava…

Gündem Yazıları

Tek millet ve Türkiyelilik garabeti

Bu haber 31 Ocak 2013 - 9:56 'de eklendi ve 23 kez görüntülendi.

Orhan Karataş

Salı günü çıkan yazımızda, şu tespiti yapmıştık: Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve AKP sözcülerinin temel siyaset argümanları Kılıçdaroğlu’nun yanlışları ve yetersizliğidir. Gündemi buradan oluşturuyor, söylemi bu noktadan geliştiriyorlar. CHP’nin yanlışlarını kendi yetersizliklerinin üzerine örtüyor ve kontrollerindeki büyük medya gücüyle sonuç alıyorlar. Bugün partilerin grup toplantıları var. Genel Başkanlar değerlendirmelerde bulunacaklar. AKP Grup toplantısında başbakanın bütün konuşmasının temelini yine CHP’nin yanlışları, Kılıçdaroğlu’nun yalpalamaları oluşturacaktır.

Bu kadar çelişki

AKP grubu Salı değil, Çarşamba günü toplandı. Zerre kadar yanılmadık. Hatta eksik bile söylemişiz. Başbakanın kendi geçişinde çok daha vahim, çok daha ağır örneklerin bulunabileceğini unutarak, daha önce yaptığı gibi milattan önce yaşanmış ve tamamen dönemi ve şartları içinde değerlendirilmesi gereken, şeyleri, bugüne taşıyıp buradan bir siyasi sonuç çıkarmaya uğraşması bizim tahminimizin fazlası oldu. Bunların tipik AKP siyaseti olduğunu biliyoruz ve artık alıştık. Ancak, bir türlü alışamadığımız ve kabul edemediğimiz şey, bir konuşma içinde bu kadar çok çelişkinin yaşanması, bu milletin aklıyla ve değerleriyle bu kadar alay edilmesidir.

Bahçeli ifşa etti

Sayın başbakan konuşmasının başında eski İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin’in niçin görevden alındığını ifşa eden MHP lideri sayın Bahçeli’ye cevap verdi. Sayın Bahçeli’ye bakan atamanın nasip olmadığını, onun için bu işleri bilemeyeceğini söyledi. Sayın başbakanı dinlerseniz, bu dünyada kendisinden başka aklı eren, gözü gören, hükümet kuran, doğru söyleyen hiç kimsenin olmadığını zannedersiniz. Ama öyle değil işte. Hatta bütün bu konularda ciddi sorun var. Türkiye’de yaşayan herkes çok iyi bilir ki sayın Bahçeli, Erdoğan’dan önce hükümet kurdu ve bakan atadı. Yani bu işler başbakandan önce sayın Bahçeli’ye nasip oldu. Sonrasında devam ediyor: “Bizi bizden daha iyi bilemez, niyet okuyuculuğunu bıraksın.” Sizi sizden iyi bilmek belki mümkün değil, ama ne yaptığınızı, bu ülkeyi nereye götürdüğünüzü anlamak için de kahin olmak gerekmiyor.Habur, Oslo, İmralı, televizyon, jimnastik, yol haritası gibi bir sicil, niyetin ne olduğunu anlamaya da, anlatmaya da fazlasıyla yetiyor. Bunlara ülkeyi federasyona dönüştüren düzenlemeleri, daha kısa süre önce çıkardığınız çok dilliliğin önünü açan kanunları, televizyon yayınlarına yasak koyarak milletten saklamaya çalıştığınız Diyarbakır’daki fiili durumu da ekleyin. Bunları gördükten sonra niyetin ne olduğunu anlamak, güneş battıktan sonra karanlığın geleceğini bilmek gibi sıradan bir hal alıyor.

Millet fırsat vermedi

Kaldı ki, zaten niyetinizi kendiniz itiraf ediyorsunuz. Kendi Anayasanızı referandum gücünü yakaladığımız anda millete götüreceğinizi söylüyorsunuz. O Anayasada neler olacağı komisyona sunduğunuz tekliften bellidir. Başkanlık sistemi adı altında bu ülkeyi federasyona geçirmek, çok dilli, çok milletli bir yapı oluşturmak ve böylece bölünmeyi kolaylaştırmak ve hızlandırmak. Ama çok şükür ki, bu millet size bunu referanduma götürecek kadar yetki ve fırsat vermedi. Referandum gücünü yakalamaktan kastınız BDP ile paslaşmak mıdır, yoksa transfer pazarlıkları kurmak mıdır? Bunu zaman gösterecek. Hani hep gücünüzü milletten aldığınızı söylersiniz ya. Kesin olan şey, milletin size o gücü vermediğidir.

Tek dil diyemiyor

Her cümlesi sorunlu konuşmanın bırakın dışarıdakileri, karşısındaki dinleyenleri bile hayrete düşürecek bazı bölümlerini hatırlatarak bitirelim. Sayın başbakan bu ülkenin değerlerini sayarken, “tek vatan, tek millet, tek bayrak” diyor, ama “tek dil” diyemiyor. Zaten daha birkaç gün önce meclisten geçen kanun ve bugüne kadar yapılanlar ve söylenenler orta yerde duruyor. Buna rağmen Yunus Emre’nin ana sütü kadar temiz dilinden bahsediyor. Aynen öyledir sayın başbakan. Yunus Emre’nin dili bu milletin dilidir ve öz Türkçedir. Bir yaptıklarınızı gözünüzün önüne getirin, sonra bir de dönün söylediklerinize bakın.

Söylenen ve yapılan farklı

Daha da vahim olanı bu milletin nasıl birlik ve bütünlük içinde olduğunu anlatırken “Şehitliklere baksınlar. Onların hepsi tek bir milletin evlatlarıdır.” Sözünün arkasına saklananlardır. Evet, sayın başbakan bu ülke ve milletin bölünmez bütünlüğünü savunanlar hep aynı şeyi söylüyor. Şehitlikleri gösteriyor. Tek milletin evlatlarıyla gurur ve onur duyuyor. Ancak, sizin bu konuda söylediklerinizle yaptıklarınız arasında ciddi bir sorun var. Tek milletin evlatlarını 36’ya ayıran siz değil miydiniz? Dil üzerinden bu milleti lime lime edip, sonra da dönüp tek milletten bahsetmek ne kadar mümkün ve samimi olabilir? Nitekim, bir sonraki cümlenizde kendinizi ele veriyorsunuz. O tek milletin adının “Türk milleti” olduğunu söyleyemiyorsunuz. Türkiyelilik kimliğinin altında bir araya geldikleri gibi garip bir söylem geliştiriyorsunuz. Türkiyelilik ile birlik beraberlik ve tek millet nasıl bir arada kalabilir? Zira, Türkiyelilikten neyin kast edildiği gayet nettir. Türkiyelilik ayrıştırmanın, adıdır. Dünyada coğrafi ismiyle anılan ne bir ülke, ne bir millet vardır. “Almanyalılık, İspanyalılık, Yunanistanlılık, Rusyalılık” diye bir şey duyan, bilen var mı?

Kendinizi ele veriyorsunuz

Şecaat arz ederken sırkatin söylemek bu olmalı. Ne kadar gizlemeye çalışırsanız çalışın, hangi cümleleri kurarsanız kurun, tek milletten bahsedip arkasına “Türkiyelilik” gibi bir garabeti eklediniz mi, her şey bitiyor. Kendinizi ele veriyorsunuz. Referandum gücünü yakalayınca millete götüreceğiniz anayasaya da artık “Türkiyelilik Anayasası” dersiniz. Bu millet nasıl olsa bunu da hazmeder…

Orhan Karatasorhan@asikurtlar.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.