Asikurtlar©

Suriye’de keskin viraj

Suriye’de keskin viraj
25 Ağustos 2016 - 19:21 'de eklendi ve 4205 kez görüntülendi.

 

 

Yanlış, yetersiz, hesapsız politikalarla bataklığa dönen Suriye sınırımız, terör örgütleri için bulunmaz fırsatlar oluşturdu ve buradan her türlü bela başımıza geldi. Ağır bedeller ödedik. Bütün uyarılara, ortaya çıkan vahim durumlara rağmen, uzun süre ısrarla bu yanlış sürdürüldü. Ancak, bir musibet bin nasihatten iyiymiş. Önce uçak düşürme olayına bağlı olarak Rusya ile yaşanan gerginlik, ardından ABD ve AB’nin ikiyüzlülüğü, bunlara paralel olarak sıraya giren terör örgütlerinin kalleş saldırılarla Türkiye’yi kan gölüne çevirmeleri ve nihayetinde 15 Temmuz alçaklığı, ülkeyi idare edenlere acı ve pahalı bir ders oldu. Güdük zihniyetlerini, özel saplantılarını, şahsi hesaplarını bir kenara bıraktılar veya bırakmak zorunda kaldılar.

VARLIĞIMIZ HEDEF ALINDI
Rusya ile, İsrail’le, Suriye ile hiçbir şey olmamış gibi devam etmenin, güvenirlik, istikrar ve saygınlık noktasında nasıl bir tablo ortaya çıkardığı ayrı bir konudur. Bu kadar çabuk ve keskin dönüşlerin hiç olmazsa bundan sonra yaşanmaması ümit ve temenni etmemesini diliyoruz. Bu temennimizin gerçekleşmesi için de, “ben yaptım oldu” anlayışının ivedi olarak terk edilip, diplomasinin kendi birikimlerinin, kurallarının ve gerçeklerinin hayata geçirilmesi, saplantıların değil ülke ve dünya şartlarının dikkate alınması ve buna göre politika geliştirilmesi elzemdir. Nitekim, gelinen noktada başka çare de kalmamıştır. Bedel ödemenin çok ötesine geçtik, kuşatıldık, sarmalandık ve doğrudan varlığımızı ve birliğimiz hedef alınır hale geldi.

14 YILIN YANLIŞLARI
14 yıl sonra da olsa doğrunun bulunması ile birlikte, çok çarpıcı gelişmeler yaşanmaya başladı. Terör örgütleriyle nihayet, adam gibi mücadele ediliyor. Yılların ihmal ve yanlışlarını kullanarak çok derin mevzilenmiş, çok geniş yayılmışlardır. Sayın Cumhurbaşkanı daha dün konuşmasında terör örgütlerine ve Türkiye üzerinde hesabı olanlara, “Başaramayacaksınız, milletimizi bölemeyeceksiniz, devletimizi yıkamayacaksınız, bu ülkeye diz çöktüremeyeceksiniz” diye seslenirken, aslında ülkenin hangi tehdit ve tehlikelere açık hale getirildiğini de acı biçimde itiraf etmiştir. Daha önce de PKK’nın bu duruma gelmesindeki yanlışlarını, FETÖ’nin her istediğinin verildiğini itiraf etmişti. Milletten ve Allah’tan af dilemek önemlidir, yerindedir, ama sorumluluğu ortadan kaldırmaya yeter mi?

KARARLILIK
Bütün bunlara bir de, güvenlik birimlerimizin, özellikle de Türk Silahlı Kuvvetlerinin 15 Temmuz sonrası yaşadığı ağır travmayı eklemek gerekiyor. Dolayısı ile ihanetin bitirilmesi, hainlerin temizlenmeleri kolay olmayacaktır. Ama hiç olmazsa artık bir kararlılık var. Bu kararlılığın Suriye sınırında da gösterilmiş olması çok yerinde ve isabetli olmuştur. Unutmamak gerekir ki, 911 kilometrelik Suriye sınırımızın 820 kilometresi PYD’nin, yani PKK’nın kontrolündedir. Bu durum nasıl büyük bir tehlikeyle karşı karşıya kaldığımızı ve kanlı örgütün bu kadar azmasının altında yatan sebebi de net olarak ortaya koyuyor. PYD-PKK elbette bu imkanı kendi gücü ile bulmadı. ABD’nin bölgedeki hesaplarına bağlı olarak, kendilerine bu imkan açık ve aleni biçimde sağlandı. Hala da bu kanlı örgütü korumaya ve kollamaya devam ediyorlar. Ve ne yazık ki, Rusya’nın tavrı da ABD’den farklı değildir. Bu yolla hem Suriye üzerindeki menfaatlerini sağlama alıyorlar, hem Türkiye’yi angaje tutuyorlar, hem de bölge ülkelerine gözdağı veriyorlar.

