Asikurtlar©

Tanık Koray Aydın

Tanık Koray Aydın
18 Mayıs 2016 - 12:19 'de eklendi ve 4923 kez görüntülendi.

 

 

“Ne olursa olsun Ülkücülük, adama doğruyu söyletiyormuş.”
Boşuna dememiş rahmetli Başbuğ Alparslan Türkeş: Başını Ülkücünün çekmediği hiçbir hareketin içinde olmayın, diye. Bu sözü söyleyen Başbuğumuz ne kadar da haklıymış. Yıllar sonra haklılığı bir kez daha ortaya çıktı. Ama senin koltuğunda oturan, senin rahle-i tedrisatından geçen Lider Devlet Bahçeli de sana çekmiş. Bir insan her dediğinde haklı çıkar mı?

O kadar benziyorsunuz ki birbirinize bu kadar haklı çıkmanıza rağmen Başbakanlık koltuğuna oturamadınız, anlaşılmadınız. Hatta kendi tabanınız tarafından, içteki karanlık mihraklar tarafından anlaşılmadınız. Kader desem, öyle olmadığını biliyorum. Ancak bu milletin ve tabanımızın gözlerine perde çekmeye çalışan mihrakların etkin şekilde, dini kullanarak çalıştıklarını biliyoruz.

Şimdi Liderimiz, senin taleben, senin oğlun olduğunu, kongre diye ortaya çıkan özellikle hanım abla için, “Bizim Milliyetçi Hareketimizi Ülkücülüğü bilmeyenlere teslim edecek bayrağımız yoktur.” derken ne kadar da haklı olduğunu hep beraber görmüş olduk. Lakin bu gören gözler için. Bunu nereden mi anlıyoruz. Hem de hiç kimsenin hayır diyemeyeceği bir şahit, olayları yaşayan, başka bir genel başkan adayı diye ortaya çıkan sayın Koray Aydın’dan.

Bu hanım ablanın Gemerek hakimini MHP’li olduğu için HSYK’ya şikayet etmesiyle anladık aslında ne yapmak istediğini. Dün yine twitter’da seyrettiğim bir telefon görüntüsü çok önemli. Bir ülkücünün asla başka Ülkücüler için kullanamayacağı bir ifade hanım ablanın ağzından çıkıyor. Kalabalığın içindeyken yanındaki Ülkü devlerinden oluşan değişim korosuna dönüyor ve oraya gelen Ülkücüler için, “Bir sürü gerizekalı” diyor. Bu kabul edilmesi mümkün olmayan bir tablo…

Gelelim şimdi Koray Bey’in açıklamasına: “Bir destek verme organizasyonuna dönüştüğünü biz de görüyoruz. MHP’ye oy veren taban da görüyor. Bu kendisinin bizzat cemaatçi olduğu anlamına gelmiyor. Olup olmadığı konusunda bir fikir sahibi değilim. O sorunun muhatabı da değilim ama bir destek olduğu kesindir. Denebilir ki siyasiler bu tür destekler alabilir. O zaman bu sorunu cevabını sorumlu tutulan arkadaşımız gerekli izahları yapacaktır.” Koray Beyin bu söyleminden sonra söylediği başka bir şey daha var ki bence çok önemli; perdenin önünde söylenenlerle perdenin arkasında söylenenlerin birbirini tutmadığını vurgulaması ve açıklanmalıdır demesidir.

Buradan geleceğimiz nokta şudur ki; Lider Devlet Bahçeli, bu yaşadığımız durumu bize çok önceden böyle olduğunu, bu ablaya yardım eden 28 holdingin daha önceleri MHP’ye zırnık vermediği halde, olmayacak bir parti kongresinde destek sağladığını, paralelin bu hanım ablaya destek olduğunu söylemişti ve söylediklerinde ne kadar haklı olduğu ortaya çıkıyor.

Bir başka konuda, bu hanım ablanın 4 aday arasında yapılan mutabakata sadık kalmadığıdır. Yine Koray Beye kulak verecek olursak; “O mutabakata uygun olarak, delegeleri temsilen Yusuf Halaçoğlu orada açıklama yaptı. Daha sonra durum tespiti yapıldı. Avukatlar tutanaklar tuttu. Tutanaklar tutulduktan sonra biz oradan ayrılmaya başladık. Ondan sonraki süreç bizim mutabakatımızda olan bir süreç değildir. Meral Hanım’ın demiri tutarak ‘Bir karar gelinceye kadar ben buradan ayrılmayacağım, hadi gelsinler ayırsınlar’ şeklindeki sözleri bizim mutabakatımızın dışındadır. Kendisinin bizden ayrıştırarak izlediği bir yol.”

Kongrenin tarlada yapılma rezaleti bu hanım ablanın ve yanındaki Ülkü devlerinin isteğiyle olmuş. Koskoca Milliyetçi Ülkücü Hareketi bir otele hapsetmek isteyenler, en sonunda tarla başın da karar kılmışlardır. Genel Başkan olamazsa, Türkiye’nin gözünde MHP’yi değişim adı altında itibarsızlaştırmak için ellerinden geleni yaptılar. Bir şey de başarılı oldular. Milliyetçi Ülkücü Harekette paradigma değişikliğine gittiler. DNA’sıyla oynadılar. Ülkücü olmayanlar Ülkücüyü anlayamadılar ve dünkü rezaleti demokrasi diye 47 yıllık tarihimize soktular. Bir hilal uğruna geçen 47 yılı hiçe sayan sadece o hanım abla değil, aynı zamanda onu gezdiren, ona Ülkücü geçmiş oluşturan, tarih yazan Ülkü devleri oldu.

Bu kongrenin yapılmayacağı hakimler tarafından belirlendi, valilik tarafından izin verilmeyeceği söylendi. Yani oraya giden adaylar bunu biliyorlardı. Lakin bile bile lades niçin, niye yaptılar. Orada, ‘burada cinayet işlenmesi gerekirse işlenecek bu kongre yapılacak’ diyenler mi ararsınız, birbirini yumruklayan yardımcılar mı? Kaotik bir ortam haline getirilen bu toplantıya sadece iyi niyetten dolayı katılan Ülkücüler ne yazık ki fon edildiler. İyi de bu gözler ne zaman açılacak, gerçekleri ne zaman görecekler?

Şimdi bazıları Lider Devlet Bahçeli’ye söyledikleri, yaptığı açıklamalardan dolayı kızıyor. İyi be kardeşim Lider söylediklerinde haksız mı? İsterseniz sözü yine Lidere bırakalım: “Bizim Allah’tan başka himmet beklediğimiz, milletten başka yardım istediğiz yoktur, aksini söyleyenler hadsizdir, müfteridir, seviyesizdir. Bu kadar ağır konuşuyorum; kim neye layıksa biz onu söyler, onu dile getirirz.”

Sağlıcakla kalın!
Fikri Atılbaz

Etiketler :
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER