SON DAKİKA
istanbul bayan escort escort mersin

Tarımı kurtarmak için gereken model bu

Bu haber 07 Eylül 2018 - 9:17 'de eklendi ve 3.131 kez görüntülendi.

Tarım Bakanlığı’na bağlı araştırma enstitüleri, üniversiteler, çiftçi örgütleri, kooperatifler ve sivil toplum örgütleri ile özel sektör kurumları arasında sağlıklı işleyen birlikteliğin oluşturulması zorunludur.

Tarım ve Gıda Egemenliği İçin Çıkış Yolu-1,2,3 ve 4 numaralı yazılarımda sırasıyla “Tarım’da Aile İşgücü Temelinde Köylü İşletmeleri Desteklenmeli”, “Tarımda Kooperatifleşme Sağlanmalı” ve “Tarımsal Kitler Yeniden Açılmalı” ve “Toprak Reformu Yapılmalı” önermelerinde bulunmuştum.

Bu yazımda “Tarımsal ARGE ve Eğitim Yeniden Düzenlenmeli” önermesinde bulunmak istiyorum.

TARIMSAL ARGE VE EĞİTİMİN TEMEL ÖZELLİKLERİ NEDİR?

Tarımsal AR-GE ve eğitimin yeniden düzenlenmesinde birbiriyle bağlantılı başlıca iki özellik göz önüne alınmalıdır.

Bunlardan birincisi, tarımın kendisine özgü yapısal durumudur.

Tarımsal üretim büyük ölçüde doğa koşullarına bağlıdır. Doğa koşulları, ülke, bölge, hatta yörelere göre değişiklik göstermektedir.

Kullanılan materyalin canlı olması da farklılıkları artırmaktadır.

Bu durum, tarımsal üretimin en önemli öğeleri olan tohum ve damızlık materyalinin içinde yaşadığı çevre ile etkileşiminin bir sonucu olarak ortaya çıkmıştır.

Bir başka deyişle, genotip-çevre etkileşimi, tarım biliminin göz önüne alınması gereken en önemli konularından biridir.

Gelişmiş ülkeler için üretilen materyal ve yeniliklerin önemli bir kesimi, bu nedenle başka ülkeler için geçerli değildir.

Kimileri de bütünüyle yararsız olmasa bile en azından pahalıdır.

Bunun sonucu olarak ülke, bölge hatta yöre temelli tarımsal ARGE çalışmaları yapma gereği vardır.

İkincisi ise, büyüklüklerine bağlı olarak işletmelerin farklı ARGE ve eğitime gereksinme duymalarından kaynaklanmaktadır(*).

Aile işgücüne dayalı küçük ve orta ölçekli işletmeler ile dev tarımsal işletmelerin farklı ARGE ve eğitime gereksinmeleri vardır.

Örneğin dev sığırcılık işletmelerinde sağım ve kızgınlık denetimi için bilgisayar destekli ARGE çalışmalarına, aile işgücü temelli işletmelerin gereksinmesi olmayabilir.

Bu iki özelliğin sonucu olarak;

• Türkiye’de bölge hatta yöre temelli tarımsal ARGE çalışmaları yapma gereği vardır.

• Türkiye tarımsal işletmelerinin büyük bir çoğunluğunu oluşturan küçük ve orta ölçekli işletmeler için düşük endüstriyel girdiye dayalı sürdürülebilir tarım, organik tarım ve perma kültür tarımın gereksinimlerine uygun ARGE etkinlikleri ve eğitim hizmetleri düzenlenmelidir.

Bu yaklaşım, yüksek düzeylerde işsizliğin yaşandığı süreçlerde, toplumun bulunduğu alanda istihdam edilmesi açısından da önemlidir.

Özetle tarımda da yeni bir ARGE ve eğitim modeline gereksinme vardır.

TÜRKİYE’YE ÖZGÜ TARIMSAL ARGE VE EĞİTİM MODELİ NASIL OLUŞTURULMALI?

Bu amaçla Türkiye Tarımsal Araştırma Alanı’nın gerçekleştirilmesinde Tarım Bakanlığı’na bağlı araştırma enstitüleri, üniversiteler, çiftçi örgütleri, kooperatifler ve sivil toplum örgütleri ile özel sektör kurumları arasında sağlıklı işleyen birlikteliğin oluşturulması zorunludur.

Birlikteliğin oluşturulmasında temel ilke, tarımsal araştırmalar sonuçta kimin için üretiliyor ya da üretilecekse, modelin merkezinde onların olmasıdır.

Modelin omurgasını, küçük ve orta ölçekli işletmelerin egemen olduğu çiftçi örgütleri oluşturmalıdır.

Modelde gereksinimler ve çözüm yolları için bölgesel ve ulusal projelerin neler olabileceği katılımcı kırsal değerlendirme yaklaşımı ile tespit edilmelidir.

(*)Önemli bir not:

Ülke, bölge, hatta yöre farklılıklarının yanında büyüklüklerine bağlı olarak işletmelerin farklı ARGE ve eğitime gereksinme duydukları yaklaşımının, Türkiye gibi ülkelerde dikkate alınması oldukça yeni bir konudur.

Beyinler genel olarak çevre koşulları yanında işletmelerin bir örnek olduğu, gereksinmelerin farklı olamayacağı konusunda koşullanmıştır.

Bu yaklaşım, yukarıda değinildiği üzere ARGE etkinliklerinin planlanmasında, çiftçi örgütleri, çiftçiler ve meslek odalarının katkısı neredeyse olmamasından da kaynaklanmaktadır.

Sonuçta ARGE etkinlikleri sonucu, Türkiye için oluşturulan yeni materyal, üretim teknikleri ve yenilikler sınırlı kaldığı gibi ARGE etkinliklerinde bilimsel taşeronluk eğilimi ortaya çıkmış ve aile işgücü temelli işletmeler, Türkiye ARGE ve Eğitim kurumlarına yabancılaşmışlardır.

AR-GE etkinliklerinde bilimsel taşeronluk, bilindiği üzere araştırıcıların yabancı uluslararası şirketler ve de onların güdümümdeki şirketlerin gereksinmelerini karşılayan araştırmaların bir parçasını üstlenerek ortaya çıkmaktadır.

Bu durum ülkemizde Avrupa Araştırma Alanı ile Türkiye Araştırma Alanı ile çakıştırılmak istenmesinin af edilmez bir sonucudur. Bu amaçla Türkiye araştırıcıları Avrupa Birliği Fonlarına yönlendirilmiş ve üstelik bu fonun havuzuna önemli miktarlarda para da aktarılmıştır.

Türkiye’nin havuzu aktardığı kaynağın çok azıda yurdumuza dönmüştür.

Mustafa Kaymakçı

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.