Asikurtlar©

SURUÇ TERÖRÜNDE TİMSAH GÖZYAŞLARI

SURUÇ TERÖRÜNDE TİMSAH GÖZYAŞLARI
23 Temmuz 2015 - 8:47 'de eklendi ve 4196 kez görüntülendi.

20 Temmuz 2015 pazartesi günü Urfa’nın Suruç ilçesinde 32 kişiyi katleden ve onlarca kişiyi yaralayan terörün ardından ilk açıklamalar “canlı bomba” olduğu yönündeydi. Canlı bomba ile terör genellikle el-Kaide ve ona benzeyen IŞİD terör örgütlerinin seçtiği bir terör taktiğidir. Vaktiyle PKK terör örgütü de canlı bomba kullandı. Ama bunlar genellikle yakında öleceği bilinen kanserli hastalardı. Akrabalarının geleceğinin teminat altına alınacağı sözü verilerek birkaç kişiyi kandırmışlardı. Ama IŞİD ve el-Kaide benzeri örgütlerde canlı bomba öldüğünde “Cennet’e gideceğine” inanıyor. Suruç teröründe anlaşılmayan şudur: IŞİD elebaşısı, herkesle çatışırken, bölgenin en güçlü ülkesi Türkiye’yi karşısına almak ister mi?

Olayın duyulmasıyla birlikte HDP Eşbaşkanı Demirtaş ve Başbakan Davutoğlu anlaşmışçasına “IŞİD”in işi dediler. AKP, HDP ve CHP ölen insanlar üzerinden “reyting” peşinde koştular. Sadece MHP bunu yapmadı. Bu Sosyalist Gençlik Derneği üyesi gençlerin ne diye insanlık ve iyilik yapmak için Kobani’yi seçtiği üzerinde durdu. Kobani’de savaş var. Buna karşılık bu gençler pikniğe gider gibi hazırlanmışlar. Dünya âleme gidecekleri yerleri bildiriyorlar ve basın açıklaması yapıyorlar. Aslında bu saldırının yapılabilmesi ve provokasyon için her şey hazırdı.

Saldırı oldu ve timsah gözyaşları şakır şakır akıtıldı. Türkiye’de insani yardım yapılacak o kadar çok yer varken neden Kobani? İlle de Suriyeli aranıyorsa Türkiye’nin hemen her yerinde perişan halde Suriyeli var. Her gün Suriyelilerin trajedileri duyuluyor. Ama birileri bu gençleri Kobani’ye diyen yönlendirmiş. Saldırının ardından da “IŞİD yaptı!” deniyor.

Bu tür olaylarda hem benzer terör fiilini kimlerin işlediğine bakılır, hem de sebep-sonuç ilişkilerine. Şayet canlı bomba ile gerçekleştirilmişse IŞİD ya da el-Kaide (el-Nusra) olma ihtimali yüksektir. Ama IŞİD henüz olayı üstlenmedi. IŞİD’le Suriye’de ve diğer yerlerde mücadele halindeki el-Kaide de bu terörü gerçekleştirip IŞİD’in üzerine atmak isteyebilir.

Türkiye’yi Suriye’deki PYD/PKK-IŞİD çatışmasına PYD yanında müdahil olması için PYD tarafından veya ABD tarafından yaptırılabilir. Hatta Türkiye’deki otel rezervasyonlarının iptal edildiği dikkate alınırsa, turizm konusundaki rakip ülkelerin bile bir oyunu olabilir. Ya da kaçakçılar dahi işin içinde olabilir. Tekrar seçimler sürecinde yarasın diye siyasi partilerce de…

Esad rejimi bile bunu yaptırtmış olabilir. Dolayısıyla hemen “IŞİD yaptı!” diyenler, bir bildikleri var ve bunu kamuoyu ile paylaşmazlarsa, bunun altında kalabilirler. Hele de bu çocukları Kobani gibi savaşın kucağına atma alçaklığını gösteren, onları buraya yönlendirenler de işin içerisindeyse hiş şaşırmamalı. Hatta olayın savcıları ve istihbarat birimleri, bu Sosyalist Gençlik Birliği’ni Kobani’ye yönlendirenleri 1. Derecede zanlı olarak ele almalıdır.

Bu olayda istihbarat birimlerinin bir zafiyet içerisinde olduğu açıktır. Öte yandan, Türkiye’de hala devam eden bir seçim hükümeti mevcuttur. Seçimler bitmiş ama yeni hükümet kurulamamıştır. Mevcut hükümet, sırtını dayayabileceği beli bir siyasi otorite olmadığı için meşruiyetini büyük ölçüde yitirmiştir. Yani devlette bir otorite boşluğu vardır. Bu tip otorite boşluğu, yasa dışı oluşumların çok hoşuna gider ve alabildiğine istismar etmeye çalışırlar. Devlet çarkını döndüren üst ve orta düzeydeki bürokratlar hiç sevmezler.

HDP Eşbaşkanı Demirtaş’ın tüm dünyayı “Barış bayrağı” altında Suruç terörünü “amasız ve ancaksız” olarak kınama gösterisine davet etmesi ise tam bir komedidir. Gerçekten teröre karşıysa, son günlerde Ağrı’da, Gürbulak sınır kapısında, Şırnak’ta, Yüksekova’da, Adıyaman’da PKK terör örgütünün fiillerine ne diye karşı çıkamamaktadır.

Son Söz: Türkiye, meşruiyeti olan bir hükümete ihtiyaç duymaktadır. Başbakan Davutoğlu “Biz hiçbir dönemde terörle bağlantılı olmadık, taviz vermedik, vermeyiz!” diye kamuoyunu yanıltmaya, Oslo Sürecini, İmralı Sürecini ve 28 Şubat 2015 tarihli Dolmabahçe Mutabakatını millete unutturmaya çalışacağına hükümeti kurmalıdır. Bunun için de “Cumhurbaşkanı ne der?” diye bakmamalı, milletinin ve devletinin başbakanı olmaya çalışmalıdır. Bu arada gençleri Kobani’ye yönlendirenler her kim iseler vebal altındadırlar ve iyi incelenmelidirler.

Prof.Dr. Celalettin Yavuz

Etiketler :
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER