SON DAKİKA

METAL YORGUNLUĞU?

Gündem Yazıları

Suriye Sınırında “Barış Türküsü Çağırmak!..”

Bu haber 08 Ekim 2012 - 11:39 'de eklendi ve 19 kez görüntülendi.

 

Geleneksel “ulusal devlet” politikalarının terk edildiği günümüz Türkiye’sinde artık yeni kavramlar ile bunlara bağlı davranış biçimlerigelişiyor ve sözlük, bu kavramlara yabancı kalıyor.

 

Ülke politikasının akla ve bilime, hukuk, siyaset, diplomasi ve konjonktüre göre değil de “ideolojik tercihlere” göre değerlendirilmesine ansiklopedik bir karşılık bulmak ve bundan olay analizlerinde yararlanmak gerekiyor.Bir dış politika meselesine Suriye olayındaki kadar farklı ideolojik açılardan bakıldığına tarih şahit olmamıştır. Bu dağınıklığa “ideo-politik savurganlık” diyebiliriz.

 

Dış politik meselelerde “ulusal birlikçi” duruşun terk edilmesinin ve 1974 Kıbrıs Barış Harekatı deneyiminin aksine “her kafadan ideolojik bir ses çıkmasının” olumsuz nedenleri muhteliftir.

 

Bunlardan birincisi, Özal liberalizminden sonra birey özgürlüğü ve demokrasi alanındaki gelişmelerin, ideolojik gruplar tarafından bilimdışı metotlarla istismar edilmiş olmasıdır. Yani birey, özgürleştikçe bir vatanda milli güvenlik şemsiyesi altında yaşamanın bir bedeli olduğunu unutmakta ve vatan hizmetinden kaçınmaktadır. Bu kafadan çıkan en aykırı ses, “savaşma seviş”le “sınırlar kalksın,” düşüncesinden beslenen “vicdani ret” sloganıdır.

 

Bir diğer dış politik düşünsel farklılaşma nedeni, 12 Eylül öncesindeki “Marksist eylemciliğin,” Türkiye devletiyle Marksistleri birbirinden uzak düşürmüş, çatışma haline koymuş olmasıdır.

 

Bir başka farklı diplomatik düşünce ve davranış nedeni, siyasal İslamcılığın, Ankara’yı ciddiye almayan bir enternasyonal tutumu, “ümmetçilik” zannıyla iktisab etmesidir.

 

Yine Sünniliği veya Aleviliği, ideolojik duruşun payandası haline getirenler, merkeze göre dışa savrulan bir düşünsel-politik tutum sergileyebilmektedir. Son Suriye olayında mezhebe dayalı dış politik söylemler, ideolojik duruşu gölgede bırakacak kadar öne çıkmıştır.

 

Ülkedeki hayatında mantar tabancası tutmamış Sünni tandanslı siyasal İslamcılar, Suriye rejimini devirmek için bu ülkeyle savaşmaya can atan ateşli bir “ideo-politik” söylemi benimserken; vahşi PKK eylemlerini kınamakta nazlanan bazı silaha talimli Alevi unsurlar da neredeyse “68’lerin çiçek çocukları” gibi bir savaş karşıtlığı içine girebilmektedirler.

 

Oysa bize göre, Türk askerinin sosyalist bir devletin askerleri tarafından şehit edilmesiyle, kapitalist veya İslamcı bir devletin yahut, Sünni veya Alevi bir ülkenin askerleri tarafından şehit edilmesi arasında bir fark yoktur.Düşmandüşmandır. Ulusal güvenliğe yönelik tehditler bellidir. Eğer bir devletle aranızda savaş nedenleri oluşmuşsa, onun ne bayrağının kızıl rengine ne de seccadesinin desenine bakılır. “Kös vurunca” Türk yürür. Gerisi “ideolojik tantana”dır.

 

Uluslararası ilişkilerde sürekli olan dostluklar veya düşmanlıklar değil, ulusal menfaatlerdir. Abdullah Öcalan’ın “Batı Kürdistan’a Türk ordusu girmeden 15.000 asker hazırlayın!” diye talimat verdiği bir ortamda, daha dün Kuzey Irak’a girmediğimiz için 20 yıldır neler yaşadığımızı dikkate almadan ideolojik rüzgârlara kapılarak diplomatik hükümler vermek, hüner değildir.

 

Ayrılıkçı Kürt hareketinin Suriye kolu olan PYD, bölgede çoktan belediyeler, karakollar ve mahkemeler kurmuş ve Esad rejimin tarafından fiili bir özerkliğekavuşturulmuş durumda…

 

Amerika’nın derdi ne olursa olsun!.. Esad rejimi, nesillerdir her fırsatta Türkiye’ye düşmanlığını açık etmekten çekinmemiş, Marksist anarşizm, bölücü terörizm, GAP, Hatay, mezhep ve Arap etnik milliyetçiliği konularında her fırsatta maraza çıkarmıştır. Bugün de son bir hamle yaparak yine Kürt kartını ortaya sürmüştür.

 

Kendi halkının önemli bir çoğunluğu tarafından reddedilen ve halkına karşı acımasız bir iç savaşı azınlık, diktatörlüğünü korumak için sürdüren Suriye Devletinin merhamet edilecek veya övülecek bir tarafı yoktur.

 

Eğer Suriye rejiminin halkıyla değil, emperyalizmle savaştığını düşünüyorsanız, bana bir tane Suriye tarafından vurulmuş ABD veya İsrail hedefi gösteriniz.

 

Rusya’nın uzatmalı metresi olan Suriye’nin Türkiye’deki eski Sovyet kapatmaları dışında müttefiki yoktur.

 

Bugün hükümet politikalarına karşı ideolojik bir ketumiyet, hatta karşıtlık içinde olmak her Türk Milliyetçisinin görevidir. Ancak, Türk askerinin şu veya bu sebeple emir komuta disiplini içinde görev aldığı bir harekâtta “çatlak ses çıkarmak,” ideolojik ve/veya mezhepçi bir davranıştır.

 

Türk Silahlı Kuvvetlerinin Suriye’ye yaptığı misilleme, anasının ak sütü kadar helaldir. Yeni bir şımarık saldırıyı caydırmaküzere devlete operasyonel güç kazandırmak ise Suriye’nin aklını başına getirecek ve olası bir savaşı önleyecek kadar tutarlı bir yaklaşımdır.

 

Sayın Devlet Bahçeli’nin “devletin elini güçlendirmek” dediği husus işte burasıdır.

 

Bizim için 5.000 kontenjanlı “Kandil’e bayrak dikmenin” yolu, eksik bilgiyle “ideolojik politika” kurbanı olmaktan değil,önce şu “15.000 acemîyurtsever”iakıllandırmaktan geçiyor.

 

Bu şartlarda kendigenel başkanından “barış türküsü” dinlemek isteyenlerin ise Y-CHP, İP, ÖDP gibi havalı seçenekleri, ciddi ciddi değerlendirmesi gerekiyor.

 

Çünkü biz Türkler, evet şarkı türkü söyleriz, “kahramanlık türküsü” repertuarımız da pek geniştir ama bilen varsa kendi söylesin!.. Biz bir tane bile “barış türküsü” bilmeyiz…

 

“Suriye sınırında barış türküsü yakmanın” nedenlerini ise “iyi kötü” biliriz.

Şükrü Alnıaçık

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.