Asikurtlar©

Tarihe geçen AKP sembolleri

Tarihe geçen AKP sembolleri
13 Şubat 2016 - 12:19 'de eklendi ve 4272 kez görüntülendi.

ürkiye sadece dış politikada, terörde, dünyadaki saygınlıkta ve etkinlikte, içerideki sosyal yapıda derin ve büyük bir çöküş yaşamıyor, ekonomide de hızla dibe vuruyor. Ülkenin varlığı ve birliği her şeyin önüne geçtiği için, bunları konuşmaya da, yazmaya da zaman kalmıyor. Başka hiçbir ölçü ve bilgi olmasa dahi, 17-25 Aralık gibi dünyanın en büyük talanını yaşamış bir ekonominin sağlam ve sağlıklı olmasını, ayakta kalmasını ve ivme kazanmasını beklemek, beyhudedir. Küçük bir esintide bütün dengeler alt-üst olduğunu devalarca yaşadık. Şimdi hiçbir sebep yokken, devletin açıkladığı bütün rakamlar olumsuzu, kaybı ve çöküşü gösteriyor.

 

 

BU PARA NEREDEN GELİYOR?

Hükümetin çaresizliği ve akıntıya kürek çekme çabası hiçbir şeyi değiştirmediği gibi, olumsuzlukların katlanması sonucunu doğuruyor. Ekonomiden sorumlu bakanların yaptıkları açıklamalar kelimenin tam anlamıyla ümitsizliğin ve bizi nasıl bir karanlığın ilanı olmanın ötesine geçemiyor. Petrol fiyatlarındaki büyük düşüşe bağlı olarak cari açığın azalmasını başarı olarak bu millete yutturmak istiyorlar, ama nereden geldiği bütün dünyanın malumu olmasına rağmen Merkez Bankası kayıtlarında, “kaynağı belirsiz para” olarak görülen 10 milyar doların hesabını bir türlü veremiyorlar. Bu para nereden ve neyin karşılığında geliyor? Dövizin dengesizliğinin sebebini, kalkınma hızının neden yerlerde süründüğünü, işsizliğin yeni rekorlara yöneldiğini de makul ve mantıklı bir şekilde izah edemiyor, sadece masal anlatıyorlar. Bir de petrol fiyatlarının bu kadar düşmeseydi, kim bilir neler olurdu? Her şeyimiz Allah’a emanet gidiyor.

                                       

NÜFUSUN YÜZDE 70’İ YOKSUL

Kimse kimseyi kandırmasın. Türk ekonomisinin içi boşaltılmış ve millet malı ayakkabı kutularına, evlerindeki odalara istiflenmiş ve kaçak saraylara akıtılmıştır. Sıra vatandaşa gelince reva görülen yokluk ve yoksulluktur. Yeni yılla birlikte kaşıkla verilen daha iki ay geçmeden kepçeyle geri alınmış ve özellikle orta gelirli mecalsiz bırakılmıştır. Nüfusumuzun yüzde 70’inin yoksulluk sınırı altında yaşadığı, açlık sınırı altında yaşayan insan sayısının ikiye katlandığı resmi olarak açıklanmıştır. Başka türlüsü zaten mümkün değildi, Böyle bir soygun düzenin, doğru ve hayırlı bir sonuç doğurması eşyanın tabiatına aykırıdır. Dış politikada Suriye bataklığı, iç politikada PKK ortaklığı, hukukta Ergenekon ve Balyoz kumpasları, demokrasi de tek adam vesayeti, siyasette “paralel” itirafları, ekonomide ise ayakkabı kutuları ve 17-25 Aralık, AKP ile geçen 14 yılın tarihe kazınan sembolleridir. AKP’den geriye bunlar kalacak ve 100 yıl geçse dahi hatırlanacaktır.Cüzi miktardaki ve neredeyse sıfır faizli IMF borcunu sıfırlama hikayeleri ile milleti uyutmaya çalışanların, yüzde 10’üzerindeki faizle aldıkları devlet borcunu üç defa katlayıp, Türkiye’yi rehin vermelerinin bedelini artık ağır sonuçlarıyla birlikte, millet olarak ödemeye başladık.