KABUL EDİLEMEZ DURUM
Suriye sınırımızdaki bu yapı kabul edilemez bir durumdur. Ve bunu bitirmenin yolu, ne ABD’den ne Rusya’dan himmet beklemek değildir. Tek ve geçerli yol, Suriye’nin toprak bütünlüğünü sağlamak ve buradaki iç savaşın biran önce bitirilip, istikrarlı bir yapı oluşmasına yardımcı olmaktır. Sınırımızın güvenliği bakımından da, terörle mücadelede sonuç alınması açısından da, Türkiye’deki sığınmacı sorunun kalıcı biçimde bitirilmesi için de bu şarttır. Dolayısı ile AKP’nin dış politikadaki eksen değişikliği ve özellikle Suriye yanlışlarından dönülmesi son derece yerindedir. En başından itibaren yapılması gereken buydu. Zararın neresinden dönülürse kardır. Nitekim, bu durum anında sonuç vermiştir.

NE PKK, NE IŞİD
PKK-PYD yapılanmasının sınırımızın tamında kontrolü sağlamak ve koridoru tamamlamak için Fırat’ın batısına kayıp Cerablus-Azez hattını ele geçirmek için yanıp tutuştuğu bütün dünyanın malumudur. 90 kilometrelik bu bölge şimdilik IŞİD’in kontrolündedir. Ancak, bu kanlı örgüte de daha fazla tahammül gösteremeyeceğimiz, Gaziantep’deki kahpelikle bir defa daha belgelendi. Ne PKK-PYD, ne IŞİD’le yaşamak zorunda değiliz. İkisini birden temizlemesi gerekiyor ki, şu anda yapılan budur ve son derece doğru ve isabetli hareket edilmektedir. Orada PYD var oldukça Türkiye’nin güvenliği tehlikededir. Burada asıl cevap arayan soru şudur: Sınırın tamamının PYD’den temizlenmesi mümkün mü? Şu işe bakınız ki, şuan da Türkiye ile aynı çizgiye gelmiş görünen Rusya ve ABD, Suriye sınırındaki bugünkü durumun sürdürülmesinden yanalar ve Türkiye’nin itirazlarını dikkate almıyorlar. Suriye’nin toprak bütünlüğünün öne çıkarılması ve bunun üzerinden sınırın güvenliğinin garantiye alınması tek çıkış yoludur.

KEŞKE ESAD SINIRLARINA HAKİM OLABİLSE
Suriye, daha doğru bir ifadeyle Esad, Türkiye’nin bu eksen değişikliğinden memnun olacaktır. Tanklarımızın sınırımızı geçmesinden rahatsızlık duyması bir şekli itirazdan başka anlam ifade etmiyor. Kaldı ki, operasyonu Türkiye değil, Suriye’nin vatandaşları yapıyor. Biz sadece destek veriyoruz. Keşke Esad sınırlarına hakim olabilse ve bu terör örgütlerine fırsat vermeyecek durumda olsa da, biz de, sınırı geçmesek.
Bugün yaşanan olağanüstü gelişmeler, darbe girişiminin nasıl bir süreçte yapıldığını ve başarmaları durumunda neler olacağını da belgeliyor. Bütün yıldırma gayretlerine rağmen biz yanlışları yazmakta nasıl tereddüt etmedik ve bundan sonra da etmeyeceksek, doğruları yazmaktan ve hakkı teslim etmekten de geri durmayız. Umarız ve dileriz siyasi irade bu dik duruşunu sonuna kadar sürdürür.

Orhan Karataş

Etiketler :
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER