Asikurtlar©

Suriye’ye Askeri Müdahale İhtimali Arttı

Suriye’ye Askeri Müdahale İhtimali Arttı
06 Mayıs 2016 - 9:27 'de eklendi ve 4201 kez görüntülendi.

 

 

Türkiye’de sıcak olan sadece siyasi atmosfer değil.
Suriye’den Türkiye’ye yönelmiş olan tehdidin boyutu günden güne arttıkça ve buna paralel olarak Türkiye’nin, Suriye’deki bazı saha unsurlarını devreye sokarak kendisine yönelen tehdidi geri püskürtme olanakları kayboluyor.
Geride bıraktığımız ay ABD’yi ziyaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD Başkanı Obama ile yaptığı görüşmede, Türkiye’nin kırmızıçizgisi olarak ilan ettiği Azez-Cerablus arasındaki alanın, Türkiye’nin destek verdiği Türkmen güçler başta olmak üzere, ÖSO ve diğer bazı muhalif gruplarca temizlenmesini teklif etmişti.

Bu teklife göre sahada IŞİD’e karşı ilerleyecek olan muhalif gruplar, Türkiye’nin sınırdan vereceği topçu ateşi desteği ile hedef alanı IŞİD’den temizleyecekti.
Aslına bakarsanız fikir ortaya çıktığı andan itibaren sahada gözle görülür, somut ilerlemeler yaşandı. Örneğin Cerablus başta olmak üzere çok sayıda yerleşim birimi Türkiye’nin desteğini alan muhalif gruplarca IŞİD’den temizlendi.
Yaklaştığı gözlemlenen Musul operasyonu, Azez-Cerablus arasını IŞİD’den temizlemek için son derece olumlu bir koşul doğuruyor, IŞİD’in dikkati Irak ve Musul’a yoğunlaşırken, bahse konu olan alandaki hâkimiyetinin kaybolmaya başladığı anlaşılıyordu.

Fakat Türkiye açısından olumlu olan bu iklim uzun sürmedi.
Musul operasyonunun başladığı duyurulmasına rağmen, Iraklı güçlerin yeterince ilerleme sağlayamamaları, dahası Irak’ın hiç olmadığı kadar siyasi yönden karışması, rüzgârı bir anda tersine çevirdi.

IŞİD, sınırımıza 15-20 km mesafeye kadar yaklaşarak Katyuşa adı verilen roketlerle Kilis’e saldırılar düzenlenemeye başladı.
Bugün itibarıyla Kilis’e düşen roket sayısının 50’in üzerinde olduğu görülüyor.
Buna paralele olarak IŞİD, Başika’daki Türk üssünü de hedef alarak, buraya da saldırılar düzenlemeye koyuldu.
IŞİD’in “askeri bir strateji” temeline oturttuğu gözlemlenen üçüncü hamlesindeyse, Türkiye’nin desteklediği muhaliflerin ele geçirdiği yerleşim birimlerini tek tek geri alması oldu.
* * *

Geride bıraktığımız hafta sınırımızın hemen yanı başında olan İğde, Düdyen, Telşehir ve Havar köylerini muhaliflerden tekrar kazanan IŞİD, böylelikle Türkiye sınırına neredeyse 10 km mesafeye kadar yaklaşmayı başardı.
IŞİD’in bu ilerleyişi Türkiye açısından tehdidi son derece kritik bir noktaya çıkardı. Zira ele geçirilen yeni alanlardan IŞİD, Katyuşa’dan daha kısa menzilli olan bazı silah sistemleriyle Türkiye’ye saldırabilir. Bu saldırılar, mevcut durumda görülenden çok daha büyük riskin oluşabileceğini işaret ediyor.

Nitekim Gaziantep’in Karkamış bölgesinde bulunan sınır birliğimizdeki bir Fırtına obüsünü, sınırımızın birkaç kilometre ötesinden füze ile hedef alan IŞİD, Türkiye’ye yönelttiği saldırılarını artıracağının işaretini vermiş oldu.
Geride bıraktığımız hafta Cuma namazında IŞİD’li imamların Suriye’de okuttuğu hutbelerde “Gaziantep,
Nizip, Karkamış ve Kilis’in bundan sonra IŞİD’in en büyük hedefleri arasında olduğunu duyurması, bu merkezlerde yaşayan halkın çok yakında mülteci konumuna düşeceğini ilan etmesi”, her yönü ile karşımızda duran tehdidin teoriden öte bir hakikat olduğunu gözler önüne seriyor.
1 Mayıs günü Gaziantep Emniyet Müdürlüğü’ne yapılan canlı bombalı saldırıyla IŞİD bu hedefini tescil etmiş oldu.

IŞİD’in içerisinde çok sayıda askeri tecrübeye sahip militanın olduğu biliniyor. Ancak bu kadar stratejik akla sahip olmak, bölge dinamikleriyle beraber okunduğunda IŞİD’in boyunu aşıyor.
Dolayısıyla Türkiye’ye yönelik perde gerisinde çok daha büyük bir oyun planlanıyor olabilir.
Örneğin IŞİD’i kışkırtarak Türkiye’yi hedef almasını sağlayan zihniyetin asıl planı Türkiye’yi Suriye’de önceden kestiremediği bir kanlı planın içerisinde çekmek midir? Elbette mümkün…
Ancak Türkiye’ye yönelmiş olan tehdit son derece ciddi bir seviyeye ulaşmışken, mevcut tedbirlerin artık bu tehdidi ortadan kaldırmaya yetmediği de anlaşılıyor.
Türkiye, IŞİD’in imkânlarını hesap ederek, bu örgütü sınırlarımızdan en az 25 km mesafedeki derinliğe kadar uzaklaştırmayı düşünüyor.

* * *

Sınırlarımızdaki obüslerden yapılan top atışları ve muhalif güçlerin sahadaki kuvvetleri bunu başarmaya muktedir olmadığından ötürü geriye tek bir seçenek kalıyor, o da Türkiye’nin askeri olarak doğrudan bu işi kendisinin yapması.
Yani Suriye’ye sınırlı olacak şekilde bir askeri müdahalede bulunmak. Hali hazırda bu konu Türkiye’nin bekası için büyük önem taşıyor. Ancak büyük riskleri de bünyesinde barındırıyor.
Hafta başında ani bir kararla Gölbaşı’nda bulunan Özel Kuvvetler Komutanlığı’nı, Genel Kurmay
Başkanı Hulusi Akar ile beraber ziyaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu “plansız programı” aslına bakarsanız, Suriye’ye yönelik olarak düzenlenebilecek askeri harekâtın hazırlıklarının denetlendiği izlenimini doğuruyor.
Böylesi bir durumda sadece IŞİD’in, Türkiye’deki hücrelerini malum olan hal üzere nasıl bir şekilde devreye sokacağıyla birlikte, PKK’nın hem yurt içinde hem de yurt dışında (özellikle Suriye) nasıl bir yol izleyeceği ve ABD’nin başını çektiği koalisyon ülkelerinin, Türkiye’ye ne derecede destek olacağının önceden iyi hesap edilmesi gerekiyor.

Sadece bu kadar da değil…
Rusya’nın nasıl bir tutum takınacağı da son derece önem arz ediyor. Örneğin üst üste iki açıklama yapan Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov, ilk açıklamasında “Türkiye tarafından Suriye’ye açılan top ateşlerinden endişe duyuyoruz” demişti. Bir gün sonra Sputnik’e verdiği demecinde ise “Esad bizim müttefikimiz değil. Evet, onu terörle mücadelede ve Suriye devletinin korunmasında destekliyoruz. Ama Esad bizim için, Türkiye’nin ABD için olduğu türden bir müttefik değil” ifadelerini kullanmıştı.

Anlaşılıyor ki Rusya muğlak bir noktada bulunuyor. Şayet Türkiye, uluslararası hukuktan doğan meşru bir müdahale girişiminde bulunursa, Rusya’nın buna nasıl tepki vereceği, dahası düşürülen uçağını hatırından çıkarmayarak “intikamcı” bir tavır takınıp takınmayacağı kesin olarak belli değildir.
Bu nedenle Türkiye meşru müdafaa hakkını kullanırken, uluslararası mutabakat çerçevesinden ayrılmamaya özen göstermelidir.
İsmail Özdemir

Etiketler :
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER