SON DAKİKA

Tarih coğrafyaya dar geliyor

Bu haber 11 Ekim 2017 - 22:03 'de eklendi ve 2.027 kez görüntülendi.

Türkiye etrafındaki kuşatmayı yarmak için amansız bir mücadele veriyor. Böyle bir dönemdeSayın Genel Başkan Devlet Bahçeli yaptıklarıyla, söyledikleriyle sadece Türk milletinin değil, bütün Türk dünyasının ve mazlumların ümidi olmuştur. Hafta sonunda Ankara’da Kerkük sevdalıları ile muhteşem bir buluşma gerçekleşti. Bu buluşma Türkmen kardeşlerimizin sahipsiz olmadığını göstermekle kalmadı, MHP’nin de bütün kirli oyunlara rağmen, Türk milletinin tek ve son ümidi dimdik ayakta olduğunu bir defa daha ispatladı. Söylenecek çok şey var, ama biz sözü yine sayın Devlet Bahçeli’ye bırakıp, grup toplantısındaki tarihi konuşmadan bazı bölümleri paylaşalım:

KERKÜK SEVDALILARI
Pazar günü Ankara Kapalı Spor Salonu’nda muhteşem bir toplantı gerçekleşmiş, Kerkük sevdalıları dünyaya anlamlı ve okkalı bir mesaj vermişlerdir. Onbinlerce vatan evladı, onbinlerce Kerkük aşığı zalimleri adeta titretmiştir. Yer gök; “Kerkük Türk’tür, Türk kalacaktır” karar ve beyanıyla çınlamıştır. Ankara’ya gelenler istifaya değil, isyankar iç ve dış peşmergeye haddini bildirmeye geldiler. İleriye atılmaya, ülkü davasının iffetini ve ilkelerini muhafaza ve müdafaaya koştular. Bahtiyarız ki, milletimiz gerçekleri görmüştür. Şehidimize, gazimize, milli değer ve emanetlerimize kıskançlıkla sahip çıkarak yolumuza devam edeceğiz. Türkmeneli şeref konumuzdur, talan ve yağmasına izin verilmeyecektir. Türkiye vatanımız, Türkmeneli davamızdır. Irak, Suriye ve mücavir bölgelerle bağımızı kesmek, ilişkileri sonlandırmak küçülmek, küçük düşmektir. Biz bunu reddediyoruz.

ÇÜRÜK YUMURTALAR
Şimdi bize, Misak-ı Milli’yi savunduk; Kerkük’ü, Musul’u konuştuk diye kara çalmak için çırpınanlar ne demeye çalışıyor? Bunlar ki, gavura dost, Türk’e düşmanlıkta eşikleri aşan, sınırları zorlayan çürük yumurtalardır. İsimleri vatan, gönülleri satan olmuş, görmüyorlar; nitekim ya haberleri yok, ya da rezaletleri çok, saklamaya çalışıyorlar. Tarihe sırt dönmek, coğrafyaya yüz çevirmek bizim harcımız değildir. Bin yıl hakimiyetimizde bulunan, şunun şurasında bir asır evvel oyunlarla elimizden alınan topraklarla ilgilenmemiz hakkımız, milli görevimizdir. Türk askerini sırtından vuran alçaklarla yanak yanağa verip zehir imal edenler bize Misak-ı Milli hususunda ayar veremez, hizaya getiremez. Yönümüzü biliriz, yolsuz ve vatansızlara Osmanlı tokadını indiririz.

MİSAK-I MİLLİ ATATÜRK’TÜR
Şunu bir defa kesin hatlarla, keskin ifadelerle söylemek isterim ki; Misak-ı Milli Atatürk’tür, aynısıyla Türk milletinin hayat alanındaki tavizinin son sınırıdır. Mustafa Kemal, Misak-ı Milli’yi doğrudan doğruya Türk milletinin Anayasası olarak belirtmiştir. Misak-ı Millî, Osmanlı İmparatorluğu’nun son Meclis-i Mebusan’ın 28 Ocak 1920’de kabul ettiği altı maddelik bir bildiridir ve Türk milletinin sözüdür. Aynı zamanda Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş senedi, Milli Mücadele’nin zafere ulaşmasını sağlayan ruh ve var oluş beyannamesidir. 1924 yılında, dönemin muhterem milletvekillerine yılbaşı hediyesi olarak Misak-ı Milli haritası dağıtılmıştır. Bu haritada, “Batum, Halep, Rakka, Deyr-i Zor, İdlib, Süleymaniye, Musul ve Kerkük” Türkiye toprağı olarak gösterilmiştir. Misak-ı Milli Türk milletinin yeminidir, Türk milletinin varlığının aslında ucu açık sınır alanıdır. Bu yemin tutulmalıdır, bu yemin yaşatılmalıdır. Şimdi anlaşıldı mı niye 82 Kerkük. Şimdi belli oldu mu niye 83 Musul. Bugünden 84’ü söylemeyeyim, çünkü 85’in heyecanı kalmayacaktır. Bize ne işiniz var Kerkük’te diyorlar, ama ABD’ye dönüp ne arıyorsunuz Irak’ta, ne geziyorsunuz Suriye’de demiyorlar, diyemiyorlar. Çünkü diyecek takatleri yoktur, inançları yoktur, ahlakları yoktur. Selçuklu ve Osmanlı geçmişimizi silip Türk milletini yüz yıllık bir tarihe sıkıştırmaya kalkışanlara tekrar sesleniyorum: Tarih coğrafyaya dar geliyor, Türk milleti zincirleri kırıp yükseliyor. Misak-ı Milli’nin mirasıyla ilgilenmek hakkımız olduğu kadar ecdadımızın bize yüklediği tarihi görevdir.

İDLİB’DE GERİ DURAMAYIZ
Sınırlarımızın hemen dibindeki İdlib’te huzuru sağlamak ancak ve ancak terörün buradan sökülüp atılmasıyla mümkün olacaktır. Konu sadece Özgür Suriye Ordusu unsurlarıyla halledilecek cesamet ve seviyede değildir. Türk Silahlı Kuvvetleri muharebe maksadıyla İdlib’e girmeyecekse de, her ihtimal ve saldırıya hazırlıklı ve tedbirli olması hayati önemdedir. İdlib’in terörden arındırılması, güneyden Akdeniz’e açılmak isteyen bölücü terör cephesinin El Bab’ta aldığı derin yarayı daha da derinleştirecek ve önüne aşılması imkansız engeller dikecektir. Aynı zamanda El Kaide türevlerinin tasfiye ve temizliği açısından mühim bir rol oynayacaktır. Türkiye’nin güvenliği için İdlib asıl sahip ve sakinlerinin hakimiyetine girmelidir. İdlib’te geri duramayız, Afrin’deki fitne ve düşmanlıklara sessiz kalamayız. HTŞ, IŞİD, FETÖ, PYD-YPG, PKK ve benzeri katil ve cinayet örgütlerine Türk milletinin gazabı, Türk devletinin kudreti gösterilmelidir. Özellikle yeni bir göç dalgasına, yeni bir sığınmacı yığılmasına karşı önlemleri Suriye sınırında alıp insani krizi burada karşılamak da acil bir ihtiyaçtır. Türk milleti beka mücadelesinde tek ses, tek bir nefestir. Canilere hak ettikleri acıklı ders kesinkes verilmelidir. Türkiye’nin geleceğini tehdit eden, terör devleti oluşumuna çanak tutan, bunun için zaman kollayan her mihraka, her alçağa bu dünyayı dar etmek bizim için şanlı bir hedeftir. Bu hedefe ok gibi saplanıp terörü imha etmek için lazım gelen güç ve irade Türk milletinde vardır, bunu da herkes görecektir.

ABD YANLIŞTAN DÖNMELİ
ABD sudan bahanelerle sanal kriz arayışına yeltenmiştir. ABD Konsolosluğunda çalışan, çarpık ve kuşkulu ilişki ağları olan bir şahsın bir süre önce tutuklanmasından sonra Büyükelçilik skandal bir karara imza atmıştır. 8 Ekim 2017’den itibaren, Türkiye’deki tüm ABD diplomatik misyonlardaki göçmen olmayan vize hizmetleri askıya alınmıştır. Elbette buna mütekabiliyet ilkesi çerçevesinde anında misilleme yapılmıştır. ABD vize engeliyle neyi amaçlamaktadır? Hani dosttuk? Kısa zaman içinde değişen ne oldu? Kimin damarına basıldı? İki devlet arasındaki inatçı gerilimlerin vatandaşlarına zarar olarak yansıması hatadır. ABD’nin, dostluk, müttefiklik, stratejik ortaklık vizesinin süresi sanıyorum dolmak üzeredir. Bu hezeyanın, akıl tutulması anlamına gelen kararın iki ülke arasındaki uçurumu derinleştirmekten başka işlevi olmayacaktır. ABD’nin yanlıştan dönmesi, yangına körükle gitmekten kaçınması ümit ve temennimdir. Bir Kızılderili sözünde aynen şöyle denir: “Dur, dinle. Hep konuşursan hiçbir şey duyamazsın.”

Orhan Karatasorhan@asikurtlar.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.