SON DAKİKA

SURİYE POLİTİKASI…

Bu haber 11 Ekim 2012 - 22:40 'de eklendi ve 14 kez görüntülendi.

Suriye’de yaşanan hadiseyi ister “Arap Baharı” ister “Kürt Baharı” isterseniz “diktatörlüğün yıkılışı” olarak tanımlayın! Her ne şekilde tanımlarsanız tanımlayın ortada Kuzey Afrika ve Ortadoğu’nun yeniden şekillenmesi var. Mesele Esad rejiminin yıkılıp yerine daha “demokratik ve özgürlükçü” bir rejimin inşası değildir. Nitekim Tunus’ta isyanın başlamasının üzerine isyanların Kuzey Afrika ve Ortadoğu coğrafyasını adım adım etkisi altına alacağı, coğrafyayı yeniden şekillendireceği ve hatta Suriye’yi de etkileyeceği açık bir biçimde belliydi.

Esad yönetiminin ülkede cereyan eden bu isyana karşı daha evvelinden etkin tedbirler alamaması, bir kısım muhalifin Türkiye’ye kaçması ve Türkiye’nin bu muhalifleri kabul etmesi bölgede sonu düşünülmeyen ve telafisi olmayan adımların atılmasına vesile olmuştur. Nitekim daha birkaç yıl evvel Esad ailesi ile samimi aile pozları veren Ankara’nın hem muhaliflere destek çıkması hem de Esad yönetimine karşı açıklamaları karşısında Esad Türkiye’ye karşı Kürt kozunu oynamıştır.

Aslında Esad’ın Kürt kozu sadece Türkiye’ye zarar vermeyeceği gibi kendi ayağına kurşun sıkacak tehlikeli bir karttır. Çünkü Etnik bölücü terör örgütü PKK ile PKK’nın Suriye kolu olan PYD, her ne kadar Kürtçülüğü ön plana çıkartıp Türkiye düşmanlığı yapsa da esasında Esad’ın ülkesinde baş gösteren isyanın baş mimarlığını yapan ABD, İsrail ve İngiltere gibi küresel emperyalist devletlerin maşalığı görevini üstlenen taşeron birer terör örgütüdür. Ve Etnik bölücü terör örgütü PKK, taşeronluğunu üstlendiği emperyalist küresel devletlerin izni olmadan bölgede hiçbir adım atamaz. Suriye bu durumu göz ardı ederek Türkiye’ye sırf zarar verme sevdasıyla PKK ve PYD ile işbirliğine gidip özellikle kuzeydeki topraklarını terör örgütünün kullanımına açması maalesef ileride Suriye’nin toprak bütünlüğüne zarar verecek bir politikadır. Her ne kadar Ankara ve Şam Irak’ın 2003’deki kıtalar ötesinden işgalinden ders çıkartmamış olursalar da Irak’ta yaşanılan durumun aynısı Suriye’de yaşanacaktır. Ve daha önemlisi Ankara Irak’ın kuzeyindeki Barzani’yi PKK’ya karşı bir dost olarak görmüş olmasına rağmen Barzani sadece bölgede PKK’nın kendinden bağımsız bir güç olmasına taraf değildir. Kendi emrinde bir güç olarak bölgede bulunmasından taraftır. Ayrıca ABD başta olmak üzere batılı devletlerde Irak’ın kuzeyinde gücün Barzani’nin elinde toplanmasından yanadır.

Suriye’nin bu gerçekleri göremeyip Kürtçülerden bir medet umması Suriye topraklarında kürdistanın Suriye ayağının kurulmasının önünü açmaktadır. Ancak Barzani, Suriye’nin kuzeyini Suriye’den koparıp Akdeniz’e açılma derdindedir. Nitekim küresel emperyalist devletler de Barzani’nin bu talebini desteklemektedirler. Her ne kadar bölgede PKK ile PYD etkin gözükse de her iki örgütte bugün Barzani’nin hedefine ulaşmasına hizmet etmektedir.

Maalesef bu gerçeği göremeyen Suriye, topraklarını etnik bölücü terör örgütü PKK’nın kullanımına açarak hem Barzani’nin hem de küresel emperyalist devletlerin amaçlarına ulaşmasına vesile olacaktır. Bu nedenle Esad, kendi eliyle kuzeydeki topraklarının parçalanmasını kabul etmenin ötesinde sözde Kürt devletinin Suriye ayağını kendi eliyle kurmayı kabul etmiştir. Sırf Türkiye’nin terörden daha fazla zarar görmesi için…

Her hâlükârda Esad, diğer ülkelerde olduğu gibi yönetimi bırakmak zorunda kalacak. Ve Suriye topraklarında bir kukla özerk Kürt devletinin kurulmasına ABD ile İsrail destek çıkacaktır. Buna karşılık Türkiye’nin Suriye konusundaki dış politikasında herhangi bir strateji kalmadığı gibi günü kurtarma stratejileri ile hareket edilmektedir. Bu durumda Türkiye’nin bölgede bir güç olmaktan daha çok Irak’taki gibi bölgesel bir özerk Kürt devletinin kurulmasına seyirci kalması muhtemeldir.

Öte yandan Barzani’nin denetimindeki Irak’ın kuzeyinde etnik bölücü terör örgütü PKK’nın elini kolunu sallayarak yaşamını sürdürüp Barzani ile ABD’den her türlü destek gördüğünü unutan Ankara’nın Barzani’yi bir dost olarak algılaması ile Irak’ın kuzeyinde Kerkük’te, Musul’da, Süleymaniye’de yaşayan Türkmenleri göz ardı etmesi Suriye’deki Türkmenlerinde aynı kaderi yaşaması muhtemeldir. Sonuçta ABD’nin Irak’ı işgali sırasında Barzani’yi şımartıp Türkmenler Barzani’nin insafına terkedilmişti. Türk düşmanı Barzani’de Türkmen Yurtlarından Türkmenleri silmek için her türlü oyunu oynamıştır. İşte Irak’ın kuzeyinde Türkmenlere sahip çıkılmaması ve Suriye meselesinde Ankara’nın daha Suriye Türkmenlerinden bihaber olması Suriye’nin kuzeyinde olası bir özerk bir Kürt devletinin kurulması durumunda da Suriye’deki yaklaşık 3.5 milyon Türkmen’e de sahip çıkılmayacağının bir göstergesidir.

Bugün Ankara her fırsatta bölgedeki Kürtlerden, Araplardan bahsederken bir türlü Suriye’deki Türkmenlerden ve onların haklarından bahsetmemesi vahim bir durumdur. Açığı Türkmenler bölgedeki Kürtler ile Esad’a yem edilmek istenmektedir. PKK’nın veya Kürtçülerin Suriye’de güç olması demek önlem alınmadığı takdirde Türkmenlerin yerlerinden yurtlarından edilmesi mümkündür. Sonuçta Suriye Türkmenleri silahsız ve herhangi bir imkâna sahip değildir. Oysa Türkmenler kendi öz topraklarında yaşıyorlar. Esad ile Kürtçüler el ele vererek yakın bir tarihte “Türkmen katliamı” yapmaları muhtemeldir. Ve buna Türkiye olarak hazırlıksız yakalanılacaktır.

Gelelim özerk Kürt devleti meselesine! Her ne kadar bu coğrafyada bir Kürt devleti kurulmuş veya kuruluyor görünse de Barzani, PKK ve PYD’nin bu coğrafyada Birleşik Kürdistan devletini kurmasına ABD, İsrail ve İngiltere gibi küresel emperyalist devletler müsaade etmeyeceklerdir. Bu devletler Barzani, PKK ve PYD’nin gücünü bölgenin parçalanmasında kullanma taraftarıdır. Daha sonrasında Kuzey Afrika ve Ortadoğu’yu içine alan bir “Büyük Yahudi İmparatorluğu”nu kurma amacındadır. Sonuçta kendi başlarına bu coğrafyada savaşarak bu coğrafyayı ele geçirmelerinin imkânsız olduğunu kendileri de bilmektedirler. Bu nedenle içinde bulunduğumuz coğrafyada zehir tohumları saçıp “ırk, din ve mezhep çatışması” yaratarak coğrafyamızı taşeronlar vasıtasıyla kan gölüne çevirip kolay yutulur lokma haline dönüştürme derdindeler. Bazılarına göre her ne kadar “Büyük Ortadoğu Projesi (BOP)” hayata geçiriliyor görünse de esasında “Genişletilmiş Ortadoğu ve Kuzey Afrika Projesi (GOKAP)” hayata geçirilmeye çalışılmaktadır.

Küresel Emperyalist devletlerin ve taşeronluğunu üstlenenlerin bu hedeflerine karşı çok dikkatli olunması gerekmektedir. Dün Irak’ın işgali… Bugün Suriye’nin işgali… Yarında İran’ın ve hatta Türkiye’nin işgali söz konusudur. Esad ile Ankara’nın aklıselim düşünerek adımlar atması gerekirken küresel emperyalist devletlerin etkisinde kalarak onların ekmeğine yağ sürecek adımlar atılmıştır.

İşte bu noktada bölgede tekrar huzurun sağlanabilmesi için Doğu hududumuzun etrafında yuvalanan etnik bölücü terör örgütü PKK’nın ve yan kollarının bir an önce yok edilmesi için etkin bir terörle mücadele konsepti hazırlanarak hayata geçirilmelidir. Ve Barzani ile ABD’ye terörle mücadele konusunda güvenmekten vazgeçilmelidir. ABD ve Barzani ikili oynayarak Türk topraklarının parçalanmasından taraftır. Dün Ermeni etnik terör örgütü ASALA’ya karşı mücadelede Kerküklü Türkmenlerden oluşan bir ekip sonunu düşünmeden Türkiye’nin yanında yer alırken Irak Türkmenlerini hiçe sayarcasına İsrail dostu Barzani’yi adam yerine koyup Ankara’da ağırlamak yarın Suriye’de Suriye Türkmenlerine yapılması muhtemel katliama davetiye çıkaracaktır.

Unutmayınız ki; Kerkük’te, Süleymaniye’de, Musul’da Türkmenlere yaşatılan zulmün hesabını veremiyorken Şam’da, Lazkiye’de, Huma’da, Halep’te ve Rakka’da yaşayan Türkmenlerin yaşayacağı zulmün hesabını hiç veremeyiz.

 

reyhan iserireyhan@asikurtlar.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.