SON DAKİKA

NATO’dan FETÖ’ye

KÖŞE YAZILARI

Tanrıkulu “Merkez Bankası Tam Bir Açmazda”

Bu haber 29 Ocak 2014 - 10:23 'de eklendi ve 21 kez görüntülendi.

Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve İzmir Milletvekili Ahmet Kenan Tanrıkulu; piyasalarda 17 Aralık’tan bu yana yaşanan tedirginliğin ve buna bağlı olarak tüm ekonomik göstergelerin yerle bir olduğu dönemin, iktidar baskısı altındaki Merkez Bankası tarafından iyi analiz edilemediğini dile getirdi.

Tanrıkulu yaptığı açıklamada; “Her geçen gün yolsuzluk ve rüşvet iddialarına bir yenisinin eklendiği ülkemizde, tüm demokratik ülkelerde olacağı gibi hukukî sürecin önünün açılmasını bekleyen piyasalar hüsrana uğramıştır.

İktidar bu erdemliği gösterememiş, bunun yerine kendileriyle ilişkili gelişen yolsuzluk ve rüşvet iddialarını örtbas etmeyi tercih etmiştir. Sonunun yaklaştığını gören ve bu yüzden her geçen gün daha da otokratik ve hırçın tavırlar sergileyenler artık ekonomimize de ciddî zararlar vermektedirler. Döviz kurları her gün ayrı rekorlar kırmakta, ülkemizin risk primi CDS’ler (Credit Default Swap) artmakta, faizler % 8,9’dan, % 11’leri aşmış durumdadır.

28 Mayıs’ta 1,78 TL’lerde olan dolar kuru, 17 Aralık’ta 2,02’ye yükselmiş, 27 Ocak’ta 2,39 TL’yi görmüştür.

Kaybolan siyasî istikrar(!), ekonomik istikrar masalını da beraberinde götürmüştür.

Paramızın Değer Kaybı da Rekorlar Kırıyor…

Türk Lirası; dolar karşısında 22 Mayıs’tan bu yana % 23,6 değer yitirirken, 17 Aralık tarihinden bu yana kayıp ise %17,4 olmuştur. Paramızın 2012 yılı sonundan bu yana dolar karşısında kaybı %29,6, euro karşısında kaybı ise %34,7 olmuştur.

Bu süreçte ekonomi yönetimi ve kurumları, rekabetçi bir ortam yaratmakta başarısız olmuşlardır.

Zamanında Kararlı Bir Şekilde Uygulanmayan Para Politikaları Ülkemize Zarar Veriyor…

Atılan her adımın zamanında olması, o adımın başarısını da yükseltmektedir.

Bu bakımdan Merkez Bankası’nın başarısızlığı ülkemizde yaşayan herkesi ilgilendirmektedir. Uzun zamandan bu yana Türk Lirası varlıkları erimesine göz yumulmakta, yatırım ve istihdam engellenmektedir.

Bu durumu önleyebilecek mekanizmalardan biri olan Merkez Bankası’nın faiz silahını kullanması ise siyasî baskılardan dolayı zamanında yapılamamış, net döviz rezervleri piyasaya doğrudan satım müdahaleleri ile hesapsızca eritilmiş, gelinen noktada Para Politikası Kurulu (PPK) 21 Ocak’ta mahcup ve örtülü, kafa karışıklığına neden olan faiz artırımına gitmiştir.

Bizim dışımızda dünyada hiç bir ülke Merkez Bankası’nın kullanmadığı, 3 faizli, şeffaflık ve güven özürlü “faiz koridoru” politikası, Türkiye’de zaten yüksek olan belirsizliklerin esas kaynağını oluşturmuştur.

Merkez Bankası PPK’nun koridor politikasına 21 Ocak’ta bir 4’üncü faizi eklemiş olması bu bakımdan belirsizliğin daha da artabileceğini işaret etmektedir. Çünkü bu mahcup ve örtülü faizin ne zaman ve hangi şartlarda uygulanacağına dair net bir açıklama yapılmış değildir.

Nitekim bu kafa karıştıran kararı aldıran sürece baktığımızda; Merkez Bankası Mayıs ayından bu yana 20 milyar doların üzerinde piyasaya satış gerçekleştirmiştir. 23 Ocak’ta; sonuçlarını Şubat ayında açıklayacağı doğrudan satım müdahalesi -bankacılar tarafından dile getirilmekte olan rakam 3,5 milyar dolar- yeterli gelmemiş, gün içinde 200 milyon dolarlık döviz satım ihalesinden sonra ikinci kez doğrudan satım müdahalesi gerçekleştirmiştir. Buna rağmen dolar 2,30 TL’nin üzerine çıkmaya devam etmiştir.

Merkez Bankası’nın net döviz rezervi ülkemizin 1,5 aylık ithalatını karşılayacak seviyede olması, kaynaklarımızın ne denli hoyratça, hesapsızca ve siyasî baskı uğruna heba edildiğini gözler önüne sermektedir.

Vatandaşa Döviz Kurlarındaki Artış, Faiz Artışına Göre Daha Çok Zarar Veriyor…

Kurlardaki artışın milletimize bedeli, faiz artışından daha fazla olmaktadır. Döviz kurlarındaki her %10’luk artış enflasyona yaklaşık 1,5 puan etki etmekte, bu bakımdan Mayıs’tan bu yana % 24’lük kur artışının vatandaşımızın harcamalarına getirdiği ek yük 3,75 puanı bulmaktadır. Kabaca 20 milyon hanehalkının cebinden ek olarak 45 milyar TL çıkmasına neden olmaktadır.

Hanehalkımızın faiz ödemeleri harcanabilir gelirlerinin sadece % 5’i kadardır ve döviz yükümlülükleri bulunmamaktadır. Bu ödemeler de ihtiyaç, konut ve araç TL kredilerinden oluşmaktadır. Faiz artışı hanehalkımıza zarar vermeyecektir.

166 milyar dolarlık açık döviz pozisyonu bulunan özel sektörümüze Mayıs ayından bu yana kur artışı 90 milyar TL ek yük getirmiştir.

Özel sektörümüze 1 puanlık faiz artışının etkisi ise 440 milyar TL’lik bankacılık kesiminden kullandıkları krediler nedeniyle yıllık 4,4 milyar TL ek yük getirecektir.

Piyasa Neden Faiz Artırımı Bekliyor?..

Diğer yandan faizlerin artırılması için yeterli gerekçeler ortaya çoktan çıkmıştır. Ülkemizin bu yıl içinde her ay bulması gereken finansman 18,7 milyar dolardır. Faizlerin artırılmasıyla bu konuda bir nebze çözüm sunulabilecektir. Zaten hedefleri tutmayan enflasyonun artmasının önüne geçilebilecek ve vatandaşımız enflasyona ezdirilmeyecektir. Millî paramızın değer kaybının önüne geçilebilecektir.

Bu gerçekleri göremeyen, hesaplayamayan ya da iktidarın baskısı altında kalan Merkez Bankası PPK nihayetinde bir gece aniden toplanma kararı almıştır.

PPK’nın Gecikmiş Kararları…

Merkez Bankası PPK’nun gece yarısı açıkladığı radikal 4 faiz oranı piyasalarda yine kafa karışıklığı yaratmaya devam edecektir. Merkez Bankası’nın finansal stresi kontrol etme çabası çok geç tecelli etmiştir.

Zamanında cesaret edilemeyip, artırılmayan faizler; Başbakan’dan Merkez Bankası’na teşekkür getirse de, bu teşekkür karşılığı Mayıs ayından bu yana direnen Merkez Bankası’na ve ekonomimize daha ağır sonuçlar getirmiştir.

Sorumluluklarından kaçınanlar, kaçınmanın sonuçlarından kurtulamayacaklardır. Faiz lobisi masallarının ve mağduriyetinin sonuna gelinmiştir. 11 yıldır ülkeyi yönetip, fark edemediği hayali ‘paralel devlet’ söyleminin dışında ellerinde başka argüman kalmayanlar yolun sonuna gelmişlerdir.

Uluslararası ekonomik kuruluşlar ekonomideki muhtemel bir krizi ‘’yurtiçi dinamikler’ olarak bugünden dile getirmeye başlamışlardır. Ülkemizin bu başarısızlık nedeniyle getirildiği kısa vadeli dış finansmana bağımlılığı, düşük tasarruf oranları, yüksek cari açık ve diğer nedenler 2014 yılı büyümemizi de olumsuz etkileyecektir.

Seçimlerden Sonra Milletimize Zam Yağmuru Yağacak…

Tüm bu siyasî ve ekonomik istikrarsızlığın ağır sonuçları 30 Mart 2014 yerel seçimlerinden sonra vatandaşlarımıza zam yağmuru olarak geri dönecektir.

Çünkü ekonomi yönetimi seçimlerden sonra yeni ekonomik tedbirlerin alınacağını, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı ise doğalgaz ve elektrik zamlarının Nisan ayına ertelendiğini beyan etmişlerdir.

Bu bakımdan Milliyetçi Hareket Partisi olarak vatandaşlarımıza bugünden önümüzdeki aylarda ne olacağını dile getirmekteyiz. Ülkemiz için politik ve ekonomik riskler devam etmekte ve her zaman olduğu gibi sonuçları da milletimize yüklenecektir. 30 Mart 2014 seçimleri bizlere bu başarısız ekonomiyi yaşatanlara verilecek en büyük ders olacaktır.”

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.

PİYASALARDA SON DURUM

  • DOLAR
    -
    -
    -
  • EURO
    -
    -
    -
  • ALTIN
    -
    -
    -
  • BIST 100
    -
    -
    -

EN ÇOK KAZANANLAR

    EN ÇOK KAYBEDENLER

      EN ÇOK İŞLEM GÖRENLER

        BUGÜN 1000TL NE OLDU?

        • -

          BORSA

        • -

          DOLAR

        • -

          EURO

        • -

          ALTIN