Asikurtlar©

Suçlu Anayasaymış

Suçlu Anayasaymış
29 Nisan 2016 - 18:58 'de eklendi ve 4120 kez görüntülendi.

 

 

Her ne kadar saklamaya uğraşsalar da, AKP’nin içi kaynıyor. Artık her kafadan bir ses çıkmaya ve birbirlerine göndermelerde bulunmaya başlamışlardır. Bu yalan, talan ve ihanet düzeninin ebedi olması zaten beklenemez. Dört değil ondört defa da iktidar olsalar, eninde sonunda birbirlerine düşeceklerini ve geldikleri hızla gideceklerini adımız gibi biliyoruz.

HESAP İÇİNDE HESAP
Her birinin ayrı bir hesabı var. Cumhurbaşkanı Anayasa değiştirip, her şeyi, her yetkiyi tekelinde toplayacağı, dünyada eşi benzeri bulunmayan tek adama dayalı bir başkanlık sistemi ile hem kendisini, hem yanındakileri garantiye almaya uğraşıyor. Bunun nasıl olacağı meçhul, ama akla gelebilecek her yolun deneneceği anlaşılıyor. Her ne olursa olsun, PKK uzantısı HDP’nin bu planın içinde olması kuvvetle muhtemeldir. Başbakanın derdi daha başka. Erdoğan’ı aşıp partinin başında kalabilmenin hesaplarını yapıyor. Açık şekilde rest çekse olmuyor. Suyuna gitse, bir yere varamıyor. Koltuğun her an altından çekilmesi gibi bir tehdit, başında sallanıyor. Durumu idare etmeyi çok denedi, ama artık tıkandı. Tam bir yol ayrımında. En büyük sorunu, yanında kimlerin olduğunu veya olacağını tam olarak kestirememesi. Zira, yanındakilerin de ayrı ayrı hesapları var. Abdullah Gül ve Bülent Arınç’la bir blok oluşturdu, ama bu durum aynı zamanda daha çok hedef olmasına da yol açıyor. Binali Yıldırım stepne olarak sırasını bekliyor. Fakat oğlu üzerinden büyük yara aldı. Basına sızan kumar fotoğrafı AKP içindeki dengenin ne kadar dehşet verici olduğunu ve menfaat uğruna nelerin feda edilebileceğini ibret verecek biçimde bir defa daha belgeledi.

ABD’YE NİYE GİDİYORLAR?
Bütün bu gelişmelerin gelip bağlandığı yer, yeni Anayasa. Dolayısı ile Anayasa dayatması ülkenin ve milletin geleceği için değil, tamamen AKP’nin iç dengelerini oturtacak için bir manivela durumuna geldi. Bir taşla bir taşla birkaç kuş vurulması planlanıyor. Başkanlık sistemi, hem parti içindeki dehşet dengesini sürdürmenin tek çıkış yolu, hem de bugüne kadar bölük-pörçük getirdikleri Cumhuriyetle, devletle ve sistemle hesaplaşmanın son aşaması. “Çözüm” denilerek, ülkenin varlığını ve birliğini çözmede geldikleri noktada tıkandılar. Bu tıkanıklığı aşmanın yolu, yeni Anayasa yapmak ve başkanlık sistemine geçmek. Nitekim, PYD üzerinden PKK’nın hamiliğini yapan ABD’nin artık aleni biçimde devrede olduğunu görüyoruz. Bir taraftan PYD ile AKP’yi buluşturmaya ve işbirliği yapmaya zorluyorlar, diğer taraftan bunun alt yapısını hazırlıyorlar. Şu tesadüfe bakanız ki, sayın Cumhurbaşkanımız kısa süre önce ABD’deydi. Şimdi HDP Eşgenel Başkanı Selahattin Demirtaş ABD’de. Önümüzdeki haftada Başbakan Ahmet Davutoğlu ABD yollarına düşüyor.

SUÇLU ANAYASA
Yeni Anayasa ve Başkanlık dayatmasını mille nasıl anlatacaklarını da bulmuş durumdalar. Daha doğrusu bugüne kadar sürdürdükleri ve çok usta oldukları duruma göre vaziyet alma siyasetine güveniyorlar. Hiçbir zaman milletin karşısında yeni Anayasa ile asıl hedeflediklerini gündeme getirmeyecekler. Yine bildik şekilde bir kötüleme üzerinden gidecekler ki, zaten bu yolu açtılar. Ülkede her şeyin kötüye gittiğini ve artık yönetilemez noktaya gelindiğini bir taraftan itiraf ediyorlar, diğer taraftan da sanki 14 yıldır kendileri iktidarda değilmiş, bütün bu felaketlerin bizzat sorumluluğunu taşımıyorlarmış gibi, üste çıkmaya çabalıyorlar. Anlattıklarına bakılırsa, 14 yıldır her şeyi çok iyi yapmışlar, ama Anayasa ve sistem yüzünden ülke bu hallere gelmiş ve Türk milleti tarihin en büyük karanlığına mahkum olmak zorunda kalmış. Şimdi yapılması gereken AKP’nin Anayasayı değiştirmesine, başkanlık sistemine geçilmesine yol vermekmiş. Siz, işte o zaman bakın, ülke nasıl yönetiliyor, kalkınma, gelişme, demokrasi, hukuk nasıl oluyormuş! Nitekim, sayın Cumhurbaşkanı açık ve aleni şekilde başkanlık sistemi ile birlikte Türkiye’nin sıçrayacağını, uçacağını söylüyor.

BU SORULARA CEVAP VAR MI?
Hepsi güzel de, kafamızda deli sorular var ve hiç birine makul bir cevap bulamıyoruz: Anayasa mı size, “PKK ile ortaklık kurun, İmralı canisini tek ve değişmez muhatap haline getirip şeref masalarına oturtun, yeni bir Sevr anlaşmasıyla ülkeyi bölünme noktasına getirin, milli ve manevi bütün değerlere savaş açın, ülkeyi BOP’a saplayın ve bu uğurda bütün komşularınızla düşman olun, Türkiye’yi tarihinin en büyük yalnızlığına ve itibarsızlığına mahkum edin, Obama’nın sopasıyla ayar verdiği durumlara düşün, topraklarınızı bırakın kaçın, Türk Silahlı Kuvvetlerinin yönetim kadrosunu hapishanelere doldurun, hukuku arka bahçenize çevirin” dedi? Bu sistem mi sizi, sizin gibi düşünmeyen herkesi düşman ilan etmeye ve elinizden gelirse yaşama hakkı bile tanımamaya, sokakları yaşanmaz hale getirmeye, cinayet, mafyalaşma, kadını aşağılama gibi adi suçları patlatlatmaya, herkesi takibe alıp bir korku düzeni kurmaya, evlere milyar dolarlar, ayakkabı kutularına milyon dolarlar doldurmaya, bakanlarınızın yatak odalarına para kasaları yerleştirmeye, İslam değerleriyle alay edip, milliyetçiliği ayaklar altına almaya mecbur etti?

DAHA ÖNCE NEDEN YAPMADINIZ?
Barzani’yi kardeş ilan etmek, kardeş ilan ettiğiniz Esad’ı bir anda dünyanın en tehlikeli adamı haline getirmek, askerin kafasına çuval geçirmek, İsrail’le Davos tiyatroları oynayıp Ermeni’den özür dilemek Anayasa emri miydi, sistemin gereği miydi? Sizi dördüncü defa iktidara taşıyan bu Anayasa, bu sistem değil miydi? Yeterli çoğunluğunuz olduğu halde, 2010’daki Anayasa referandumuna başkanlık sistemini niçin koymadınız? Cumhurbaşkanı başkası olur ve başkan seçilme şansı başkasına geçerse parlamenter sistem, ama ipler sizin elinize geçince “başkanlık sistemi” demek, ne kadar samimiyettir? “Başkanlık sisteminin ortaya çıkışı bir özentinin sonucu ya da Amerikan emperyalizminin bize bir tavsiyesi” diyen siz değil miydiniz? Yeni Anayasa ve başkanlık sistemiyle birlikte yerlerde sürünen demokrasi ve hukuk ayağa mı kalkacak? Kaynayan sokaklar huzur mu bulacak? Viran olan şehirler, toprağa düşen kahramanlar geri mi dönecek? Artık katlanılamaz boyutlara ulaşan borçlarımız için gökten para mı yağacak? İşsiz ve aç insanlar için yerden iş mi fışkıracak? Katiller ve hırsızlar vazgeçip hidayete mi erecek?
Hadi çıksın biri bu sorularımıza dürüstçe cevap versin.

Orhan Karataş

Etiketler :
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER