SON DAKİKA

BAY ÇÖLAŞAN…

Gündem Yazıları

Tehlike Had Safhada

Bu haber 25 Kasım 2013 - 9:48 'de eklendi ve 15 kez görüntülendi.

Orhan Karataş

Türkiye AKP iktidarıyla birlikte gün geçtikçe yaklaşan büyük bir felaketle karşı karşıya bırakılmıştır. İhanet ve yıkım artık sonuç almaya başlamış, Türkiye Cumhuriyeti devletinin ve Türk milletinin varlığı ve geleceği açık ve aleni biçimde tartışılır olmuştur. En ağır ve en acı olanı da Türk milletinin bu hazin gidiş karşısındaki suskunluğu ve boş vermişliğidir.

MHP Genel Başkanı sayın Devlet Bahçeli’nin her konuşması tarihe geçmekte, tespit, teşhis ve önerileri bu hazin gidişten endişe duyan herkes için ümit ışığı olmakla birlikte yol göstermekte, uyarmakta ve ümit vermektedir. 2. Akademisyenler Kurultayı’nda yapmış olduğu konuşma hükümet ve ihanet cephesinden çok, akıl almaz bir uyuşukluk ve kabullenmişlik içinde olan Türk milletine yönelik sarsıcı ve düşündürücü bir manifesto olmuştur.

Türkler sığıntı muamelesi görüyor

Türk devlet felsefesinin tüm ilke ve esasları çiğnendiği acı ama herkes tarafından kabul edilecek bir gerçektir. MHP lideri sayın Bahçeli, bu gerçeğin ayrıntılarını şu şekilde sıralamıştır: “Küreselleşmenin alt etnik kimlikleri ortaya çıkarma yönünün kışkırtıcı rol oynadığı şu günkü ortam Türk milli kimliğinin ve milli devletin aleyhine işlemektedir. Hükümet tarafından kavramsallaştırılan ve “ortak payda” adı altında servis edilen yapay ve gevşek formüller Türk milletinin çözülmesini hızlandırmaktadır. İktidara hâkim olanlar milli perspektife sahip olmadığından bölücü talepleri sırası geldiğinde karşılayacak adımlar atarak mahvoluşa doğru bodoslama gitmektedir. Geldiğimiz ve ilerlediğimiz süreç yalnızca Türk olmayanların kimlik kazanımlarına değil maalesef asırlar içinde kazanılmış Türklük kavramının da zayıflamasına neden olmaktadır. Milletin kafası karmakarışıktır. Çok aktörlü yürütülen bölücülük operasyonuyla Türklük bir alt kimlik olarak sunulmaya çalışılmakta, büyük ve asli unsur Türkler kendi devletlerinde göçmen, sığıntı, misafir ve etnik kalıntı muamelesine maruz kalmaktadır. Türklerden sözüm ona ayrışmama adına kimliklerinden ve değerlerinden taviz üstüne taviz vermeleri istenmektedir. Bu tavizin son sınırı belirlenmeli ve durulacak yer somut olarak tespit edilmelidir. Aksi halde yüz yıl sonra ortada Türk’ten eser kalmayacaktır. Bu gidişle ben kimim sorusunun cevabı “Türküm” olamayacaktır.”

Bölünme yaygınlaşıyor

Bu gidişin sonun nereye varacağı artık anlaşılmıştır. Hala anlamayan ve bu ihanetten iyi ve faydalı bir şey çıkacağını zannedenler varsa, sayın Bahçeli’nin şu tespitlerini ciddiyetle okumalı, can kulağıyla dinlemeli ve bir daha düşünmelidirler: “Ülkemiz bölünmeyi yavaşlatacak adımlar şöyle dursun, hızlandıracak ve her alana yaygınlaştırabilecek dinamiklerle karşı karşıyadır. Başbakan Erdoğan ve hükümeti aldıkları bölünme ihalesinin gereğini, bilinci felce uğramış bir şekilde yapmaktadır. Analar ağlamasın diye gösterilen sabır ve metanet sınır ötesi bir hal alarak uyanan siyasi bölücülüğü bırakınız sakinleştirmeyi, daha da yüreklendirmekte ve teşvik etmektedir. Nitekim tehlike had safhadadır. Etnik uyanışın, etnik canlanmanın millet yapısına rakip çıkması kısa soluklu ve saman alevi gibi yanıp sönen günü birlik bölücü heyecanlara neden olsa da, sular durulduktan sonra çok acı sonuçlarını da gösterecektir. Parçalanmış ülke fotoğrafından fayda umulması, geçmişten intikam alma arayışları, bedel ödettirme gayeleri ve kutuplaşmalar kardeş kavgalarına, kanlı hesaplaşmalara neden olacak, ortada bir ülke kalırsa felaketten felakete sürüklenecektir.”

Risk ve açmazlar

Bütün bu tespitlerin isabetini ve haklılığını ortaya koyan çok çarpıcı ve iç yakan bir gelişmeyi bütün dünyanın gözleri önünde hep birlikte yaşadık. Diyarbakır’da yaşananlardan zerre kadar vatan sevgisi, Allah korkusu olan hiç kimsenin memnun olması mümkün değildir. Diyarbakır’da iyi şeyler olduğunu zanneden veya savunan varsa, sayın Bahçeli’nin şu sorularına dürüst ve ahlaklı cevaplar vermek zorundadırlar: “Bugün Kürt-Türk arasında meydana gelebilecek sosyolojik ve etnik ayrışmanın nerede duracağı, hangi yıkım ve facialara ivme vereceği az çok bellidir. Sormak lazımdır ki, kurulan yuvalar, teşekkül ettirilen ekonomik ortaklıklar, beraberce yaşanılan mahalle ve şehirler nasıl ayrılacak, nasıl bölünecektir? Bin yılın hukuku sırf PKK istedi diye, sırf AKP-BDP ve Barzani buyurdu mazeretiyle nasıl bozulacaktır? Mesela, Kürt anadan ve Türk babadan ya da tersi olan bir durumda doğacak çocuk nereye ait olacak, kimliğini nasıl anlamlandıracaktır? Başbakan bu soruyu kendi kendisine soracak yüreğe sahip midir? Yüz yüze olduğumuz meselenin boyutları hafife alınamayacak kadar büyüktür. Türk milletinin ismini ağzına almaktan imtina eden zihniyetler muhtemel risk ve açmazların farkında mıdır?”

Türk milleti gerekli müdahaleyi yapmazsa

Bu gidişin sonu felakettir. İşte bu noktada sayın Bahçeli çok hayati bir uyarıda bulunuyor ve Türk milletine sesleniyor: “Önlem alınmaz ve Türk milleti gerekli demokratik müdahaleyi yapmazsa 29 Ekim 1923’de kurduğumuz devleti de, milli varlığı da yitirmenin sınır hattına gelmiş bulunuyoruz. Tehlike bu kadar yakın, kabus dolu günler bu kadar belirgin ve beriye gelmiştir. Demokratik açılım, sözde çözüm ve barış süreci, yeni Türkiye ezberleri, ihanetin kutsanması, milli değerlere saldırı aşina olduğumuz bir gayeye yöneliktir. O da devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü yıkmak ve yok etmektir. Bütün bu gelişmelere paralel olarak, mücadeleyi kaybetmiş bir insanın moral zayıflığı tüm toplumu kapsayacak, bölücülük yeni cüret ve taşkınlık alanları bularak milli varlığı ateşe atacaktır. Yeni gerilim ve tahrik kanalları açılacak ve Türkiye bu badireden böyle giderse sağ salim çıkamayacaktır.”

MHP’ye saldırılar

Böyle karanlık bir dönemde ne pahasına olursa olsun doğruyu söyleyen, bölünmez bütünlüğü savunan, Türk milletini esas alan, uyaran, direnen ve çözüm üreten tek parti Milliyetçi Hareket Partisi kalmıştır. İşte bu yüzden ihanet cephesinde yer alanların tamamı her imkanı kullanarak Türk milliyetçilerine saldırmaktadırlar. Sayın Bahçeli, bu durumu şu sözlerle değerlendirmiştir: “Devletin kurucu, milletin kurtarıcı ve vatanın garantörü olan Türk milliyetçiliğini dizginleme, engelleme ve terbiye etme eğilimi kontrolsüzce ilerletilmektedir. Milliyetçiliğe kulp takma ve kara çalma yarışına girenlerin tercih ettikleri yöntem ve vasıtalar devlet ve milleti acıklı, sancılı, oldukça da kanlı bir parçalanmaya götürmektedir.”

Orhan Karatasorhan@asikurtlar.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.