SON DAKİKA

Suçüstü

Bu haber 17 Ocak 2014 - 11:14 'de eklendi ve 16 kez görüntülendi.

Orhan Karataş

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Büyükelçiler Konferansında katılımcılara ülke içinde yaşanan hadiselerin iyi analiz edilmesi ve dünyaya doğru şekilde aktarılmasının hayati derece önem arz ettiğini anlatıyor. Sonrasında da şöyle devam ediyor: “Türkiye’de 17 Aralık tarihinde başlayan süreç, yolsuzluk kılıfına gizlenmiş bir darbe girişimidir. 17 Aralık süreci bir paket içinde birkaç hedefi vurmak istemiştir. Ambalajda yolsuzluk iftirası varken, paketin içinde demokrasiye siyasete çözüm süreci ve dış politikaya yönelikti.”

Ya bunları sorarlarsa?

Hayret etmemek elde değil. Hiç kimsede göz, burun, kulak, akıl yok. Bu millet AKP ne derse ona inanacak, onu savunacak. Hadi bu millete yutturdunuz da, eloğlu yemiyor. Bunları söylerken keşke büyükelçilere, “11 yıldır Türkiye’yi kim yönetiyor? Eğer bir darbe varsa, bu kimin eseri, hangi zihniyetin sonucu? Ayakkabı kutularına istiflenmiş milyon dolarlar ortalığa saçılmasaydı darbe aklınıza gelecek miydi? Ömrünü devlete hizmet etmiş insanları komik gerekçelerle toplayıp içeri doldururken demokrasi, siyaset, dış politika hiç aklınıza geldi mi?” diye sorulması durumunda ne diyeceklerini de söyleseydiniz. Türkiye’de yargıyı, medyayı, adli kolluğu baskı altına alarak bunların sorulmasını, konuşulmasını engelleyebilirsiniz, ama bütün dünya olup biteni ibretle izliyor ve bu soruları soruyor. Var mı makul, mantıklı ve kimsenin aklıyla alay etmeyen bir cevabınız?

Bunlar sadece başlangıç

Bu ülkede bir darbe olduğu doğrudur. AKP Cumhuriyete, ülkenin varlığına ve birliğine, demokrasiye ve hukuka hem de eşi emsali görülmemiş bir darbe yapmıştır. Her şeyi ele geçireceklerini, BOP yolunda verdikleri sözleri yerine getirip ülkenin varlığını ve birliğini darmadağın edeceklerini, bir baskı ve zulüm düzeni kurarak itirazların önünü keseceklerini ve böylece sonsuza kadar işbaşında kalacaklarını zannetmişlerdir. Zaten bütün darbeler aynı mantıkla, aynı hedefle yapılmıyor mu? Bunu başarabilmek için de bir takım ortaklıklar kurmuşlardır. Cemaatle, PKK ile, yönsüz, kıblesiz dönmelerle, menfaat için her şeyi feda eden işbirlikçilerle ortak hareket etmişlerdir. Ancak, böyle bir dehşet dengesinin kalıcı olması mümkün değildi. Nitekim, menfaat paylaşımında çıkan kavga AKP’nin ne olduğunu, nereden gelip nereye gittiğini, kime ve neye hizmet ettiğini ibret verecek biçimde gözler önüne sermiştir. Ve yine iddiayla söylüyoruz ki, bu ortaya çıkanlar sadece başlangıçtır. Şimdi yeni bir darbe yapıp yargıyı kayıtsız şartsız ele geçirmeye ve yalanın, talanın ve ihanetin hesabının sorulmasının önünü kesmeye çabalıyorlar.

Yalanın ispatı

Siz ne söylerseniz söyleyin bunun böyle olduğunu aklı başında herkes görüyor ve biliyor. Dışarıdan bakanlar çok daha iyi biliyor. “Darbe, çete, paralel yapı, kumpas” sözleri doğrudur, ama bunları yapan ve hayata geçiren bizzat AKP’dir. 11 yıldır bu ülkeyi böyle yönettiler. Her konuşma bir itiraf olmaktan ileri gidemiyor. Bu sözleri ciddiye alırsanız, kendinizi geri zekalı yerine konulmuş hissedersiniz. Kısa süre öncesinde de bugünkünün tam terini anlatıyorlardı. Darbe dönemlerinin artık çok geride kaldığını, çetelerden hesap sorup yok ettiklerini, paralel yapılanmaları bitirip milli iradeyi hakim kıldıklarını, kumpas kuranların yakasına yapıştıklarını söylüyorlardı. Hızlarını alamayıp ülkenin ileri demokrasi standartlarını yakaladığını anlatıp, milletten bunlara inanmasını istiyorlardı. Ne oldu şimdi? Her şey bir anda tersine döndü. Daha önce söyledikleriniz mi doğruydu, şimdi söyledikleriniz mi doğru? İkisini de siz söylediğinize göre, demek ki en az biri yalan. Bir defa daha bizi haklı çıkarıyor ve yalan, talan ve ihaneti ispatlıyorsunuz.

Hesabı verecek sizsiniz

AKP olağanüstü şartların ortaya çıkardığı, toplama bir menfaat ortaklığıdır. Duruma göre vaziyet alarak buraya kadar gelmiştir, ama daha fazlası mümkün değildir. Hiç kimse bir şey söylemese dahi, kendi söyledikleriyle kendilerin inkar ediyor, yalanlıyor ve bitiriyorlar. Üç defa tek başına iktidar olduktan sonra çıkıp darbelerden söz ederek, ayakkabı kutularına istiflenmiş milyon dolarları izah etmeye çabalamak bir tükenmişlik ve çaresizlik halidir. Panik ve telaşın hazin manzarasıdır. Eğer bugün söyledikleriniz doğruysa, yani ülkede çeteler, paralel yapılar, kumpaslar, darbeciler varsa ve cirit atıyorsa, bunun sorumlusu ve hesabını vermesi gereken sizsiniz. Kimi kime şikayet ediyorsunuz? Bu durumda yapmanız gereken, “biz bu işi beceremedik. Milletin verdiği yetkiyi götürüp darbecilere, çetelere, paralel yapılara teslim ettik” diyerek kenara çekilmeniz ve emaneti sahibine teslim etmenizdir. Aksini söylüyorsanız o zaman da ayakkabı kutularındaki milyon dolarların izahını yapmak zorundasınız. Bütün yollar aynı yere çıkıyor ve AKP’nin iflasını gösteriyor.

İmralı canisine sarıldılar

Eminim ki, büyükelçiler de yapılan konuşmayı dinlerken bunları düşünmüşlerdir. Yüksek ihtimalle zaten bu tür sorularla karşılaşmış ve cevap verememişlerdir. Dünya medyasında çok acı, çok vahim haber ve yorumlar yer alıyor. Bunları bu milletten gizleyebilirsiniz, ama sonuç değişmiyor. Kaybeden bu millet, bu ülke oluyor. Dışarıda kaybediyor, içerde kaybediyor, ekonomi de kaybediyor. Barzani ve İmralı canisine sarılarak çıkış ve çare arayan bir hükümetten kime, ne fayda gelebilir? Derin ve büyük bir çöküş her alanda ve ağır şekilde başlamıştır ve ne acıdır ki, AKP var oldukça ve bu zihniyetle devam ettikçe, her geçen gün daha da kötüye gidecektir.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.