Asikurtlar©

SURİYE’YE ASKERİ MÜDEHALE SENARYOSU

SURİYE’YE ASKERİ MÜDEHALE SENARYOSU
06 Mayıs 2015 - 20:47 'de eklendi ve 4112 kez görüntülendi.

Gerek ABD medyası, gerek Ortadoğu’da bulunan ve özellikle Suudi Arabistan’a yakınlığı ile bilinen kimi yazarlar son haftalarda ilginç bir iddiayı dillendirir oldular.
Bu furyaya ülkemizde bulunan pek çok köşe yazarı da dâhil oldu.
İddia odur ki, Türkiye ve Suudi Arabistan, birlikte Suriye’ye yönelik bir askeri harekât yapmayı planlıyor. Hatta NATO’da dahi bu planın konuşulmaya başlandığı da söylenenler arasında.
Peşinen söylemek gerekir ki bu iddia bugüne has, yeni bir gelişme değildir.
Çok önceleri, Suriye’de iç karışıklığın başladığı ilk günlerden beri, Esad rejimine yönelik askeri harekât özellikle ABD ve Türkiye arasında konuşulan konular içerisindeydi.
Ancak Obama’nın son dönemde değiştirdiği politikası dâhilinde “soft power” tanımını kendi ülkesinin doktrini haline getirmesiyle, ABD’nin askeri operasyonlar açısından geçmişe göre daha isteksiz bir tavır takınmaya başlaması dikkatlerden kaçmamıştı. Bu aşamadan sonra ABD’nin mümkün olduğu kadar askeri müdahaleden kaçınarak diplomatik yolları daha etkin bir şekilde kullanmayı arzuladığı, son seçenek olarak askeri operasyonları araç olarak kullandığı, bunun da tek başına değil, müttefik olarak tanımlanan ülkelerle birlikte yürütüldüğü gözlemlenmiştir.
Dolayısıyla Suriye’ye müdahale konusunda hep ABD tarafından isteksiz bir görüntü sergilendi. Washington yönetiminin bunun yerine AKP’yi teşvik ettiği zamanlar dahi oldu.
Suriye tarafından düşürülen F-4 tipi savaş uçağımızın yol açtığı krizde bile ABD, NATO’da müttefiki olan ülkemiz için müdahaleye yönelik istekli bir tavır takınmadı. Kaldı ki, iç savaş sebebiyle Suriye’den topraklarımıza göç etmek durumunda kalan insanların sayısındaki artış da askeri müdahale için bahane oluşturmadı. Oysa ki AKP iktidarı, Türkiye’ye gelen Suriyeli sayısının belirli bir seviyeyi aşması durumda müdahalede bulunulabileceğini dahi söylemiş, fakat bu söylemlerin sonucu boş kalmıştı.
IŞİD’in Suriye’nin akabinde, güçlenerek Irak’ta da ilerleme kaydetmesinin ardındansa ABD bu kez, çoğu Ortadoğulu ülkelerden oluşan partnerleri ile birlikte IŞİD’e yönelik askeri harekât yapma kararı almış, bu harekâtta hava saldırıları ile sürdürülmüştü. Bu dönemlerde sıklıkla Washington, Ortadoğu’da önceliğinin Esad değil, IŞİD olduğunu söylemişti. Bugün de Washington’un hala aynı görüşte olduğunu söylemek gerekir.
Zira Suriye meselesi bir noktadan sonra Washington için ana başlık olmaktan çıkıp, farklı meseleler için kullanılan bir alt başlık haline geldi. İran’la yürütülen nükleer müzakerelerde bunu çok açık bir şekilde gördük. ABD yönetimi Suriye’yi bir nevi araç olarak kullanarak İran’ın masadan kalkmamasını sağlayacak bir strateji izledi. Esad yönetimi ile eninde sonunda oturup konuşmak zorunda kalacaklarını açıkça deklare etmekten geri durmayışlarının sebebi bundandır.
* * *
Peki şimdi geldiğimiz noktada ne değişti de Türkiye ve Suudi Arabistan’ın askeri müdahale konusu tekrar gündeme geldi?
Birinci neden ABD’nin de aralarında olduğu P5+1 ülkelerinin henüz nihai sonuca ulaşılamamış olsa bile İran ile bu ülkenin nükleer enerji geliştirme çabasıyla ilgili bir ön anlaşmaya varmış olmasıdır.
ABD’nin İran ile bu derecede yakınlaşması Suudi Arabistan’ın başını çektiği diğer Körfez Ülkeleri nezdinde şüpheyle karşılanan bir gelişme olmuş, Sünni bloğu olarak adlandırılan bu ülkelerin, Şii İran’ın anlaşmaya varılması halinde yaptırımların kaldırılacak olması sebebiyle, etki alanını genişleteceği endişesini doğurmuştur. Nitekim bu endişenin bir yansıması olarak Yemen’de kendisini gösteren gelişmeler patlak vermiştir.
İkinci neden ABD’nin de Sünni blok tanımlanan diğer Ortadoğulu ülkeleri yanından uzaklaştırmak istememesidir. Suriye’ye yönelik askeri operasyonun Türkiye ve Suudi Arabistan tarafından yapılacağı meselesinin ABD tarafında da değerlendirmeye alındığının bilgisi bunun bir işareti olsa gerek.
Üçüncü neden, Suriye’de bulunan ve Türkiye ile beraber Suudi Arabistan ve Katar’a yakın olduğu söylenilen silahlı kimi muhalif grupların birleşerek, son zamanlarda büyük bir ilerleme kaydetmiş olmasıdır. Öyle ki muhalif grupların İdlip’i alarak, Esad için son derece hayati kabul edilen Akdeniz kıyısındaki Lazkiye’ye oldukça yakınlaşmış olması ve rejime karşı sahada daha önce hiç görülmediği kadar büyük kazanımlar elde etmesi, bu gruplara yapılan yardımın artırıldığını gösteriyor. Aksi bir durumda böylesine kısa bir zamanda bu derecede önemli sayılabilecek bir ilerlemede bulunmaları mümkün olmazdı.
Bu üç gelişme Suriye’ye yönelik askeri operasyon yapılacağı iddiasının konuşulmasına sebep olan gelişmeler arasında yer alıyor.
Askeri açıdan Türkiye ve Suudi Arabistan böylesi bir operasyon için hazır mı yada yeterli mi? Bu sorun şimdi bile koca bir muamma. Ancak öyle görünüyor ki muhalif grupların Suriye içerisindeki ilerleyişi ve Esad rejimi karşısında geçmişe göre büyük başarı kaydetmeleri bazı malum çevreleri cesaretlendirmişe benziyor.
Konuşulanlara göre Suriye’ye yönelik müdahalenin esasında uçuşa yasak bölge ile güvenlikli bölgelerin kurulması planlanıyor.
* * *
Suriye’ye yönelik askeri müdahalenin boyutları üzerinde ABD yönetiminin çok önceleri bir çalışma yaptığını biliyoruz. Ekim 2013’te ABD’nin bir önceki Genel Kurmay Başkanı Martin Dampsey’in yaptığı bir sunuma göre böylesi bir durum için 70 bin civarında askeri ihtiyaç duyulduğunun tespit edildiğini New York Times gazetesinde haberleştirilmişti.
Dolayısıyla böylesi büyük bir askeri gücün kullanılması sadece Suriye için değil, tüm bölge için çok büyük bir etki yaratacak potansiyele sahiptir. Dahası sonucunun ne olacağı da belli değildir.
Washington’un Suriye’ye yönelik askeri müdahale seçeneği ile ilgili çalışmaları sadece bununla sınırlı değildi. Türkiye’nin hangi koşullarda askeri müdahalede bulunabileceği de ABD yönetimince yine önceden çalışılmış bir senaryo olarak hazırda bekletiliyor.
2014 yılının Nisan ayında Brookings ve American Enterprise ile Savaş Çalışmaları Enstitülerinin katıldığı bir toplantıda yapılan simülasyona göre, toplantıya katılanlardan bir kesim Suudi Arabistan’ı, diğer bir grup ABD’yi, üçüncü bir kesim ise Türkiye’yi oynamıştı. Bu simülasyon sonucunda ABD ve Suudi Arabistan’ın atacakları adımdan önce Türkiye’den liderlik beklediği ve türlü gelişmelere nasıl tepki verdiği değerlendirilmişti. Türkiye’nin son derece muhafazakâr bir tutum sergilediği, ABD ve Suudi yönetimlerinin Türkiye’yi müdahaleye zorlamak için türlü kanalları kullandığı bilgisi de toplantıyla alakalı dışarıya yansıyan bilgiler arasındaydı. Önce Suriye’de ölenlerin sayısında artması meselesi gündeme geldi, sonra da Suriye’den çatışmalar sebebiyle kaçanların sayısındaki artış. Fakat bunların hiçbirisinde Türkiye müdahil olmadı. Son aşamada Türkiye’de farklı yerlerde pek çok bombalama olayı yaşanmaya başladı. Bu aşamadan sonra da simülasyonda Türkiye’yi değerlendirenler, Türkiye’nin Suriye’ye yönelik askeri müdahalede bulunma kararı alacağını ön gördüler ve toplantı da bu neticeyle son buldu!
Benim Suriye’ye yönelik Türkiye ve Suudi Arabistan’ın askeri müdahalede bulunacağına dair haberleri ilk okuduğumda nedense aklımda bu senaryo bir kez daha canlandı.
Allah esirgesin ancak Türkiye’yi kendi emellerine kurban edip, kullanmak isteyenlerin oynadığı son derece büyük bir oyun var şuanda masada. Ve bu oyuna karşı son derece dikkatli olmamız gerekiyor.
Üstelik yine birkaç hafta önce MİT’in, Esad rejimi tarafından Suriye’deki hapishanelerden Esad rejimince birçok kişinin salıverildiği ve bunları genel seçimler öncesinde Türkiye’ye bombalama türü eylemler yapmak için gönderdiğine yönelik bilgileri içeren bazı haberlerin ülkemiz basınında yer almışken!
Genel Seçimler işte bu açıdan büyük önem arz ediyor. AKP iktidarı topyekûn ülkemizi büyük bir cenderenin içerisine atmak üzere. Bu öyle bir cendere ki girişi üç aşağı, beş yukarı bellidir. Ancak bundan nasıl sağ salim çıkabiliriz sorusunun cevabı ne yazık ki ortada yok.
Bu nedenle Türk Milleti acilen AKP’yi iktidardan gönderecek iradeyi 7 Haziran’da ortaya koymalı ve böylece Türkiye’nin başına kurulmaya çalışılan tezgâhı bozmalıdır.
İsmail Özdemir

Etiketler :
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER