SON DAKİKA

Plastik Top Gibi

Gündem Yazıları

Suriye Esad İle Devam Edecek Mi?

Bu haber 16 Aralık 2013 - 10:50 'de eklendi ve 10 kez görüntülendi.

İsmail Özdemir

Suriye’de kimyasal silah kullanımının ardından gerilen ve askeri müdahaleye varmak üzere olan gelişmeler, Rusya’nın devreye girip ABD ile anlaşması ve Esad’ın da bu anlaşmaya sadık kalacağını belirtmesinin ardından yeni bir boyut kazanmıştı.

Esad’ın elinde bulunan tüm kimyasal silahların denetimine ve bununla beraber BM gözetiminde imha edilmesine olur vermesinin ardından herkes rejimi değil, muhaliflerin ve özelliklede Suriye’de günden güne adından daha fazla söz ettirmeye başlayan Irak Şam İslam Devleti adı altında hareket eden El Kaide’ye bağlı terör örgütlerini konuşmaya başlamıştı.

Başlangıçta Esad’ın gitmesi üzerinde merkeze konulan Suriye planları, bu hadiseyle beraber bir anda El Kaide’nin yapılanması ve faaliyetlerine dönüştürüldü. Afganistan’ın ardından dünyanın bir başka yerinde, kendisine uygun koşullar bulan El Kaide’nin varlığı, bölgesel planları olan herkesin öncelikli gündem maddesi haline geldi.

ABD Hesaplarını Yeniden Gözden Geçiriyor

Meseleye bu açıdan bakıldığında, Beşar Esad’ın Suriye’de muhalif gibi görünen kimselerin aslında Suriyelileri hiçbir durumda temsil etmediği, dışarıdan ülkelerine gelen El Kaide militanlarından oluştuğu tezi artık her çevre tarafından da kabul edilen bir gerçeklik haline geldi. Hatta birçok ABD’li yazar ve düşünce kuruluşu temsilcisi bu anlamda ABD’nin Suriye politikasını yerden yere vuran yazılar yayınlayarak, ABD’nin Suriye politikasının tamamıyla çöktüğünü ve meselenin kontrolden çıkmakta olduğunu beyan ettiler.

ABD’nin İran ile yakınlaşmasını örnek gösteren birçok ABD’li eski diplomatlar, El Kaide’nin varlığına son vermek ve kendileri adına çığırından çıkan gelişmeleri yeniden istedikleri düzleme oturtmak için Esad ile de görüşülebileceğini ancak bunu bölgede ABD’nin müttefiklerini ürkütmemek adına “çok çok gizli” yürütülmesi gerektiğin ifade eder oldular.

Geride bıraktığımız günlerde BBC’de yer alan bir habere göre, Irak ve Suriye’de ABD’nin büyükelçilik görevini yapmış olan Ryan Crocker’ın New York Times gazetesine “Esad rejimiyle yeniden konuşmaya başlamanın zamanının geldiğini” söylemesi ve “Esad kötü olsa da, yokluğunda yerini alacak cihatçılar kadar kötü değil” ifadelerini kullanması, ABD’nin özellikle Cenevre’de ikincisi yapılacak olan Suriye görüşmelerinde nasıl bir yol izleyebileceğinin adeta ip uçlarını verir nitelikte.

Yine aynı habere göre Washington’daki siyasetçilerin sık sık görüşlerine başvurduğu isim olarak sunulan Oklahoma Üniversitesi Ortadoğu Çalışmaları Merkezi Direktörü Profesör Joshua Landis’in “Birisi artık ortaya çıkıp, Esad’ın kalması gerektiğini söylemeli. Başka bir çare yok” demecinde bulunması bir başka delil olarak değerlendirilebilir.

Ayrıca CIA’nın bir dönem tepe isimleri arasında olduğu ifade edilen Michael Hayden’in, “Esad’ın zaferinin diğer senaryolara göre daha iyi olduğunu” söylemesi de bir başka delillerden.

ABD Mevcut Durumunu Değiştirmeyi Planlarken Suriye Muhalefeti Çözülmeye Başladı

Bu açıklamaların dünya kamuoyuna servis edilmesinin ardından El Kaide’nin Özgür Suriye Ordusu (ÖSO)’nun bazı önemli karargah ve depolarının El Kaide’nin kontrolüne geçtiğine yönelik haberlerin gelmesinin ardından, ABD ve İngiltere Suriyeli muhaliflere verdiği yardımı kestiğini duyurmuştur. Bu duruşunu “Suriye’de durumların netleşinceye kadar” devam edeceklerini açıklamaları da beraberinde gelmiştir.

Amerikan Savunma Bakanı Chuck Hagel de, Suriye’deki silahlı gruplar arasında tehlikeli unsurlar bulunduğu gerekçesiyle yardımların askıya alındığını belirtmiştir (12 Aralık 2013). Yani bu demek oluyor ki ABD koşullar netleşmeden ve El Kaide’nin varlığını sona erdirecek kesin bir hal oluşmadan artık adım atmak istemiyor. Bunu istemediği gibi aslında Suriye ile ilgili mevzuda başlangıçta Esad karşıtı tavır almışken şimdilerdeyse “esnek bir pozisyon” alabileceğini de ortaya koyuyor.

Bu gelişmeye birde ÖSO komutanı olan Selim İdris’in önce Türkiye’ye, ardından da Katar’a geçtiğine yönelik haberlerin gelmesi, Suriye’de muhalifler açısından işlerin her açıdan kötüye gittiğini gözler önüne serdi. Şüphesiz ki bu haberin ÖSO ve Suriye’nin diğer muhalif grupları arasında yaratacağı olumsuz etki büyük olacaktır. Esad’a karşı savaşan bir grubun başındaki ismin ülkeyi terk etmesi, sadece ÖSO için değil, batı destekli diğer tüm muhalifler arasında da çözülmelerin yaşanmasına sebep olabilecek bir etkiye sahiptir.

Aslına bakarsanız, başından beri vurguladığımız esas kendisini burada gösteriyor. ABD’nin konumunu değiştirmeye başladığının en temel göstergesi, ÖSO’nun komutanının herşeyi bırakarak Suriye’den ayrılmasıyla ortaya çıkmış oluyor…

Rusya Ne Düşünüyor?

Suriye’de çatışmaların yaşandığı günden beri Esad’ın en büyük destekçilerinden olan Rusya’nın da hali hazırda muhaliflerin tek çatı altın olmadığı, farklı birçok terör grubunun palazlandığı ve olayların bölgesel anlamda kontrolden çıkabileceği gerekçesiyle Esad’ın mevcut konumunun korunması gerektiğini vurgulaması, bundan sonraki dönem açısından ABD ve Rusya ikilisinin müşterek bir noktada buluştuğunu gösterebilir.

Rusya-24 televizyonuna 13 Aralık 2013 tarihinde demeç veren Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’un, “Batılı ortaklarımız da Suriye’deki en büyük tehlikenin bölgeyi de tehdit eden terörizm olduğunu itiraf ediyor. Dolayısıyla Cenevre-2 Konferansının ana gündemi terörle mücadele olacak” demesi ve Suriye’yi tek parça halinde tutabilecek, tüm dünyadan bu ülkeye akan terörist gruplara karşı koyabilecek güçlü bir hükümetin desteklenmesi gerektiğini belirterek “İlk Cenevre toplantısının üzerinden geçen bir yıllık süre sonunda ikinci Cenevre çözüm girişimi gündeme gelmiş bulunuyor. Batılı ortaklarımızdan konuştuğumuz çoğu kişi artık Suriye’deki gerçek tehlikenin Beşar Esad yönetimi değil, tüm Ortadoğu’yu ve kuzey Afrika’yı tehdit eden terörist gruplar olduğunu söylüyor” açıklamasında bulunması bu iddiamızı kuvvetlendiren nedenler arasında.

PKK-PYD’nin Hesapları ve Barzani Ortaklığı

Mevcut koşullar altında Suriye’de etken konumda görünen iki unsurun varlığı kendisini gösteriyor. Bu unsurların Esad yönetimi ve El Kaide’nin merkezinde olduğu Irak Şam İslam Devleti adı altındaki yapılanma olduğu aşikar.

Öyle görünüyor ki El Kaide’nin Suriye’deki varlığından ve ilerlemesinden rahatsız olan çevreler, bu durumun önüne geçebilmek için hesaplarını yapmaya başlayacaklar. Cenevre 2 olarak adlandırılan görüşmelerinde bu esaslar üzerine bina edileceği anlaşılıyor. 22 Ocak 2013’de Cenevre’de yapılması planlanan konferansta bir sonuç çıkmasa bile genel olarak temel felsefenin Suriye’deki El Kaide varlığı üzerine oturtulacağı ufukta görünüyor.

Konferansa doğru herkes düşüncesini paylaşırken önemli bir başka haber ise PKK’nın Suriye’deki kolu olan PYD’nin Barzani ile anlaşma sağlayarak, Cenevre öncesinde Barzani’nin ev sahipliğinde Erbil’de yapılacak olan görüşmelerde bulunacağı olmuştur. Aynı habere göre Cenevre konferansında PYD ve KDP’nin ortak duruş sergileyebileceği de sunulmuştur.

Anlaşılan o ki, PKK-PYD şimdilerde sıkça vurgu yaptığı “özerklik” meselesini daha da yaygınlaştırarak kullanmaya başlayacak. Düne kadar Barzani ile ilişkilerin kopma noktasına gelmesine karşın şimdi ortak platformlarda bir araya gelinmesinin neyi hedeflediğini ve ne gibi sonuçlar doğuracağını önümüzdeki günlerde göreceğiz.

Türkiye’yi Bekleyen Tehdit

Durum bu seviyeye ulaşmışken Türkiye bir meseleye şiddetle dikkat etmelidir. El Kaide karşısında yeni bir aktör olarak sunulmaya çalışılan PKK-PYD’nin bölgede özerklik elde etme çabasına hiçbir platformda kesinlikle geçit vermemelidir. Suriye’nin toprak bütünlüğünün korunması Türkiye’nin ilkesel duruşu olmalıdır.

Bu mesele artık Türkiye için hayati bir durum haline geldi. Batılı ülkeler, El Kaide’nin bölgedeki varlığını sonlandırmak adına, şuanda El Kaide’nin karşı cephesinde bulunduğu ifade edilen PKK-PYD’ye destek vermeyi mutlaka planlıyorlardır.

Terör örgütlerinin iyisinin yada kötüsünün olamayacağının altı mutlaka çizilmelidir. Nasıl ki El Kaide bir terör örgütü ise ve Batılı ülkeler de durumu böyle algılayarak kendilerince tehdit değerlendirmesi yapıyorlarsa, benzer şekilde PKK-PYD’nin de durumunun aynı olduğu mutlaka Türkiye’nin tüm muhataplarına kabul ettirilmelidir.

Kendi planını tümüyle ABD’nin planına göre endeksleyen ancak zaman geçtikçe hiçte akıllıca olmayan şeyler yapmaya çalışarak, durumun arap saçına dönmesinde baş sebeplerden biri olan AKP iktidarının, El Kaide’nin faaliyetlerine PKK-PYD’ye destek verilerek, Suriye’nin kuzeyinde özerk bir yapı kurulmasının önünde ne derece durabileceği malumdur.

Kaldı ki ABD dahil olmak üzere birçok ülkenin Türkiye’ye muhaliflere sağlanan yardımların bazılarının El Kaide’ye aktarıldığı iddiasıyla tepki göstermesi, önümüzdeki dönem açısından Türkiye’nin görüşlerinin ne derecede dikkate alınacağına dair kuşkular doğuran sebeplerin başında geliyor.

PKK ile yol yürüyen, PYD’li teröristleri Ankara’da ağırlayan bir zihniyetin bu uyarılarımızı ne derecede dikkate alacağı ortadayken, Türk Milleti AKP ile ne gibi büyük felaketlere doğru sürüklendiğini bu vesileyle bir kez daha anlamalıdır.

Diğer yandan Suriye’de olayların başladığı günden beri adeta iki ateş arasında kalarak, tüm gruplar arasında en çok zarara, zulme ve kayba uğrayanların Türkmenler olduğu artık ifade edilmelidir. Bir taraftan Esad, diğer yandansa El Kaide’nin saldırdığı ve soykırıma tabii tuttuğu Türkmenlerin durumunu tüm muhalif gruplarla beraber değil, bunlardan ayrı olarak Türkiye ele almalı ve her platformda bir an evvel, bunu dile getirmeye başlamalıdır.

Tek başına Türkmenlerin, Suriye’de sanılanın aksine geniş bir kitle olduğu gerçeği artık AKP tarafından yok sayılmaktan çıkarılmalıdır! Türkmenlerin içinde olmadığı ve dikkate alınmadığı hiçbir hesabın başarılı ve sağlıklı olmayacağı “Irak örneğine” bakarak ve işaret edilerek kabul edilmeli ve bundan sonraki dönem için bu esas mutlaka Türkiye’nin kırmızı çizgilerinden olmalıdır.

Sanılanın aksine yakın bir zaman sonrasında tüm dünya -işine gelmese de- Ortadoğu’daki huzurun, Türkmenlerin durumuna ve koşuluna bağlı olduğu gerçeği ile de yüz yüze kalacaktır.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.