 

HER ŞEY KÖTÜYE GİDİYOR

14’ncü yılına giren tek başına bir iktidardan söz ediyoruz. Ekonomiyi biraz bilen herkes kabul eder ki, AKP dünyada paranın en bol ve ucuz olduğu bir dönemde iktidar olmuştur. Bunun sonucu olarak borçlanmada hiç sıkıntı yaşamamıştır. Buda yetmemiş, Türkiye’nin 90 yıllık bütün birikimleri haraç-mezat satılmıştır. Bir defa daha ve altını çizerek belirtelim:  Eğer gerçekten de bu dönemde 3 defa arka arkaya iktidar olma fırsatı, milli, dürüst, çalışkan, dünya ve ülke gerçeklerini bilen bir hükümete verilmiş olsaydı, Türkiye bugün bambaşka yerlerde olurdu. Bütün şehirler metro ağlarıyla donatılır, gelişmiş ülkeler seviyesi sanal olarak değil, gerçek anlamıyla yakalanırdı. AKP’nin 14 yıllık geçmişinde tutarlı olan, ümit veren, fayda sağlayan ve övünmemizi gerektiren hiçbir şey yoktur. Yatırımların geriye gittiği, ihracatın yüzde 14,5 azaldığı, cari açığın kaynağı belli olmayan paralarla kapatılmaya çalışıldığı bir ekonomimiz var. Tarihi bir fırsat AKP’nin yalan ve talan siyaseti yüzünden heder edilmekle kalmamış, bir de ağır bir fatura çıkarılmıştır.

 

MASALLAR VE GERÇEKLER

Bu işler öyle içi boş övünmelerle, “uçtuk, kaçtık, geliştik, büyüdük” masallarıyla olmuyor. Ekonominin temel göstergeleri her yerde aynıdır. Bunlar o ülkenin dünya sıralamasındaki yeri, büyüme oranı, işsizlik rakamları, enflasyon ve kişi başına düşen milli gelirdir. Türk ekonomisi ülke AKP’ye teslim edilirken dünyada 17’nci sıradaydı. Bugün 19’nci sıraya gerilemiştir. AKP öncesindeki 80 yılık dönemin büyüme ortalaması yüzde 5’dir. AKP ile geçen 14 yılın ortalaması bütün masa başı oyunlarına rağmen yüzde 4’ün üzerine çıkamamıştır. 2016 hedefi dahi yüzde 4’ün altındadır ki, bu AKP ile birlikte kaybın artarak devam ettiğinin net ilanıdır. İşsizlik, AKP öncesinde krizlere rağmen yüzde 8,5 dolayındaydı. AKP döneminde dünya rekorları kırılarak yüzde 18’lere çıkmış ve yine bütün masa başı oyunlarına rağmen yüzde 10’un altına hiçbir zaman indirilememiştir. İçinde bulunduğumuz yılda bu rakamın yeni rekorlara yöneleceği bütün uzmanların ortak kanaatidir.

 

TOPLUMSAL ÇÜRÜME

Kişi başına düşen milli geliri hesaplama yönteminde yaptıkları değişiklikle, bir gecede 10 bin dolara çıkardılar. Ancak, yaklaşık 7 yıl üzerine bir tek lira dahi koyamadılar. Şimdi 9 bin dolarlara gerilediğini büyük bir pişkinlikle anlatıyorlar. Bunlara milli gelir dağılımındaki adaletsizliğin uçuruma dönüşmesini de mutlaka eklemek gerekiyor. Kurulan kömür, makarna düzeninin bu kadar etkili olmasının altında yatan ve toplumsal çürümeyi bu kadar hızlandıran temel gerçek, gelir dağılımdaki uçurumdur. Bunun sonucu olarak bütün değerler yok olmuş, menfaat uğruna vatan, bayrak, inanç dahil, akla gelebilecek her şeyin feda edildiği ve toplumsal çürümenin çok vahim bir noktaya ulaştığı bir yapı ortaya çıkmıştır.

 

Orhan Karataş

Etiketler :
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER