SON DAKİKA

Trump Ve Almanya

Gündem Yazıları

BEDAVA ÜLKÜCÜLÜK

Gündem Yazıları

KADER MAHKÛMLARINA AF

KÖŞE YAZILARI

Tahşiyecilere Operasyon Talimatını AKP’li Vekil Vermiş

Bu haber 14 Aralık 2014 - 19:50 'de eklendi ve 28 kez görüntülendi.

Türkiye’deki en son El Kaide operasyonu 2014 yılı Ocak ayında Van’da düzenlendi.

Türkiye’de El Kaide’nin en önemli isimleri olan İbrahim Şen ve Halis Boyuncuk bu operasyon ile etkisiz hale getirildi.

Ama aranan şahıslardan birisinin ikametgah adresi İHH ofislerinden biri gözükmesi ve buraya polis gitmesi nedeniyle Hükümet bunu bir darbe olarak lanse etti.

Yetmedi 22 Temmuz’da operasyonu düzenleyen emniyet mensupları sözde casusluk operasyonu ile tutuklandı.

EL KAİDE OPERASYONU YAPILMASINA İZİN VERİLMEDİ

O gün bugündür IŞID’e göz kırpan Hükümet, El Kaide operasyonu yapılmasına izin vermedi. Ve Türkiye’de hiç El Kaide operasyonu yapılmadı. Aksine IŞID ile pazarlıklar kapsamında Halis Boyuncuk’u Ekim ayında tahliye ettirdiler.

Musul’daki büyükelçilik çalışanlarının serbest bırakılması karşılığında pek çok El Kaide mensubununun serbest bırakılarak ülkeden ayrıldığı gündeme gelmişti.

Yani hasbelkader ülkemizde yakalanan AB ülke vatandaşlarını yeniden IŞID’e gönderdi göndermeye devam ediyor. Bu konuda İngiltere, Almanya ve Danimarka gibi ülkeler kendi vatandaşlarının teslim edilmesi nedeniyle Türkiye’ye sert tepki gösterdi.

Ankara’dan, Adıyaman’dan, Kocaeli’nden, Gaziantep’ten, İstanbul’dan onlarca gencimiz etkin kanunlarımız olmadığından yasadışı yollarla Suriye’ye İŞİD’e katılmaya gitti, gidişleri engellenemedi.

Ama istediği kanunu istediği zaman çıkartan Hükümet ve Cumhurbaşkanı için sadece kendi çocukları önemli oldugundan Milletin Çocuğunun Suriye gidişi hiç önemli değildi.

Yine 2013 Temmuzunda dönemin polisleri tarafından yakalanan IŞID üyesi Çeçen kökenli Rus vatandaşı M. A. yargılanmıyor.

Suriyede 3 rahibi acımasızca kafalarını keserek öldüren bu caniyi şimdilik hapishanelerimizde tutmakla yetiniyoruz.

Kilis Elbeyli ve Şanlıurfa Akçakale’de bulunan IŞİD’in lojistik üslerine de ses çıkartamıyoruz. Buralardan İŞİD’e her türlü ekipman ve malzemenin geçirilmesine göz yumuyor hatta petrol ticareti yapıyoruz.

Bütün bu garabetliklere bi fiyasko daha eklendi:

2010 yılında çökertilen El Kaide terör örgütünün yapılanmasına yönelik operasyonu yapan ekibe operasyon düzenlendi. Nurculuğu istismar eden Tahşiye Grubu denilen yapının lideri Mehmet Doğan, düzenlediği bir toplantıda grubuna “füze yapılması ve füze ile eylem yapılması” talimatı verince operasyon başlamıştı. Bu talimat adli ses kaydına alınmıştı. Yani operasyon “şiddet” talimatı verilince başladı.

Operasyonda yaklaşık 20 ilde 60 dan fazla kişi yakalanmış 20’si tutuklanmıştı. Örgüt evlerinden el bombaları ve silahlar ele geçirilmişti.

Liderinin eylemi yap da nasıl yaparsan yap dediği bu El Kaide hücrelerini aklamak adına silahların polis tarafından koyulduğu iddia edilerek operasyon düzenleniyor.

FÜZE YAPIN DENEN LİDER GÖRÜNMÜYOR

Füze yapın denen lider görülmüyor, polislere iftira atılıyor. Ne kadar vahim bi dönemden geçiyoruz. El Kaide-IŞİD belasına kayıtsız kalan bi devletin, 2010 yılında düzenlenen başarılı bi operasyon üzerinden medya çalışanları, dizi oyuncularını gözaltına alması.

YAKALANAN MEHMET DOĞAN, AKP’NİN KAFİR OLDUĞUNU SÖYLÜYORDU

Üstelik 2010 Ocak ayındaki operasyonda yakalanan Mehmet Doğan, ülkeyi yöneten AKP’nin kafir oldugunu ifade ediyordu. Mehmet Doğan ve Tahşiye Grubu için havuz medyasının o dönem neler yazdığını bakıp bir de şimdiye bakmak gerçeği anlamaya zaten yetiyor.

Ergenekon ile mücadele edilen o dönem: Mehmet Doğan ve El Kaide suçlu, polisler kahraman. Şimdi ıse Mehmet Doğan ve El Kaide mağdur polisler suçlu. Ama AKP yine karlı ortak.

KİM BU TAHŞİYECİLER?

“EL KAİDEYİ İFŞA ETMEKTEN GÖZALTINA ALINDILAR”

Twitter fenomeni Fuat Avni’nin gündeme getirdiği medyaya algı operasyonunun ilk adımı bu sabah saat 06.00 sularında Eskişehir’de yaşandı. Söz konusu operasyon kapsamında, STV’nin yapımcılarından Salih Asan Tepebaşı’ndaki, Yönetmen Engin Koç ise Odunpazarı’ndaki evinde sabah saatlerinde İstanbul ve Eskişehir’den gelen terörle mücadele ekiplerince gözaltına alındı. Asan ve Koç, gözaltı işlemi sonrasında Yunus Emre ve Devlet Hastanesi’ne götürülerek sağlık kontrolünden geçirildi. Asan ve Koç, daha sonra İl Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi’ne götürülerek, İstanbul Cumhuriyet Savcısı Hasan Yılmaz’ın gözaltı talimatıyla ilgili kararı avukatları Murat Uzun ve Turgay Balaban nezaretinde yüzlerine okundu. İstanbul Cumhuriyet Savcısı Hasan Yılmaz’ın talimatı ile Asan ve Koç, kararın kendilerine bildirilmesinin akabinde İstanbul Emniyet Müdürlüğü Vatan Şubesi’ne götürüldü.

Gözaltına alınan Sungurlar Dizisinin Yönetmeni Engin Koç’un avukatı Turgay Balaban, yaptığı açıklamada, müvekkilinin terör örgütü El Kaide ile bağlantılı olduğu ileri sürülen radikal ‘Tahşiye’ grubunu, dizide kötü göstermekten dolayı iftira suçunu işlediği, silahlı terör örgütü üyesi olduğu gerekçesiyle gözaltına alındığını açıkladı.

Av. Balaban, radikal Tahşiye grubu ismini kendisinin ve müvekkilinin ilk kez emniyette duyduğunu belirterek, “Yeni Türkiye’de oyuncak silahlarla film yapmanın, çekmenin suç olduğuna ilk kez tanık olmuş olduk. İlk kez de bir yönetmen iftira suçundan dolayı gözaltına alınmıştır.” dedi. Müvekkiline yapılan bu gözaltı işleminin bir amacının tüm Türkiye’nin bildiğini aktaran Balaban, “Bu yapılanlar gözaltı işlemi değil, bir gözdağı operasyonudur. Bu gözdağı operasyonu ile 17 ve 25 Aralık yolsuzluk olaylarının üzeri örtürülerek unutturulmak istenmekte. Türkiye, geçmişi bin yılı aşkın bir devlet geleneğine sahiptir. Bu günleri de atlatacaktır. Hukuk galip gelecektir.” diye konuştu.

Müvekkilinin gayet rahat olduğunu çünkü herhangi bir suç işlemediğini aktaran Av. Balaban, “Müvekkilim gözaltı işlemi sırasında ve emniyette gayet rahattı, dimdikti, yüzü asık değildi. Yüzünü saklama ihtiyacı da hissetmedi.” dedi.

Balaban, polisin elindeki gözaltı kararında ‘paralel’ söylemine yönelik bir ifadenin de olmadığını dikkat çekti. Bazı basın yayın organlarında operasyona ilişkin ‘paralel yapıya operasyon’ algı haberlerinin yapıldığını, bunun için Haber Tük ve CNN Türk grubunu aradığını, durumu izah ettiğini, ancak canlı yayın alıp durumu düzeltelim demelerine rağmen bağlantı yapmadıklarını kaydederek, “Gözaltı işlemleri ile ilgili resmi evraklar elimizde. Ancak resmi evraklarda ‘paralel yapıya operasyon’ veya ‘paralel örgüte operasyon’ şeklinde bir cümle veya kelime dahi geçmemektedir. Acaba bazı medya gruplarına da bu yönde haber yapılması için ‘Alo Fatih’ telefonları mı geldi? İnsanın inanası gelmiyor. Resmi evraklarda olmayan suçlamayla insanlar suçlanıyor.” ifadesini kullandı.

Yapımcı Salih Asan’ın avukatı Murat Uzun ise müvekkilinin moralinin gayet yerinde olduğunu, kendisinden emin olduğunu vurguladı. Bir dizinin yapımcı ve yönetmeninin gözaltına alınmasına kadar varılan bu gözaltı işleminin adeta bir komedi olduğunu aktaran Avukat Uzun, “Müvekkilim kendinden emin ve rahat. Çünkü suç işlemiş insan değildir. Biz hukuka güveniyoruz. Suçlamalar ise tam bir komedi. Türkiye sevdalısı bir insanın radikal grubu ifşa etmekten gözaltına alınıyor. Bu açıkça hukuksuzluktur.” diye konuştu.

Gözaltına alınan Salih Asan’ın eşi Şengül Asan ise metanetini koruyarak Eskişehir Emniyet Müdürlüğü önünde eşini bekledi. Eşinin suçsuç olduğunu ve bir karıncayı bile incitecek insan olmadığın aktaran Şengül Asan, “Sabah saatlerinde kapımız çalındı. Açtık baktık polis. Gözaltına almaya geldiklerini bildirdiler. Zaten akşam medyada eşimin ismi de yer aldığından valizini bile hazırlamıştı. Hatta gözaltına almaya gelirler diye erken kalkmıştı. Polis geldikten sonra eşim namazını kıldı. Daha sonra gözaltı işlemi oldu. Polisler de gayet nezaketli ve efendi bir biçimde bizlere davrandılar.” ifadesini kullandı.

Yapımcı Salih Asan, Emniyet’ten çıkarken elle sallayarak, “Sevdiklerimi ve ülkemi Allah’a emanet ediyorum.” diyerek veda etti.

belge1

belge2

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.