Asikurtlar©

SUÇA BATTIKÇA MEDYA CELLADI OLUYORLAR

SUÇA BATTIKÇA MEDYA CELLADI OLUYORLAR
12 Kasım 2015 - 10:40 'de eklendi ve 4168 kez görüntülendi.

Türkiye’de ciddi bir şekilde ‘haber alma ve haber verme’ noktasında basın özgürlüğü problemi vardır. AKP suça battıkça, kendi suçlarını bataklığa çevirdikçe, medya üzerinde de büyük baskı kurmaktadır. Buna rağmen hem Recep Tayyip Erdoğan, hem de Ahmet Davutoğlu mizahçı gibi konuşmalar yapmayı da ihmal etmemektedir.

Recep Tayyip Erdoğan geçmişte “İddia ile konuşuyorum. Ne Avrupa’sında ne diğer ülkelerinde, Türkiye’deki basın kadar özgür bir medya yoktur. ” açıklamasını yapmıştı. Ahmet Davutoğlu da ABD’li bir bayan gazetecinin “Erdoğan ve AKP’nin ülke içinde ve dışında otoriter, anlayışsız, zorba, otokrat, ayrılıkçı, kavgacı ve paranoyak şeklinde tanımlanması hakkında ne diyorsunuz?” sorusuna “Herkes bizi eleştirebilir. Ama bunlar gerçeği yansıtmıyor. Basın özgürlüğü benim için kırmızı çizgidir” cevabını vermiş…

Güler misin, ağlar mısın?

AKP, Ergenekon davası adını vererek başlattığı süreçten bu yana sürekli muhalif medya üzerinde baskı kurmaktadır. Gazete ve televizyon sahipleri, yazarlar tutuklanmış ve yıllarca cezaevinde kalmışlardır. AKP gün geldi suçu cemaate atmak için ” Bizi aldattılar, kandırdılar bu süreci biz başlatmadık” dedi. Oysa o sürecin her adımında Recep Tayyip Erdoğan ve AKP vardı. Cemaati de taşeron olarak kullanmışlar ve suçu da sadece onlara atarak kurtulmaya çalışmaktadırlar.

Geçmişte, yaşanan medya üzerindeki bu baskıları “AKP GİDERSE, ADALET VE DEMOKRASİ GELİR” başlığı ile şu şekilde değerlendirmiştim.

“Recep Tayyip Erdoğan’ın “Bizim kendisini muhalefet partisi gibi konumlandıran medya ile mücadele edebilecek, gücümüz var.” sözü her türlü anlamı içinde barındırmakta ve her türlü mesajı vermektedir. Basın özgürlüğünün ateşli tartışıldığı şu günlerde ve bugüne kadar medya üzerinde yapılan baskılara baktığımızda AKP’nin nasıl bir mücadele yaptığını herkes görmüştür. Adalet gelirse demokrasi o zaman olur, adaletin ve demokrasinin gelmesi de artık gayet net anlaşılmıştır ki; AKP’nin gidişine bağlıdır.” (12 Mart-2011)

***

Cemaat o günlerde AKP’nin yanında yeralıyor ve bu baskıları destekliyordu. Gün geldi bugün aynı baskıyı kendileri yaşıyor. Gazete, televizyon, dergi ve radyoları bir bir elinden alınıyor. Kayyum aracılığıyla ellerinden alınan her medya organını da anında AKP’nin parti yayın organına dönüştürüyorlar. Hemen ertesi gün Recep Tayyip Erdoğan’ın fotoğrafları bu medya organlarında manşet oluyor.

Recep Tayyip Erdoğan, “Bizim kendisini muhalefet partisi gibi konumlandıran medya ile mücadele edebilecek, gücümüz var.” sözünü fiili olarak uygulamaktadır.

Mesele cemaat medyasına şuan yaşanan baskı da değildir. Bu baskıyı cemaatçi, solcu, ülkücü, milliyetçi her medya organı yaşamaktadır. AKP ve Recep Tayyip Erdoğan’a muhalefet olan her kesim bunu yaşamaktadır. O yüzden her kesim “basın özgürlüğüne” sahip çıkmalıdır.

Mesela Ortadoğu Gazetesi‘nin yöneticileri gazete çıkarmaktan çok ömrünü adliye de geçirmektedir. Her türlü bahane ile sürekli dava ve soruşturma açılmaktadır. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın şahsıma açtığı davanın sayısı 31’i bulmuştur. Hiçbir suç teşkil etmeyen yazılarıma yıldırma davaları açmaktadır. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nu eleştirdiğim, MHP Lideri Devlet Bahçeli’ye ait sözleri kullandığım yazılarıma bile dava açabilmektedir.

Sonrada çıkıp “Basın özgürlüğünden” bahsetmektedirler. Türkiye’de basın özgürlüğü yoktur. İktidar gücünü kullanarak basını susturma, yıldırma, bitirme girişimi vardır.

Bunun mimarı Recep Tayyip Erdoğan’dır. Ahmet Davutoğlu her konuda etkisiz elemandır. Basın özgürlüğü konusunda ki ifadeleri de sadece bir masaldan ibarettir.

Tek başına iktidarda medyaya bu baskıyı kuranlar, “Başkanlık Sistemi” geldiğinde muhalif her medya patronunu ve yazarları muhakkak birer birer asarlar. Bundan kimsenin şüphesi olmasın…

AKP öyle bir suç batağında ki, muhalifleri susturmak için idam ettirse onlara göre yeri vardır.

YILDIRAY ÇİÇEK

SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER