Asikurtlar©

Tanrı Türkü Korusun!

Tanrı Türkü Korusun!
03 Mayıs 2016 - 13:49 'de eklendi ve 4289 kez görüntülendi.

 

 

Öncelikle belirtmeliyim ki; benim anladığım, aşığı olduğum ve anlattığım Türkçülük’le Türk Milliyetçiliği arasında hiçbir fark yoktur.

İkinci olarak AKP’nin Milliyetçiliği, kelime oyunları yaparak sulandırmak istediği, Ümmetçiliğe veya vatandaşlık bilincine doğru çekmeye çalıştığı da bir gerçektir.

Üçüncüsü, biz ne Ümmetçi, ne de AKP’liyiz. Bize bu kavramlar üzerinden saldırmak en kibar ifadesiyle akılsızlıktır!
Türkçülüğün, hatırı sayılır bir siyasi güce, pratikte “Milliyetçi Harekete” dönüşebilmesi için bunca çile çekilmiş, bunca şehit verilmişken; şimdi bu iki kavramı birbirinden ayırmaya çalışmak için hamakat yetmez, daha fazlasına ihtiyaç vardır!
Bugün kurumsal olarak MHP’de yaşatılan Milliyetçiliğin Türkçülükten ayrı ve ona göre daha zayıf bir
ideolojik tavır olarak anlaşılması ve aktarılması, Türkçülüğe yedi buçuk milyon taraftar kaybettirmekten başka bir işe yaramayacaktır.
3 Mayıs 1944’ten bu yana Türkçülerin tırnaklarıyla kazıyarak ortaya koyabildikleri en büyük değer MHP’dir.

Sahadaki şahsi çalımlar, Türkçülüğün kolektif takım oyununu zora sokan maceralardır.
Korkusuz ve Türk’e yaraşır tipler olduklarından emin olduğumuz bu şahsi oyun meraklısı arkadaşlar, aslında Türkçülüğün askeri disiplininden, dolayısıyla da mücadeleden kaçmaktadır.
Bugüne kadar üretmiş oldukları Türkçü bir değer, attıkları bir gol bulunmamaktadır.
Bu arkadaşlar bazen başlarını kaldırmadan oynadıkları için kendi kalelerine gol atmaktadır!
Bizi hedef alan “Türkçülük-Milliyetçilik tartışması” da böyle bir olaydır.
Biz: “İki kavramın arasında fark yoktur; ama siyaset yapan, milletten oy isteyen sahadaki insanlar açısından ‘Milliyetçilik’ iletişim diline daha uygundur” dedikçe…
Başbuğ da böyle düşünüyordu, bu iki kavramı ‘Milliyetçilik’ kelimesinde topladı. Teşkilat da böyle düşünüyor, işte Ocaklarımız da aynı dili kullanıyorlar” diye haykırdıkça…

Her sene, bu iftira hançerini kanırtma sadistliğiyle bize yönelik saldırılarına devam ettiler.
“Kaçanlardan olmayacağız” diye yeminimiz olduğu için tahminen bu yılda devam edecektir.
Oysa onlar, resmimizin yanına kendi yazdıkları bir cümleyi bizi ve temsil ettiğimiz kurumu yıpratmak için kopyala yapıştır yaparak çoğaltırken biz, ya bir konferansta Türkçülüğü anlatıyor, ya da köşemizde Türk Milliyetçiliğini yazıyorduk.

Sadece bize fazla felsefi gelmediği için olsa gerek; onlar gibi sayfamızda parçalanmış terörist leşleri paylaşmıyorduk!
Bana “neden mahkemeye vermediniz” diye soranlar oldu. “Bilmem, alışmadık!” dedim.
Biz, yetişme çağlarımızda kimseyi mahkemeye vermezdik. Kendi işimizi kendimiz görürdük.
Ama şimdi “internetçilik” diye bir meslek türedi. Delinin kuyuya taş atmasından da beter!

Mahkemeye durumu anlatmak en az iki yıl sürüyor. Üstelik taş yine de kuyudan çıkmıyor!
Bu zamana kadar bu yüzden herhangi bir hukuki önlem almadım. Ben bana yakışanı yaptım.
Ayrıca benimle Türkçülüğü, Milliyetçiliği ve benim bu kavramlar hakkındaki sözlerimi tartışacak olanlarla her platformda karşılaşmaya hazır olduğumu buradan bir kez daha tekrarlıyorum.
Başbuğ’un: “bizim için ikisinin arasında bir fark yoktur, o yüzden bir Milliyetçilik kelimesini tercih ediyoruz.” sözlerine ve Ocağın “Milliyetçiler Günü” yazılı 3 Mayıs afişine rağmen her 3 Mayıs’ta koparılan bu gürültü, 3 Mayıs’a hakarettir.

Eğer mesele “Millet”in ve “Milliyetçiliğin” tanımını düzgün yapamamaksa: “Etnik gruplara da düşman olalım; tartışma bitsin” çağrısıysa bu sonu belirsiz paradigma değişikliğini hiç kimse kendi sinirinin çapına göre yapmamalıdır.
Hali hazırda, Türkçülerin 70 yılda ürettiği en büyük değer olan MHP, cımbızla oy toplamaya çalışırken ve “bin yıllık kardeşlik”ten bahsederken Türkçülerin Anadolu’daki yerli veya muhacir etnik grupları karşısına alması, MHP’nin barutunu ıslatmaktan başka bir işe yaramamaktadır.

Milliyetçiliğin 70’lerde dindarlaştığı, mezhep odağına doğru çekildiği iddiasıyla Şah İsmail-Yavuz kavgasına taraf olanların da kendi evlerinden getirdikleri dini hassasiyetlerini gönüllerinde tutmalarında fayda vardır.
Yavuz da bizimdir, Şah İsmail de bizimdir. Mezhepçiliğin her iki “tarafı” da Türkçülük fikrine zarardır!
Mesele, ta 1969 Kongresinden geliyorsa ve kongreyi kaybedenlerin Başbuğa karşı başlattığı “parti kurmak yerine cemaat gibi devlete sızmak” iddiasıyla bize saldırılıyorsa bu tercihin “paralel neticeleri” de elan ortadadır.
Bakmayın siz bir bardak suda koparılan mevsim dışı fırtınalara…

MHP Türkçüdür, Türk Milliyetçisidir ve ellimizdeki en büyük değer olarak dimdik ayaktadır.
MHP’ye ve teşkilat disiplini içindeki bir MHP’liye saldıranlar aslında Türkçülüğü vurmaktadır!
Muhtemelen aralarına casus troller de karışmaktadır.
Türk Milliyetçilerinin 3 Mayıs Türkçülük bayramı kutlu olsun!
Ve Tanrı, Türkü akılsız dostlarından korusun!
Çünkü Türk için düşmanı yenmek daha kolaydır!
Şükrü Alnıaçık

Etiketler :
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER