Asikurtlar©

SURİYE KRİZİNİN GELDİĞİ KONUM VE DEVLET BAHÇELİ’NİN VİZYONERLİĞİ

SURİYE KRİZİNİN GELDİĞİ KONUM VE DEVLET BAHÇELİ’NİN VİZYONERLİĞİ
22 Şubat 2016 - 11:25 'de eklendi ve 4034 kez görüntülendi.

Hassasiyetle ve tedirginlikle izliyoruz ki, Suriye rejimindeki kırılma, çatırdama ve yarılmalar ucu her tarafa dayanan etnik ve mezhep temelli fitili her an tutuşturma riski taşımaktadır.
Suriye’den atılan taşın genişleyen dairesel döngüsü eninde sonunda ülkemizin sınırlarına intikal edecektir.
Yabancı istihbarat operasyonları, uluslararası toplumun düzenekleri ve Esad’ı peşinen tasfiye etmeye ayarlı hedef ve niyetler Suriye’yi alacakaranlık bir çembere adım adım sürüklemiştir.
Muhalifler her ne yaptıysa Erdoğan’dan hoşgörü ve yardım görmüşlerdir. Hatta ülkemiz sınırlarında ağırlanmışlar, karargâh kurmalarının önü açılmış, yabancı istihbaratlar kanalıyla silahlandırılmışlar, eylem yapacak imkan ve kabiliyetleri sürekli genişletilmiştir.
AKP çok faktörlü ve girdili dış politikayı tek değişkene indirgemiş ve tüm politikalarını Esad’sız bir yönetim sürecine bağlamıştır.
Rusya dahi bir yanda Şam yönetimiyle görüşürken, diğer yanda muhaliflerle temas kurmuş, ayakları yere sağlam basan dış siyasetiyle varlığını göstermiştir.
Suriye’nin kuzeyinde peşmerge, PKK ve Suriye’deki uzantısı PYD insiyatif alarak bazı şehirleri ve yerleşim birimlerini kontrol altına almıştır.
Halep’e bağlı Afrin, Kobani, Cinderis başta olmak üzere, Amude ve El Ayna gibi yerlerde PKK-Peşmerge koalisyonu açıkça işgal ve müdahalede bulunmuştur.
Kamu binalarına örgüt paçavraları asılmış, Irak’ın kuzeyinde eğitildiği anlaşılan Suriye peşmergeleri ve PKK’lı militanlar yürüyerek sınırdan Suriye’ye ellerini kollarını sallayarak girmişlerdir.
Kamışlı, Cezire ve Halep bölgelerindeki Kürtlerin Irak’ın Kuzeyine eklenme istek ve çağrıları; Erbil’i, Lazkiye limanıyla denize bağlayacak koridoru açacak, bu kapsamda dört parçalı büyük Kürdistan’ın inşa faaliyeti tam kıvamına gelecektir.
Geldiğimiz bugünkü süreçte nasıl ki, Irak’ın toprak bütünlüğü korunamadıysa, Suriye’nin de aynı akıbete uğrama riskiyle yüz yüze kaldığını görmek ve anlamak gerekmektedir.
Suriye’yle olan sınır bölgemizde Irak’ın kuzeyine benzer bir yapılanma için geri sayım başlamıştır. Türkiye’nin bölünmesini, Türk milletinin parçalanmasını bekleyenlere bu kapsamda gün doğmuş, dört parçalı Kürdistan için başkent isimleri bile gündeme getirilmiştir.
Bize göre Kürdistan’ın kurulması konusunda AKP ya ikna olmuştur ya da Suriye’ye girmek için önceden tezgahlanmış bir tertibin ana aktörü haline gelmiştir.
Dikkat ediniz, Erdoğan Kürdistan’a değil, PKK’nın faaliyetlerine tepkilidir.
Şam’dan sonra sıranın Türkiye’ye geleceği, içimizdeki bölücülerin komşu coğrafyalardaki hadiseleri emsal alacağı neredeyse kesine yakındır.
Suriye’nin kuzeyinde hiçbir şart altında özerk, federasyon ve bağımsız bir Kürdistan kurulmasına fırsat verilmemeli, caydırıcılık ve milli güç unsurları seferber edilmelidir.
Irak’taki gaflet ve bu ülkede delinen ve aşılan kırmızıçizgiler Suriye’de tekrarlanmamalıdır.
Yaklaşık bir asır evvel Suriye’nin başına Mekke Şerifi Hüseyin’in oğlu Faysal’ı getiren, sonra da oradan alıp Irak’a kral yapanlar hiç boş durmamaktadır. Yine bir zamanlar Suriye’yi altıya bölenler yine benzeri bir amacın içindedir.
Öncelikle Kürt, Sünni ve Nusayri devletlerine taksim edilmesi için yoğun mesai harcanan Suriye’nin kaderi, aynı zamanda bizim de kaderimizdir.

