SON DAKİKA

KADER MAHKÛMLARINA AF

KÖŞE YAZILARI

CHP nereye?

KÖŞE YAZILARI

Sürecin Sonunda Türkiye’nin Bölünmesi Ve TSK’nın Yargılanması Var

Bu haber 22 Aralık 2014 - 10:40 'de eklendi ve 31 kez görüntülendi.

6-8 Ekim olaylarından sonra İmralı’ya giden HDP’liler, terörist başından aldıkları sözde demokratikleşme tasla programı ile dönmüşlerdi.

Terörist başı bu taslağın pratiğe geçirilmeden, AKP’nin kendilerinden bir şey beklememesini aynı heyet aracılığı ile iletmiş, bunu da heyetin içerisinde yer alan Sırrı Süreyya Önder söylemişti.

Ardından aynı heyet ilerleyen günlerde Kan dilli katillerle buluşmuş ve onlar da bu taslağı kabul ettiklerini ilan etmişlerdi.

Bu trafiğin son durağı olarak HDP’liler AKP içerisinde ihanet süreci koordinatörü edasıyla görev yapan Yalçın Akdoğan ile görüşmüş ve taslağı AKP iktidarına iletmişti.

Tüm bunların yaşandığı dönemi değerlendiren Selahattin Demirtaş “Öcalan geçmişe göre çok daha güçlü” demiş ve aynı terörist başının “Ben İmralı’da daha fazla etkili ve güçlü bir lider oldum” sözlerini söylediğini aktarmıştı.

PKK’da, HDP’de, tüm bölücü mihraklarla beraber İmralı’da yatan cani başı da çok iyi biliyor ki bugünlere ulaşılmasını sağlayıp, kendilerine bu kazanımlarını veren AKP iktidarından başkası olmadı.

Nitekim bebek katili bu durumu defalarca kez dile getirdi.

* * *

Şimdi karanlık bir döneme girmiş bulunuyoruz.

PKK’nın üst yapılanması KCK geride bıraktığımız hafta bir mesaj yayınlamış ve HDP heyetinin yeniden İmralı’ya birkaç gün içerisinde gitmemesi halinde AKP’yi taslağın içerisini kamuoyuna açıklamakla tehdit etmişti.

Bu çağrı AKP tarafından karşılık bulmuş olacak ki HDP’liler 17 Aralık günü yeniden İmralı’ya gittiler.

Ve akabinde de “müzakerelerin” başladığını duyurdular.

Geldiğimiz noktada Türkiye’nin bölünmesi ve parçalanmasının esası olan terörist başının fikirleri AKP tarafından “resmi” olarak kabul edilmiş durumda.

Bunun bir başka anlamı da şu: İmralı’daki bebek katilini AKP iktidarı “baş müzakereci” olarak da tanımış oldu!

HDP’li Sırrı Süreyya Önder’in “içerisinde özerklikte var” dediği sözde çözüm taslağı da AKP’nin yol haritası oldu.

Yalnız AKP bu gerçeği gizleyebilmek adına yoğun bir gayret sarf ediyor.

Bu yönde kendilerince bazı tedbirler alıyorlar.

Önder’in “özerklik” itirafından sonra telaşa kapılan AKP’liler, görüşmeleri ve bu görüşmelerin içeriğini gizleyebilmek adına yoğun bir uğraş veriyorlar ve bunun için de HDP’lilerle beraber “kontrollü iletişim” adı altında görüşmelerin içeriğinin toplumla paylaşılmaması kararını aldılar.

Bunun ilk işaretini verense İç İşleri Bakanı Efkan Ala olmuş ve “özerkliği medya üzerinden tartışmayı doğru bulmuyoruz” demişti.

Sanki çok doğru bir şey yapıyorlar da bunun medya üzerinden tartışılmasını yanlış buluyorlar!

* * *

Şu geldiğimiz içler acısı duruma bakınız.

30 bin kişinin katili olan bir caniden medet uman bir iktidar tarafından yönetiliyoruz.

Bu zihniyete göre aynı katil, hepimize sözüm ona demokrasiyi öğretiyor!

Hangi vicdan sahibi bu durumu kabul eder, hangi ahlak bu vebali kaldırabilir?

Şeref muhabbetine hiç dalmayalım, zira “PKK ile görüşen şerefsizdir” konumundan bugün “müzakere” aşamasına geçen bir AKP gerçeği karşımızda duruyor.

Şayet niyet terörü bitirmek, eylemlerini tümüyle sonlandırmak ise bunun vaadiyle toplumun karşısına çıkan AKP iktidarı PKK ile nelerin konuşulup, neyin pazarlığının yapıldığını, işin sonunda nelerin olacağını niçin açıklayamaz ve hatta tüm bunların gizli kalması için uğraşır?

Çünkü niyetler başka; terör bitecek yalanıyla milleti oyalayanların asıl gayesi Türkiye’yi çözülmeye götürecek koşulları hayata geçirebilmektir.

Artık bunda kimsenin zerre kadar dahi bir şüphesi kalmamıştır.

* * *

Peki, AKP’nin içeriğinin açıklanmaması için bu kadar yoğun çaba gösterdiği, teröristlerin bu yöndeki tehditlerine boyun eğdiği, terörist başı tarafından sunulan şartların içerisinde neler var?

Bunun cevabını bir yönde veren yine Sırrı Süreyya Önder oldu.

01 Aralık günü PKK’nın haber ajansı konumunda olan ANF’ye konuşan Önder’in çizdiği genel perspektif, kesin bir biçimde varılan mutabakatların “imza ile kayıt altına alınması” şeklinde olacağıydı.

Aynı değerlendirmesinde Önder, vatandaşlık tanımının değiştirileceği, millet kavramının ortadan kaldırılıp kültürel çoğulculuk esasının kabul edileceği, özerkliğin getirilmesi gibi bazı temel konuların hayata geçirileceği ve bunların da anayasada tanımlanacağı bilgisini sunmuştu.

Ayrıca “hakikatler temelinde yüzleşme mekanizmalarının kurulacağını” da söylemişti.

İşte tüm bunlara bakarak iki temel mesele kesin hali ile ortaya çıkıyor ki bunlardan ilki “devlet ve millet bütünlüğünün bozulacağı, üniter yapının yok edileceği” ikincisi ise terörle mücadelede görev almış tüm asker ve polislerin yargılanıp hüküm giyeceğidir!

Özellikle terörle mücadelede, Türkiye’nin bölünmez bütünlüğünü koruma uğruna yıllardır can siperane mücadele veren güvenlik güçlerimizin akıbeti ile ilgili konu ısrarla dikkatlerden kaçırılmaya çalışıyor.

Nitekim bu gerçeği AKP’ye sözde çözüm için “tavsiyeler” adı altında “dayatmalarda” bulunan Uluslararası Kriz Grubu (ICG)’nun Türkiye direktörü Hugh Pope’da Hürriyet Gazetesi’ne verdiği röportajında söylemiş ve “Türk ordusunun da yargılanacağını biliyorlar ama bunu insanlara söyleyemiyorlar.” diyerek AKP’nin nasıl bir ruh hali içerisinde olduğunu bir bakıma gözler önüne sermişti.

* * *

Bugün AKP açıkça anayasaya karşı suç işlemektedir.

Ülkenin bütünlüğünü, milletin birliğini ve egemenliğini bozmaya yönelik sistemli ve deşifre olmuş çabalar içerisindeler.

Daha komik olanı darbecilikle suçladıkları TSK’yı PKK karşısında hükümlü hale getirmek için yeni yollar arama çabası içerinde bulunuyorlar.

Yaşanılanların işaret ettiği gerçeklik, AKP’nin Türkiye Cumhuriyeti’nin rejimine karşı büyük bir savaş yürüttüğü ve bunu yıkarak, yerine PKK ile ortak bir şekilde yeni bir rejim kurmak için uğraş verdiğidir.

Tüm bunların kabul edilmesi asla mümkün değildir.

Bu gerçeği bildiklerinden PKK ile seçimlerden önce anlaşıp, seçim neticesinde de anayasayı değiştirebilecek bir çoğunluğa ulaşma gayreti içerisinde bulunuyorlar.

Bugünlerde HDP’nin seçimlere parti olarak girme yönünde İmralı’dan alınan talimatla hazırlığa başlamış olmasını dikkatlerden kimse kaçırmasın.

Dışarıda tasarlanıp, ülke içerisine sokulan bu fikre göre işin özü; HDP’nin parti olarak seçimlere girip, meclise bu şekliyle ulaşması değil, tam tersidir.

İstenilen HDP’nin meclise girmesinden öte, AKP’nin iktidarda kalabilmesidir.

Zira ancak bu şekilde git gide oy kaybeden ve iktidardan düşeceği kesinleşen AKP’nin tek başına iktidarda kalabileceği kimi karanlık çevrelerce hesaplanmış durumda.

Türk Milleti felaketleri yaşamadan bu gerçekleri görmelidir.

İSMAİL ÖZDEMİR

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.