* * *
Yukarıda yer alan sözler yeni değil aksine geçmişe, 26 Temmuz 2012 tarihine yani bugünden yaklaşık olarak 3,5 yıl öncesine ait.
Suriye krizinde ne olacağını, hangi risklerin barındığını, Türkiye’nin neye dikkat etmesi gerektiğini birer birer anlatıyor.
Fark etmişsinizdir, uyarıların hepsinde tam isabet var ve zerre kadar yanılma payı yok.
Sözlerin sahibi MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli.
Bugün geldiğimiz konumda Suriye krizinin tüm etkilerini kendi topraklarımızda sonuna kadar hissetmeye başlamışken, sizlere “Suriye krizinde nerede yanlış yaptık” başlığıyla maddeler halinde bir değerlendirme sunmayı arzu etmiştim.
Geçmişten günümüze kadar geçen zaman zarfında ülke olarak hangi yanlışları yaptık, ayrı ayrı bunları ele almanın ve bu yanlışları ortadan kaldırmak için en azından bundan sonra atılacak hangi adımların doğru olacağını böylelikle tahlil etmek istedim.
Ancak hafızamı tazeleyip, arşivi taradığımda karşıma çıkan bu açıklamayı doğrudan sizlerle paylaşmayı, Sayın Devlet Bahçeli’nin tespitlerindeki haklılığı bir kez daha dikkatlerinize sunmayı çok daha uygun gördüm.
Zira içerisinde bulunduğumuz zaman ve koşullarda söylenmesi gereken her ne varsa, vizyoner bir lider olan Sayın Devlet Bahçeli hepsini yıllar öncesinden söylemiş.
* * *
Ankara’da düzenlenen son saldırının ardından AKP, Suriye ile ilgili yeni angajman kuralları uygulamayı bahse almışken, ABD akıllara ziyan tavrıyla hem Türkiye’ye hem de PKK-PYD’ye “yanınızdayız” mesajı veriyorken, bu tespitlerin önemi daha da fazla ortaya çıkıyor.
Aslına bakarsanız ABD’nin takındığı tavra şaşmamak lazım. Çünkü Ortadoğu’da sınırları yeniden çizmek isteyen irade, izlediği politikayla bir bakıma geçmiş tecrübelerden yararlandığını gözler önüne seriyor.
100 yıl önce Osmanlı’yı bölerek Ortadoğu’ya yeni bir harita çizen İngilizler o gün her ne yaptıysa, bugün ABD de aynısını yapıyor.
Müslümanların ülkesi, Müslümanlar arasında çıkarılan çatışmalarla 100 yıl önce olduğu gibi yine bölünüp parçalanırken, yüz binleri aşan Müslüman nüfus katlediliyor, milyonlarcası daha iyi bir hayat umuduyla vatanlarını terk etmek zorunda kalıyor.
Dün Osmanlıyı bölmek için Şerif Hüseyinleri, Faysalları kullananlar bugün aynı amaç için Barzanileri, Müslimleri, Selmanları ve BOP Eşbaşkanlarını kullanıyorlar.
Herkese “haklısınız, yanınızdayız” derken, kendi hesabına uygun olan, sınırları ve rejimleri değiştirme çabasında aklına yatan ne varsa onu uyguluyorlar.
Türkiye ise hala ABD’nin neden böylesi bir tavır ve davranış içerisinde olduğu üzerine yoğun bir beyin fırtınası yaşıyor.
Oysa durum gayet açık ve net.
Suriye’de Esad veya muhalifler dahil, komşu ülkeler Irak, Ürdün ve Türkiye büyük sorunlarla uğraşırken kimse IŞİD’in “oturtulduğu yerden olanı biteni seyretmeye başladığı” ve PKK-PYD’nin neden Suriye’nin kuzeyi boyunca uzandırıldığı meseleleri arasındaki bağa dikkat etmiyor.
Aynı bıçağın iki yüzü olan PYD ve IŞİD’i göz önünde bulunduran yaklaşım, bıçağı hangi elin tuttuğunu ve ne yapmaya çalıştığını göremezse, kesilmeye çalışılanın kendi bünyesi de olduğunu idrak etmekte zorlanır.
Bugünlerde karşımızda yer alan büyük resmi sağlıklı bir şekilde görmemize olanak sağlayan bu gerçeği yok sayarsak, çokta uzak olmayan bir gelecekte daha da büyük sorunlarla karşı karşıya kalmamız kaçınılmaz olur.
İsmail Özdemir

Etiketler :
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER